Yasemin’in Penceresi programına konuk olan dizi, sinema ve tiyatro oyuncusu Doğa Rutkay, ilginç çocuk açıklamasıyla seyircilerin dikkatini çekti. Program sırasında, hiç çocuğunun olmasını istemediğini söyleyen Doğa Rutkay’ın yaptığı açıklamalar izleyenlerin ilgisini çekti. İşte detaylar…
Her Pazar saat 13.00’te TGRT Haber ekranlarında birbirinden başarılı ve yetenekli sanatçıları konuk eden Yasemin’in Penceresi programında bu hafta konuk olarak yetenekli oyuncu Doğa Rutkay yer aldı. Programda yaptığı dikkat çeken açıklamalar ve sürpriz konuk isimle seyircilerin ilgisini toplamayı başardı.

Yasemin Bozkurt, Doğa Rutkay’a “Çocuk sahibi olmayı düşünmedin, doğru mu?” sorusunu yöneltti. Doğa Rutkay’ın verdiği cevap ise oldukça dikkat çekti:
“Doğru, tabii ki. Ben hala yaşanacak, tek başıma ve kocamla yaşayacağımız daha hani özgür orayı da görürüz, buraya da görürüz hayallerindeydim. Yani ben 36 bitiyordu evlendik, 39 bitiyordu anne oldum. Yani gerçekten hiç aklımda yoktu böyle bir şey ama orada da eşim çok destek oldu. Bana dedi ki, iki tür kadın vardır. Bir kadın anne olmayı tercih etmez, anne olmak zorunda da değildir. O her halükarda mutludur ya geçmişten gelen şeyleriyle anneliği tercih etmez. Ama sen anne olmak zorundasın dedi bana. Çünkü anneanneme çok uzun yıllar baktım. Kendi evladım gibi. Anaç bir yapım vardı. Sanıyorum eşim de öyle görmüş. Yani sen anne olmayı denemelisin bence.”
Bu açıklamaların ardından Doğa Rutkay’ın ikizleri dünyaya geldi. İstanbul’da yoğun günler geçiren Doğa Rutkay’a “İkizlerinizi özlediniz mi?” sorusu soruldu:
“Çok özledim. Şimdi birlikte izlesek diye düşünüyorum. Güzel kızım Pirayem, güzel oğlum Rutkay Kerim’im. Sizi çok seviyorum, sizi çok özledim. İyi ki varsınız. Benim güneşim, hep öyle severim onları. Güneşim, suyum, çamurum, yağmurum, ağacım, çiçeğim, her şeyimsiniz. Bulutum, birtanelerim. Kavuşacağız. Önümüzde çok güzel günler var.”

Başarılı oyuncunun hayatından kesitlere yer verilen programda en önemli anlardan biri, Doğa Rutkay’ın eşi Kerimcan Kamal’ın sözleriydi. Eşi sözleriyle, Doğa Rutkay’ı ilk kez ekranlarda ağlattı:

“Doğacığım merhaba. Yasemin Hanım sizinle de benim de televizyonculuk yaptığım o eski yıllardan sonra tekrar bir araya gelmek çok keyifli. Canımın içi. Ay ne güzel. Yıllar akıp gidiyor. Bizim de Doğa’yla evliliğimizde 12. sene olmuş. Yıllar önce İstanbul’da bir tiyatronun önünden geçerken Doğa’ya dedim ki, biliyor musun Doğa, annem beni küçükken burada bir oyuna getirmişti ve ben babanı, Rutkay babayı ilk kez orada sahnede izledim. Hep senin bir halk düşmanı oyunuydu, hiç unutmuyorum. Şimdi de anladın. Yemin söylediğim oyun. E değil, beni hatırlamadın mı? Nasıl yani dedim. Babamın yanındaki küçük kız bendim dedi. Ben ilk kez babamın yanında sahneye çıktım. 7-8 yaşlarındaydım. Doğru, ben de 15 yaşındaydım ve gerçekten o gün Doğa’yı tanıdığımı zannettiğimden çok çok önce sahnede izlediğimi anladım. Kader Doğa’nın içinde hiç kötülük yoktur. Bir kelimeyle tarif et derseniz Doğa’yı, o kelime merhamet olabilir. İnsana, hayvana, kediye, köpeğe her türlü canlıya kalbinde merhamet vardır. Mesleğine aşık bir insandır. Bizim annemizdir. Her şeyden önce. E peki yani bunca yıllık evlilikten sonra hiç mi huysuzluğu yok? Hiç mi kötü bir şey söylemeyeceksin derseniz, valla benim ona yaptığımdan daha fazla huysuzluk yapmaz bana. Ama evlilikte, ilişkilerde biraz ilişkinin merkezine kendinden daha çok seveceğin bir insanı bulduğun zaman devam edebiliyor, keyifli olabiliyor. Bizi izleyenlere, orada çalışan tüm dostlarımıza ve sizlere hoşçakal diyorum. Sizinle olmak çok keyifliydi. Doğa’cığım seni seviyoruz.”

Doğa Rutkay ise eşinin sözleri karşısında duygularını şöyle paylaştı:
“İlk gözyaşımı da damlatmış oluyorum Türk televizyonlarında. Bilmiyorum. Çok severim eşimi. Allah isteyen herkesin gönlüne göre versin. Çünkü seçtiğiniz bir insanla, yani anne değil, baba değil, kardeş değil. Seçtiğiniz bir insanla bir ömür geçiriyor olmak iyisiyle, acısıyla… Tatlı ki bizim hırgürümüz de çoktur. Yani biz öyle romantik, aman ne tatlı cicibici bir çifte değilizdir, hırgürümüz de vardır ama hiç küslüğümüzü uzatmayız. Hiç uzatmayız. Bu da belki evliliğin en önemli temel taşlarından biri. Bambaşkayızdır ama ilişkilerde şey var galiba, o benim bütün eksiklerimi bilir, hatalarımı bilir, defolarımı bilir ama bunları benim yüzüme hiç vurmaz. Yani beni hiç küçük düşürmez, incitmez. Anlatabiliyor muyum ne demek istediğimi? Keza ben de ona öyle. O bence ilişkiyi uzun süre ve sevgiyi, aşkı götüren şey o bence. Ne kadar ilginç değil mi? O yarışa girmemek, anlatabiliyor muyum? Onun açığını bulup da ben de ona buradan saldırayım dememek. İşte dostluk da öyle, benim eşimle olan ilişkim de öyle, dostluğumla olan ilişkim de öyle.”