Araştırmalar, cep telefonlarının hijyen açısından sanılandan çok daha riskli olabileceğini ortaya koyuyor. Çeşitli çalışmalara göre akıllı telefonlar, tuvalet kapağına kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla bakteri barındırabiliyor. Üstelik bu mikroorganizmalar arasında bağırsak kökenli Escherichia coli (E. coli), Salmonella ve Enterococcus da yer alıyor.
Diyetisyen Büşra Çalışkan konuyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Öte yandan risk yalnızca mikroplarla sınırlı değil. Dışkılama sırasında telefonla ilgilenmek, beynin bağırsaklarla kurduğu doğal iletişimi sekteye uğratabiliyor. Bu durum, tuvalette gereğinden uzun süre kalmaya neden oluyor. Uzun süre klozette oturmak ise hemoroid (basur), kabızlık ve anal bölgedeki damarların zorlanmasına bağlı çeşitli rahatsızlıkların gelişme riskini artırıyor.
Günümüzde akıllı telefonlar hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak uzmanlar, tuvalete telefonla girme alışkanlığının hem hijyen hem de sindirim sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığı konusunda uyarıyor.

Akıllı telefonlar gün boyunca elimizden düşmüyor toplu taşımada, iş yerinde, mutfakta ve hatta tuvalette… Ancak uzmanlara göre en büyük risk, cihazların hijyen açısından en hassas ortamlardan biri olan tuvalette kullanılmasıyla ortaya çıkıyor. Yapılan çeşitli araştırmalar, cep telefonlarının yüzeyinde tuvalet kapağına kıyasla katbekat fazla bakteri bulunabildiğini gösteriyor.

Özellikle bağırsak kaynaklı mikroorganizmalar arasında yer alan Escherichia coli (E. coli), Salmonella ve Enterococcus gibi bakteriler telefon yüzeylerinde tespit edilebiliyor. Bu mikroorganizmalar; ishalden idrar yolu enfeksiyonlarına, bağışıklığı zayıf kişilerde ise daha ciddi tablolara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Telefonun tuvalet ortamında açıkta tutulması, sifon çekildiğinde havaya karışan mikroskobik parçacıkların cihaz yüzeyine tutunmasına neden olabiliyor. Ardından eller, yüz ve ağız yoluyla bu bakteriler kolaylıkla vücuda taşınabiliyor. Uzmanlar, düzenli olarak temizlenmeyen cep telefonlarının adeta “taşınabilir bir mikrop deposu” haline geldiğine dikkat çekiyor.
Risk yalnızca bakterilerle sınırlı değil. Uzmanlar, tuvalette telefonla vakit geçirmenin sindirim sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yapabileceğini belirtiyor. Dışkılama sırasında telefona odaklanmak, beynin bağırsaklarla kurduğu doğal iletişimi sekteye uğratabiliyor. Bu durum, kişinin ihtiyacını tamamladıktan sonra dahi klozette kalmaya devam etmesine yol açabiliyor.

Uzun süre klozette oturmak ise anal bölgedeki toplardamarlar üzerinde basınç artışına neden oluyor. Bu da hemoroid (basur), kabızlık ve çeşitli anorektal rahatsızlıkların gelişme riskini artırabiliyor. Özellikle kronik kabızlık sorunu yaşayan bireylerde bu alışkanlık, mevcut şikâyetleri daha da ağırlaştırabiliyor.

Sağlık profesyonelleri, basit ama etkili önlemlerle riskin azaltılabileceğini belirtiyor. Öne çıkan öneriler şöyle:
Tuvalete telefonla girmemek
Telefonları düzenli aralıklarla uygun dezenfektanlarla temizlemek
Tuvalette geçirilen süreyi gereksiz yere uzatmamak
Dışkılama ihtiyacını ertelememek
Lif açısından zengin beslenmek ve yeterli su tüketmek

Uzmanlara göre birkaç dakikalık “ekran molası”, uzun vadede hem hijyen hem de sindirim sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.