Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
1986’daki Çernobil felaketinin ardından radyasyona maruz kalan kişilerin çocuklarında DNA mutasyon kümeleri tespit edildi. Bilim insanları etkinin kuşaklar arası iz bırakabildiğini söylüyor; ancak sağlık riski açısından tablo beklenenden daha sakin.
1986 yılında yaşanan Çernobil Nükleer Felaketi’nin etkileri, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ araştırılıyor. İyonlaştırıcı radyasyonun insan sağlığı üzerindeki sonuçları uzun süredir bilim dünyasının gündeminde. Son yayımlanan kapsamlı bir çalışma ise dikkat çekici bir gerçeğe işaret etti: Radyasyonun genetik izleri yalnızca maruz kalan kişilerle sınırlı kalmamış olabilir.
Araştırmaya göre, Çernobil sonrası radyasyona maruz kalan ebeveynlerin çocuklarında DNA üzerinde belirli mutasyon kümeleri saptandı. Üstelik bu çalışma, iyonlaştırıcı radyasyonun insan genomunda kalıtsal iz bırakabildiğini açık biçimde gösteren ilk araştırma olarak kayda geçti.
Araştırma, Almanya’daki Bonn Üniversitesi öncülüğünde yürütüldü. Daha önce yapılan çalışmalar, radyasyona bağlı yeni DNA mutasyonlarının ebeveynden çocuğa doğrudan geçip geçmediğini araştırmıştı; ancak sonuçlar net değildi.
Bu kez bilim insanları farklı bir yola başvurdu. Çocukların genomunda, ebeveynlerinde bulunmayan ve birbirine çok yakın bölgelerde yer alan “kümeleşmiş de novo mutasyonlar”a (cDNM) odaklanıldı.
En az iki mutasyonun kısa bir DNA segmentinde birlikte görülmesiyle tanımlanan bu kümelerin, radyasyonun yol açtığı DNA kırıkları sonucunda ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. DNA onarım süreci kusursuz işlemediğinde ise bu kırıklar geride mutasyon kümeleri bırakabiliyor. Yani mesele tek bir değişiklik değil; küçük ama dikkat çekici kümeler.
Araştırmacılar, radyasyona maruz kalan ebeveynlerin çocuklarında bu cDNM sayısının anlamlı biçimde arttığını tespit etti. Dahası, ebeveynin aldığı tahmini radyasyon dozu yükseldikçe çocukta görülen mutasyon kümesi sayısının da artma eğiliminde olduğu belirlendi.
Çalışmada üç farklı grup karşılaştırıldı.
Çernobil temizlik çalışmalarında görev alan kişilerin 130 çocuğunun genomu incelendi. Buna ek olarak, muhtemel saçılma radyasyonuna maruz kalmış Alman askeri radar operatörlerinin 110 çocuğu da analiz edildi. Kontrol grubu olarak ise radyasyona maruz kalmadığı belirlenen ebeveynlerin 1.275 çocuğunun tüm genom dizilemesi yapıldı.
Ortaya çıkan tablo çarpıcıydı.
Çernobil grubundaki çocuk başına ortalama 2,65 cDNM saptandı. Radar grubunda bu sayı 1,48 olurken, kontrol grubunda 0,88 olarak belirlendi. Araştırmacılar veri gürültüsü nedeniyle rakamların bir miktar yüksek tahmin edilmiş olabileceğini kabul ediyor. Ancak istatistiksel düzeltmeler sonrası farkın anlamlılığını koruduğu vurgulanıyor.
Bulgular genetik aktarımı ortaya koyuyor; ancak sağlık riski açısından ciddi bir alarm zili çalmıyor. Çalışmada, radyasyona maruz kalan ebeveynlerin çocuklarında hastalık riskinin belirgin biçimde arttığına dair bir kanıt bulunmadı.
Bunun önemli bir nedeni var. Tespit edilen mutasyon kümelerinin büyük kısmı protein kodlamayan DNA bölgelerinde yer alıyor. İnsan genomunun yalnızca küçük bir bölümü doğrudan protein üretiminden sorumlu. Bu nedenle söz konusu değişikliklerin hastalık oluşturma ihtimali görece düşük değerlendiriliyor.
Araştırmacılar ayrıca baba yaşı arttıkça çocuklara aktarılan mutasyon sayısının doğal olarak yükseldiğini hatırlatıyor. Hatta ebeveyn yaşına bağlı hastalık riskinin, bu çalışmada incelenen radyasyon kaynaklı potansiyel riskten daha yüksek olduğu belirtiliyor.