Motivasyon, gün içinde dalgalanan ve çoğu zaman dış etkenlerden kolayca etkilenen bir durumdur. Ancak iyi haber şu ki motivasyonu yükseltmek ve gün boyu sürdürülebilir hâle getirmek için büyük değişikliklere gerek yoktur. Küçük ama bilinçli alışkanlıklar hem zihinsel hem de fiziksel enerjiyi belirgin biçimde artırabilir. Günlük yaşamın temposu içinde motivasyonu canlı tutmak aslında kendinle kurduğun ilişkiyi güçlendirmekle başlar.
Güne nasıl başladığın günün geri kalanını doğrudan etkiler. Sabah uyanır uyanmaz yatağını toplamak gibi basit bir davranış bile zihinde “bir şey başardım” hissi oluşturur. Bu küçük başarı duygusu gün boyunca yapılacak işler için olumlu bir zemin hazırlar. Aynı zamanda güne başlarken net ama ulaşılabilir bir hedef belirlemek zihnin dağılmasını önler. “Bugün her şeyi bitirmeliyim” demek yerine “Bugün şu işi tamamlasam yeter” demek motivasyonu daha gerçekçi kılar. Sabahın ilk dakikalarında telefona gömülmemek de oldukça önemlidir çünkü sosyal medya ve bildirimler daha güne başlamadan zihinsel yorgunluk yapabilir.

Gün içinde motivasyonu korumanın en etkili yollarından biri işleri küçük parçalara ayırmaktır. Büyük ve belirsiz hedefler çoğu zaman ertelemeye yol açar. Oysa yapılacakları somut ve kısa adımlara bölmek hem kontrol hissi verir hem de ilerlemeyi görünür kılar. Zaman tutarak çalışmak örneğin 25 dakika odaklanıp 5 dakika mola vermek zihnin yorulmasını engeller. Bu molalarda kısa yürüyüşler yapmak esnemek veya sadece nefese odaklanmak bile enerji seviyesini yükseltir.
Motivasyon sadece zihinsel değil, aynı zamanda fiziksel bir süreçtir. Gün içinde yeterince su içmek düzenli beslenmek ve hareket etmek odaklanma gücünü ciddi şekilde etkiler.

Ayrıca müzik de motivasyon üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Kişiye iyi hissettiren enerjisini yükselten müzikler özellikle zor veya sıkıcı işlerde itici bir güç olabilir.
Akşam saatleri ise motivasyonu değerlendirmek ve pekiştirmek için önemli bir fırsattır. Gün içinde yapılanları gözden geçirmek “hiçbir şey yapmadım” düşüncesinin çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını fark ettirir. Küçük de olsa tamamlanan işleri görmek özgüveni artırır. Kendine küçük ödüller vermek de motivasyonu destekler sevilen bir dizi kitap ya da keyifli bir aktivite zihnin dinlenmesini sağlar.
Uzun vadede motivasyonu sürdürebilmenin anahtarı ise kendine karşı anlayışlı olmaktır. Başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi ilerlemene odaklanmak dinlenmeyi bir suç gibi görmemek ve gerçekçi hedefler koymak motivasyonun en sağlam dayanaklarıdır. Unutulmamalıdır ki motivasyon her zaman yüksek olmak zorunda değildir önemli olan düştüğünde onu yeniden ayağa kaldıracak alışkanlıklara sahip olmaktır.

Bu soru son derece değerlidir sorman bile iyileşme yolunda atılmış bir adım anlamına gelir. En başta şu gerçeğin altını çizmek gerekir: Depresyondan çıkmak “tek başına güçlü olmak” ya da her şeyi kendi kendine aşmak demek değildir. Yaşadığın durum senin suçun değildir ve bir zayıflık göstergesi olarak görülmemelidir. Depresyon hem zihni hem de bedeni etkileyen gerçek bir sağlık sorunudur ve doğru destekle birlikte hafifleyebilir hatta yönetilebilir hâle gelebilir.

Öncelikle bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: Depresyondan bir anda çıkılmaz. İyileşme süreci çoğu zaman küçük ama düzenli adımlarla ilerler. Kendinden hemen iyi hissetmeni beklemek yerine bugün dünden biraz daha az zorlanmayı hedeflemek çok daha gerçekçi ve sağlıklıdır. Bu yaklaşım kişinin kendisine yüklenmesini azaltır ve süreci sürdürülebilir kılar.

Zihinsel açıdan bakıldığında depresyonun düşünce biçimini etkilediği unutulmamalıdır. Aklına gelen her düşüncenin mutlak gerçek olduğunu kabul etmek zorunda değilsin. Depresyon zihne “hiçbir şey düzelmeyecek” ya da “hep böyle kalacak” gibi karamsar mesajlar verebilir ancak bunlar çoğu zaman hastalığın ürettiği düşüncelerdir gerçeğin kendisi değildir. Bu nedenle iç sesinle kurduğun ilişkiyi daha yumuşak hâle getirmek önemlidir. “Neden böyleyim?” diye kendini sorgulamak yerine “Şu an zorlanıyorum ve bunun bir nedeni var” diyebilmek duygusal yükü hafifletir.
Fiziksel durum da ruh hâliyle doğrudan ilişkilidir. Kendini zorlamak gerekmez ancak hafif düzeyde hareket beklenenden daha fazla fayda sağlayabilir. Günde 5–10 dakikalık bir yürüyüş bile ruh hâlinde olumlu bir değişime neden olabilir. Uyku ve beslenme düzenindeki bozulmalar depresyonu ağırlaştırabilir bu noktada amaç mükemmel olmak değil biraz daha düzenli bir ritim yakalamaktır.