Uzman Psikolog Sena Sivri, birçok anne babanın çocuklarını dış dünya ve internet gibi alanlarda koruma kaygısı taşıdığını, bu nedenle bazı ailelerin aşırı kontrolcü davranırken bazılarının ise ne yapacağını bilemediğini belirtiyor.
Çocukların yaşadıkları sorunları çoğu zaman açıkça söylemek yerine davranışlarıyla gösterdiğini ifade eden Sivri, bu değişimlerin sıkça “ergenliktir geçer” gibi düşüncelerle göz ardı edilebildiğini söylüyor.
Oysa uzmanlara göre, çocuklardaki ani davranış değişimleri önemli birer işaret olabilir ve erken fark edildiğinde birçok sorun büyümeden çözülebilir. Bu nedenle anne babaların çocuklarını yargılamadan gözlemlemesi, sakin kalması ve gerektiğinde profesyonel destek alması gerektiği vurgulanıyor.
Çocuğun daha önce göstermediği şekilde bağırması, eşyaları fırlatması ya da kardeşine ve arkadaşlarına zarar vermesi, yalnızca geçici bir “huysuzluk” olarak görülmemelidir. Bu tür davranışlar, altta yatan duygusal bir zorlanmanın işareti olabilir.

Daha önce sosyal ve konuşkan olan bir çocuğun giderek odasına kapanması, aileyle vakit geçirmekten kaçınması ve arkadaş çevresinden uzaklaşması önemli bir uyarı sinyali olarak değerlendirilmelidir.
Gece korkuları, sık uyanma, kabuslar, iştahsızlık ya da tam tersi aşırı yeme eğilimi; çocuğun psikolojik olarak zorlandığını ve içsel bir yük taşıdığını gösterebilir.
Daha önce başarılı olan bir öğrencinin kısa sürede derslerden kopması, unutkanlık yaşaması, okula gitmek istememesi veya öğretmenlerden gelen olumsuz geri bildirimlerin artması yalnızca isteksizlik olarak değerlendirilmemelidir.

Telefonu sürekli gizleme, sosyal medya hesaplarını sık sık değiştirme, kimlerle iletişim kurduğunu saklama ve gece geç saatlere kadar çevrim içi kalma gibi davranışlar dikkatle takip edilmelidir.
“Ben olmasam daha iyi”, “Kimse beni anlamıyor”, “Yaşamak istemiyorum” gibi ifadeler asla hafife alınmamalı ve mutlaka ciddiye alınmalıdır.

Uzman Psikolog Sena Sivri’ye göre, çocuklarla sağlıklı iletişimin temelinde onların “görüldüklerini ve anlaşıldıklarını” hissetmeleri yer alır.
Gün içinde kısa da olsa birlikte geçirilen kaliteli zaman, çocuğun duygusal güvenini güçlendirir.
Çocuğu yargılamadan dinlemek, kendini ifade etme cesaretini artırır.

Çocuğun duygularına isim vermek, hislerini tanımasına ve düzenlemesine yardımcı olur.
Sınırların sevgi diliyle anlatılması, kuralların çocuk tarafından daha kolay benimsenmesini sağlar.
İletişimde zorlanılan durumlarda profesyonel destek almak, sorunların büyümeden çözülmesine katkı sunar.

1 Her gün kısa da olsa çocuğunuza kaliteli zaman ayırın. 15 dakikalık kesintisiz ilgi bile çocuk için oldukça değerlidir.
2 Yargılamadan dinlemeye özen gösterin. Hemen çözüm ya da öğüt vermek yerine, önce ne hissettiğini anlamaya çalışın.
3 Duygularına isim verin. “Kızgın görünüyorsun” ya da “Canın sıkkın gibi” gibi ifadeler, çocuğun kendini anlaşılmış hissetmesine yardımcı olur.
4 Kural koyarken aynı zamanda bağ kurmayı ihmal etmeyin. Sevgiyle açıklanan sınırlar, çocuklar tarafından daha kolay kabul edilir.
5 Gerekli durumlarda profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Erken müdahale, olası sorunların büyümesini önleyebilir.