Tgrt Haber

Yazarlar

Tümü
Bataklıkta açan çiçek!

Tarihin en kötü sezonlarından biri. Lider ile puan farkı 43. Sezona başlarken rezalet transferler, hem Avrupa hem de ligde üst üste alınan mağlubiyetler...

Tüm bu yaşanılanların üstüne Şenol Güneş ile gelen ilk istifa ve tabii ki olması gereken, Ahmet Nur Çebi’nin, beklenen seçim kararını açıklaması.

Bir sezon düşünün ki, başkan gitmiş, yönetim değişmiş, 5 teknik adam gitmiş, her şey kötü gitmiş. Beşiktaş o kadar büyük bir camia ki ve o kadar büyük bir takım ki bu kadar kötü sezonda bile kupa şampiyonu olmayı başardı.

Trabzonspor ile oynanan kupa finali o kadar heyecanlı geçti ki maç iki defa gitti, geldi. Tribünler muhteşem, atmosfer muhteşem ve bu sezonun en iyi futbolunu ortaya koyan Beşiktaş, maçtan önce Trabzonspor’dan çekinilen tek oyuncu Paul Onuachu’dan gol yemeyi başaran hem de açık alanda yakalanarak gol yemeyi başaran yine Beşiktaş. Ghezzal’ın hatalı pası, Necip Uysal’ın boşa hamlesi ve Omar Colley’in kötü savunması ile yenilen gol moralleri bozdu.

Beşiktaş bu gole, üst üste yaptığı ataklarla cevap vermek istese de, her Beşiktaş maçında üst düzey performans sergilemeyi başaran Uğurcan Çakır yine kalesinde devleşti ve 3 net pozisyonu savuşturmayı başardı.

Tam ilk yarı bitti dediğimiz anda, maçtan önce çok tartışılan ama benim güvendiğim Ali Şansalan tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Bu penaltı golü, adeta kupanın habercisi niteliğindeydi.

Al Musrati, muhteşem performansını bir de muhteşem golle süsledi. Gedson Fernandes, Salih Uçan, Mert Günok, Masuaku, Muleka günün başarılı isimleriydi ama Al Musrati çok başka bir seviyeydi. Bonservisine verilen ücret çok tartışılmıştı. Fenerbahçe ve Galatarasay derbi maçlarında yapmış olduğu hatalarla çok eleştiri almıştı; lakin finalde gösterdiği performans ve kalitesi ile gerçek Musrati’yi herkese ispatladı.

Ülkemize yeni gelen yabancı oyuncuların adaptasyon sürecini unutmadan eleştirilerimizi yaparsak daha adaletli oluruz. Nitekim Al-Musrati ülkemize geldi, hamile eşi gelemedi ve doğum yaptı. Bu şartlar altında yüksek performans beklemek akılcı olmasa gerek.

Maç kaybedilmiş olsaydı Kasımpaşa ile pazar günü bir final daha oynanacaktı ve belki de Beşiktaş Avrupa bileti alamayacaktı. Kazanan Beşiktaş oldu. Kupa demek; prestij demek para demek, Avrupa bileti demek, iyi transferler demek, sezonu geç açmak demek, kampa birçok oyuncunun yetişmesi demek.

Beşiktaş büyük takım refleksi göstererek, kötü sezonda müthiş top oynayarak, hakkıyla şerefiyle tertemiz bir kupayı daha müzesine koymayı başardı. Bunda emeği geçen herkesi tebrik ederiz.

Bu, iyi günlerin sinyaliydi, çok daha güzel günler Beşiktaş’ı bekliyor inşallah. Şimdi hedefte TFF Süper Kupa var. Türkiye şampiyonu kim olursa olsun, Beşiktaş rakibini mağlup ederek müzesine mutlaka Süper Kupa'yı da koyacaktır.

24 Mayıs 2024
Geleceğin yolu, merkeziyetsiz navigasyon

Günümüzde teknoloji ve dijitalleşme hızla ilerlerken, navigasyon sistemleri de bu gelişmelerden nasibini alıyor. Geleneksel navigasyon sistemleri, merkezi yapıları ve verilerin tek bir noktada toplanmasıyla bilinirken, merkeziyetsiz navigasyon kavramı, bu durumu tamamen değiştirerek, kullanıcıların daha güvenli, verimli ve özgür bir şekilde seyahat etmelerini sağlamayı hedefliyor. Mahremiyetin bu kadar ön plana çıktığı bugünlerde bu yazı ile dikkatinizi çekmeyi planlıyorum. Bu makalede, merkeziyetsiz navigasyonun ne olduğu, nasıl çalıştığı, avantajları ve dezavantajları ile gelecekteki potansiyel etkilerini ele almaya çalışacağım. Aslında çaktırmadan da üzerinde hali hazırda çalıştığımız projemiz ile ilgili de göz kırpmış olacağım.

Merkeziyetsiz navigasyon, verilerin ve hizmetlerin merkezi bir otorite veya sunucu yerine, dağıtık bir ağ üzerinde paylaşıldığı ve yönetildiği bir sistemdir. Bu yaklaşım, blockchain teknolojisi ve diğer dağıtık defter teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilir. Merkeziyetsiz navigasyon sistemleri, kullanıcıların konum verilerini ve yol tariflerini merkezi bir sunucuya bağımlı olmadan paylaşmalarına ve erişmelerine olanak tanır.

Merkeziyetsiz sistemlerinin temelini, sanılanın aksine sadece Bitcoin olarak bildiğiniz, duyduğunuz para biriminin ağ teknolojisi olan blockchain teknolojisi oluşturur. Blockchain, verilerin şifrelenerek bloklar halinde zincirleme bir yapıda saklandığı ve tüm ağ katılımcıları tarafından doğrulanan bir defterdir. Bu sayede, merkezi bir otoritenin kontrolüne ihtiyaç duyulmadan, verilerin güvenli bir şekilde paylaşılması ve doğrulanması mümkün olur.

Bir merkeziyetsiz navigasyon sistemi, kullanıcıların cihazlarından (örneğin, akıllı telefonlar veya araç içi sistemler) gelen verileri toplayarak, bu verileri blockchain ağı üzerinde işler. Her kullanıcı, ağın bir parçası olarak verilerin doğrulanmasına katkıda bulunur ve aynı zamanda ağdaki diğer kullanıcıların verilerine erişebilir. 

Kullanıcıların konum, hız, rota ve trafik verileri cihazları aracılığıyla toplanır. Toplanan veriler, blockchain teknolojisi kullanılarak şifrelenir ve bloklar halinde zincirlenir. Şifrelenmiş veriler, ağdaki diğer kullanıcılarla paylaşılır ve doğrulama sürecine dahil edilir. Ağdaki kullanıcılar, verilerin doğruluğunu ve bütünlüğünü doğrular. Doğrulanan veriler kullanılarak, en uygun rota ve trafik bilgileri hesaplanır ve kullanıcılara sunulur. İşleyişi aşağı yukarı bu şekilde özetlemek mümkün olabilir.

Merkeziyetsiz navigasyon sistemlerinin en büyük avantajlarından biri, güvenlik ve gizlilik konusundaki üstün performansıdır. Verilerin şifrelenerek saklanması ve merkezi bir otoritenin kontrolüne ihtiyaç duyulmaması, kullanıcıların konum ve seyahat bilgilerinin daha güvenli bir şekilde korunmasını sağlar. Ayrıca, kullanıcıların verileri üzerinde tam kontrol sahibi olmaları, gizlilik endişelerini de büyük ölçüde azaltır.

Verimlilik ve Güncellik bakımından da bir çok avantaj sağlar. Ağdaki tüm kullanıcıların verilerine anlık olarak erişebilir ve bu verileri güncel tutar. Bu sayede, trafik durumu, yol çalışmaları ve diğer seyahat bilgileri her zaman en güncel haliyle kullanıcılara sunulur. Ayrıca, merkeziyetsiz yapı, ağdaki yoğunluğu ve veri işleme yükünü dağıtarak, daha hızlı ve verimli bir navigasyon deneyimi sağlar.

Merkezi bir sunucunun çökmesi veya saldırıya uğraması gibi risklere karşı daha dayanıklıdır. Verilerin dağıtık bir ağ üzerinde saklanması ve yönetilmesi, herhangi bir noktanın çökmesi durumunda bile sistemin çalışmaya devam etmesini sağlar. Bu da, kullanıcıların her zaman kesintisiz bir navigasyon hizmeti almasını garanti eder.

Merkeziyetsiz navigasyon sistemlerinin yaygınlaşması, kullanıcıların ve hizmet sağlayıcıların bu yeni teknolojiye uyum sağlamasını gerektirir. Geleneksel merkezi sistemlere alışmış kullanıcılar için, merkeziyetsiz yapıya geçiş bir öğrenme süreci ve alışma dönemi gerektirebilir. Ayrıca, mevcut altyapının merkeziyetsiz sistemlerle uyumlu hale getirilmesinde zaman alabilir.İşte tam da bu sebepten web2 kullanıcılarını yani hali hazırda sizleri de bu yeni modele alıştırmak için bazı planlar içindeyiz. Buraya kadar merkeziyetsiz yapıyı anlatmış olsam da kullanıcılar olmadan bu tarz bir projenin hayat bulması zor olacak, ya da zaman alacaktır. Bu sebeple çalışmalarımızı burjuvai bir hava ile kısıtlı kullanıcılara sunmak yerine daha barışık ve öğretici bir model ile kolaylaştırıcı çözümlerimiz eşliğinde sizlerle buluşturmak niyetindeyiz. Vizyonu merkeziyetsiz bir navigasyon olan proje sayesinde; kullandığınız ve sizden izin alınmadan alınan, kullanılan verilerinizin sadece sizin onayınız ile ve karşılığında bir ödeme aldığınız yöntemi düşünün. Sizi iyi bir şoför olmaya teşvik eden, yeşil rotaları tercih ederseniz karbon ayak izinizi sıfırlamanıza yardımcı araçlar barındıran, belki yol üzeri görevler sayesinde ek kazançlar sunan bir app düşünün. Bakırköy'den Taksime kadar katettiğiniz 15km'lik gps izinizi bize satar mısınız teklifidir aslında işin Türkçesi. 

Bu yapı gelecekte seyahat ve ulaşım alışkanlıklarımızı kökten değiştirebilir. 
Akıllı Şehirler ve Ulaşım Sistemlerinin yoğunlukla konuşulduğu düşünülürse; merkeziyetsiz navigasyon sistemleri, akıllı şehirler ve entegre ulaşım sistemlerinin gelişimine katkıda bulunabilir. Trafik yönetimi, toplu taşıma entegrasyonu ve acil durum müdahaleleri gibi alanlarda daha verimli ve güvenli çözümler sunabilir.

Otonom araçlar, merkeziyetsiz navigasyon sistemleri sayesinde daha güvenli ve etkili bir şekilde çalışabilir. Anlık veri paylaşımı ve doğrulama süreçleri, otonom araçların çevreleriyle daha iyi etkileşimde bulunmasını ve daha güvenli seyahat etmelerini sağlayabilir.

Kullanıcıların seyahat tercihlerini ve alışkanlıklarını daha iyi analiz ederek, daha kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri sunabilir. Bu sayede, kullanıcılar en uygun ve hızlı rotaları seçebilir, seyahat sürelerini ve maliyetlerini optimize edebilirler.

Merkeziyetsiz navigasyon, geleceğin seyahat ve ulaşım dünyasında devrim niteliğinde bir değişim vaat ediyor. Blockchain teknolojisi ve dağıtık defter sistemleri sayesinde, daha güvenli, verimli ve kullanıcı dostu navigasyon hizmetleri sunulması mümkün hale geliyor. Ancak, bu teknolojinin tam anlamıyla benimsenmesi ve yaygınlaşması için teknik zorlukların aşılması ve kullanıcıların adaptasyon sürecinin desteklenmesi gerekiyor. Merkeziyetsiz navigasyonun potansiyel etkileri, gelecekteki seyahat deneyimlerimizi daha güvenli, verimli ve kişiselleştirilmiş hale getirebilir.

Kim bilir belki bu sayede hepimizin verdiği emekler ve yatırımları ile ortaya çıkacak bir navigasyonun ortakları olabilir, gelişimine, büyümesine, yayılmasına hep birlikte katkıda bulunabilir, yollarda kelimenin tam anlamıyla biri bizi gözetlemeden dolaşmanın keyfine varabiliriz.

23 Mayıs 2024
“Sönmeden tüten on son ocak”

Türk Dünyası'nda "bozkurt" Türklüğü temsil eder. Bir insan, bozkurt işareti yapıyorsun “BEN TÜRKÜM” diyordur.

1960 yılların çalkantılı yıllarında Alparslan Türkeş'ın destekleriyle "Ülkü Ocakları" kuruldu. Günümüzde adı Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’dır. Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ı uzun yıllardır tanırım. Tam bir beyefendidir. Özü-sözü, bir tek derdi vatan ve turandır.

Anlatmak, yazmak lazım

Ülkücü gençlik mahzundur, efendidir, civanmerttir. Ocaklı çocuklar ellerinde kitabı yüreklerinden turan sevdasını düşürmezler. Suriye’ye gittiğimde Halep sokaklarında Selami Aynur olarak Türkmenlerle el ele karşıma çıktılar. Kerkük sokaklarında gezerken size “can diyen” Yusuf Ziya Arpaçık olurlar. Türkistan şehirlerinde gezerken Anadolu’dan gelen bir genç ağabey, diyerek sarar sizi. Avrupa’da her şehirde bir ocaklı vardır. Vefakar, cefakar, çilekeş bir davanın insanları. Dünyanın dört bir yanına yıldızlar gibi dağılmış bir nesil...

15 Temmuz'un en karanlık anlarında...

Yazmak, anlatmak lazım. 15 Temmuz’un en karanlık zamanında MHP Lideri Bahçeli’nin “MHP ve ÜLKÜCÜLER seçilmiş meşru hükümetin yanındadır” açıklamasından sonra cephe hattında şer ittifakına karşı bozkurt nöbetindedirler. Devletin başı Cumhurbaşkanı, İstanbul’a havaalanına indiğinde ülkücü gençlik en öndedir. Bu kareler ne kadar verilmese de onlar oradaydı. Onlar sessiz, derin duruşları ile vatan yürekli çocuklardır.

Şimdi onları, cuma akşamları Kur’an okurken, okullarda konaklama sorunu olan kardeşlerine kalacak yer ayarlarken, evi yananlara yardım ederken görürüz. Depremin ilk dakilarinda yollara revan olan bir gençlik. Reklam yapmazlar.

Şimdi durup dururken neden bu saldırılar, anlamak lazım. 90’lı ve 2000'li yıllarda "AB-D"den ülkücülere yönelik olumsuz açıklamalar gelmişti. AB-D’liler coğrafya üzerine sadece askeri-istihbarati operasyonlar yapmıyor, toplum sosyolojisini de okuyorlar. Dinamik ve ilkeleri olan bir gençlik AB-D planları önünde bir engel.

Şair boşuna dememiş: “SÖNMEDEN TÜTEN SON OCAK.”

13 Mayıs 2024
Fenerbahçe sadece bir maçı kazanmadı

Fenerbahçe kazandı…
Sadece bir maçı kazanmadı…
Sezon başında hocasını aşağılayan, küçümseyenlere karşı kazandı…
Galatasaray’a yapılan kollamaları legalleştiren medyaya karşı kazandı…
Fenerbahçe’nin önüne her türlü engeli çekenlere karşı kazandı. 
Fenerbahçe’nin hocası derbiye çıkacakken başka hoca ile anlaştığını söylenlere karşı kazandı…
Fenerbahçe’yi dün sahada skandal bir kararla 10 kişi bırakan Arda Kardeşlere karşı kazandı.
Fenerbahçe’yi tek başına sistemle savaştıran kendi camiasının dinamiklerine karşı kazandı.
Fenerbahçe’yi 96 puan toplamasına karşılık Galatasaray’dan çok aşağıda görenlere karşı kazandı.
Fenerbahçe’nin oyuncularının emeklerini yok sayanlara karşı kazandı. 
Fenerbahçe dün kaybederse diye hazırlık yapan, koreografi hazırlayanlara karşı kazandı.
Fenerbahçe futbolcularının sahada sevinmesine bile tahammül edemeyenlere karşı kazandı.
Fenerbahçe Mehmet Büyükekşi’ye karşı kazandı.
Fenerbahçe TFF’ye karşı kazandı…

Fenerbahçe kazandı…Bu yılın legal şampiyonu Fenerbahçedir…
Konya ve Sivas maçlarında çalınan 4 puan olmasa bugün şampiyonluk kutlayacak olan Fenerbahçe hem de 10 kişiyle hem de rakibine şut bile çektirmeden kazandı…
Fenerbahçe başarısızlığı için sistem oluşturanlara karşı kazandı.

Rakibini futbol olarak ezen, hakemin aleyhine tüm kararlarına karşı 10 kişi ile bir onur mücadelesi veren bu takım tarihe çoktan geçti bile. 

İsmail Kartal’ın onur mücadelesi, Mert Hakan’ın formasına sahip çıkışı, maç sonunda Fenerbahçe bayrağını yöneticilerin elinden almayan çalışan stad müdürüne ders verilmesi, Ali Koç’un bir filmin final sahnesi gibi kahramanca oraya gelmesi dünkü maçın tarihe geçen anlarıydı. 

Fenerbahçe Başkanı ne zaman nerede olması gerektiğini bilir. Ali Koç dün olması gereken zamanda olması gereken yerdeydi. Takımını ve camiasını sahipsiz bırakmadı ve Fenerbahçe kazandı.

Mehmet Büyükekşi uykusuz geçen dün geceden sonra bugün yeni numaraları ile ortaya çıkacaktır.  Türk futbol tarihinde olmadığı kadar bir takımın şampiyonluğunu isteyen bu TFF 2 ay sonra belki gidecek ama yaptıkları tarihin en karanlık sayfalarında yer alacak. Asla unutulmayacak.
Dün gece oynanan maç da unutulmayacak. Sahada çaresiz kalan Galatasaray, 10 kişi ile destansı bir mücadele veren Fenerbahçe asla unutulmayacak. 2200 kişi ile 50 bin Galatasaraylıyı susturan Fenerbahçeli taraftarlar asla unutulmayacak. Bu maçı tek başıma kazanacağım diyen Mert Hakan unutulmayacak. Fenerbahçeli unutmayacak…Bu takımı şampiyon olsa da olmasa da tarihin en güzel yerine yazacak. Bu takımı kalbine kazıyacak. Bu destansı geceyi çocuklarına anlatacak. 
Onlara diyecekler ki siyasiler, TFF, medya, kendi camiamızdaki bazı kişiler istememesine rağmen 10 kişi ile direndik. 2200 kişi ile susturduk…Gittik, yendik, döndük…

Bugün okullara Fenerbahçe forması ile giden çocuklar. Sizin mutluluğunuzu çalanlarla tarih hesaplaşacak…Sizin gülümsemenizi çalanlara dersini tarih verecek…

20 Mayıs 2024
Meşgul olmanın yüceliği yanılgısı

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, meşgul olmak adeta bir başarı simgesi haline gelmiş durumda. Çoğumuz, günün her saatini bir şeylerle doldurmanın, sürekli olarak üretken olmanın ve durmaksızın çalışmanın övüldüğü bir kültürde yaşıyoruz. Ancak bu "MEŞGULİYET YÜCELTMESİ” hem fiziksel ve zihinsel sağlığımızı olumsuz etkiliyor hem de yaşamın gerçek anlamını göz ardı etmemize neden oluyor.

Meşgul olmanın yüceltilmesi, verimlilik ve başarı ile özdeşleştiriliyor. Sosyal medya platformlarında, sürekli olarak dolu ajandalar ve uzun yapılacaklar listeleri paylaşan insanları görmek olağan hale geldi. Ancak bu sürekli meşgul olma hali, aslında derin bir huzursuzluk ve tatminsizlik kaynağı olabilir. Zira sürekli bir şeylerle meşgul olmak, anı yaşamayı ve gerçekten önemli olan şeylere odaklanmayı engeller.

Meşguliyetin övüldüğü bu kültürel bakış açısı, çocukların hayatına da yansıyor ve onların da sürekli meşgul tutulması gerektiği düşünülüyor. Ebeveynler ve eğitimciler, çocukları her anını planlanan aktivitelerle doldurarak onların daima üretken olmasını teşvik ediyor. Ancak, çocukların da dinlenmeye, oyun oynamaya ve hayal güçlerini serbest bırakmaya ihtiyacı vardır. Oysa aşırı programlanmış yaşam tarzı, çocukların stres seviyelerini artırabilir ve doğal gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Çocuklara da sakinleşmeyi ve anı yaşamayı öğretmek, onların sağlıklı ve mutlu bireyler olarak büyümelerine katkı sağlar.

Meşgul olmanın parlatıldığı bu dönemde sakinleşmek ve anı yaşamak, modern hayatın karmaşasında kaybolan değerler haline geldi. Oysa ki, sakinleşmek, stres düzeylerini azaltmanın ve genel iyilik halini artırmanın anahtarıdır. Zihni ve bedeni dinlendirmek, oluşturuculuğu artırır ve karar verme yetisini güçlendirir. Meşguliyetin sürekli olarak yüceltilmesi ise zamanla tükenmişlik, enerji kaybı, umutsuzluk ve motivasyon eksikliği şikayetlerine yol açar. Bu duruma düşmemek için, kendimize dinlenme ve yenilenme zamanı ayırmak esastır. Zaman yönetimi stratejilerini kullanarak, iş ve kişisel yaşam arasındaki dengeyi sağlamak mümkündür. Özellikle "hayır" demeyi öğrenmek, gereksiz yükümlülüklerden kaçınarak daha anlamlı işlere odaklanmamıza yardımcı olur.

Sakinleşmek ve hayatın tadını çıkarmak, sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de faydalıdır. Gerçek başarı, meşguliyetin miktarıyla değil, yaşanan anların kalitesiyle ölçülür. Hayatın hızına kapılmak yerine, durup nefes almak, kendimizi dinlemek ve gerçekten önemli olan şeylere odaklanmak, huzurlu ve dengeli bir yaşamın anahtarıdır.

Pelin Öztaş

16 Mayıs 2024
Geleceğin yolu, merkeziyetsiz navigasyon

Günümüzde teknoloji ve dijitalleşme hızla ilerlerken, navigasyon sistemleri de bu gelişmelerden nasibini alıyor. Geleneksel navigasyon sistemleri, merkezi yapıları ve verilerin tek bir noktada toplanmasıyla bilinirken, merkeziyetsiz navigasyon kavramı, bu durumu tamamen değiştirerek, kullanıcıların daha güvenli, verimli ve özgür bir şekilde seyahat etmelerini sağlamayı hedefliyor. Mahremiyetin bu kadar ön plana çıktığı bugünlerde bu yazı ile dikkatinizi çekmeyi planlıyorum. Bu makalede, merkeziyetsiz navigasyonun ne olduğu, nasıl çalıştığı, avantajları ve dezavantajları ile gelecekteki potansiyel etkilerini ele almaya çalışacağım. Aslında çaktırmadan da üzerinde hali hazırda çalıştığımız projemiz ile ilgili de göz kırpmış olacağım.

Merkeziyetsiz navigasyon, verilerin ve hizmetlerin merkezi bir otorite veya sunucu yerine, dağıtık bir ağ üzerinde paylaşıldığı ve yönetildiği bir sistemdir. Bu yaklaşım, blockchain teknolojisi ve diğer dağıtık defter teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilir. Merkeziyetsiz navigasyon sistemleri, kullanıcıların konum verilerini ve yol tariflerini merkezi bir sunucuya bağımlı olmadan paylaşmalarına ve erişmelerine olanak tanır.

Merkeziyetsiz sistemlerinin temelini, sanılanın aksine sadece Bitcoin olarak bildiğiniz, duyduğunuz para biriminin ağ teknolojisi olan blockchain teknolojisi oluşturur. Blockchain, verilerin şifrelenerek bloklar halinde zincirleme bir yapıda saklandığı ve tüm ağ katılımcıları tarafından doğrulanan bir defterdir. Bu sayede, merkezi bir otoritenin kontrolüne ihtiyaç duyulmadan, verilerin güvenli bir şekilde paylaşılması ve doğrulanması mümkün olur.

Bir merkeziyetsiz navigasyon sistemi, kullanıcıların cihazlarından (örneğin, akıllı telefonlar veya araç içi sistemler) gelen verileri toplayarak, bu verileri blockchain ağı üzerinde işler. Her kullanıcı, ağın bir parçası olarak verilerin doğrulanmasına katkıda bulunur ve aynı zamanda ağdaki diğer kullanıcıların verilerine erişebilir. 

Kullanıcıların konum, hız, rota ve trafik verileri cihazları aracılığıyla toplanır. Toplanan veriler, blockchain teknolojisi kullanılarak şifrelenir ve bloklar halinde zincirlenir. Şifrelenmiş veriler, ağdaki diğer kullanıcılarla paylaşılır ve doğrulama sürecine dahil edilir. Ağdaki kullanıcılar, verilerin doğruluğunu ve bütünlüğünü doğrular. Doğrulanan veriler kullanılarak, en uygun rota ve trafik bilgileri hesaplanır ve kullanıcılara sunulur. İşleyişi aşağı yukarı bu şekilde özetlemek mümkün olabilir.

Merkeziyetsiz navigasyon sistemlerinin en büyük avantajlarından biri, güvenlik ve gizlilik konusundaki üstün performansıdır. Verilerin şifrelenerek saklanması ve merkezi bir otoritenin kontrolüne ihtiyaç duyulmaması, kullanıcıların konum ve seyahat bilgilerinin daha güvenli bir şekilde korunmasını sağlar. Ayrıca, kullanıcıların verileri üzerinde tam kontrol sahibi olmaları, gizlilik endişelerini de büyük ölçüde azaltır.

Verimlilik ve Güncellik bakımından da bir çok avantaj sağlar. Ağdaki tüm kullanıcıların verilerine anlık olarak erişebilir ve bu verileri güncel tutar. Bu sayede, trafik durumu, yol çalışmaları ve diğer seyahat bilgileri her zaman en güncel haliyle kullanıcılara sunulur. Ayrıca, merkeziyetsiz yapı, ağdaki yoğunluğu ve veri işleme yükünü dağıtarak, daha hızlı ve verimli bir navigasyon deneyimi sağlar.

Merkezi bir sunucunun çökmesi veya saldırıya uğraması gibi risklere karşı daha dayanıklıdır. Verilerin dağıtık bir ağ üzerinde saklanması ve yönetilmesi, herhangi bir noktanın çökmesi durumunda bile sistemin çalışmaya devam etmesini sağlar. Bu da, kullanıcıların her zaman kesintisiz bir navigasyon hizmeti almasını garanti eder.

Merkeziyetsiz navigasyon sistemlerinin yaygınlaşması, kullanıcıların ve hizmet sağlayıcıların bu yeni teknolojiye uyum sağlamasını gerektirir. Geleneksel merkezi sistemlere alışmış kullanıcılar için, merkeziyetsiz yapıya geçiş bir öğrenme süreci ve alışma dönemi gerektirebilir. Ayrıca, mevcut altyapının merkeziyetsiz sistemlerle uyumlu hale getirilmesinde zaman alabilir.İşte tam da bu sebepten web2 kullanıcılarını yani hali hazırda sizleri de bu yeni modele alıştırmak için bazı planlar içindeyiz. Buraya kadar merkeziyetsiz yapıyı anlatmış olsam da kullanıcılar olmadan bu tarz bir projenin hayat bulması zor olacak, ya da zaman alacaktır. Bu sebeple çalışmalarımızı burjuvai bir hava ile kısıtlı kullanıcılara sunmak yerine daha barışık ve öğretici bir model ile kolaylaştırıcı çözümlerimiz eşliğinde sizlerle buluşturmak niyetindeyiz. Vizyonu merkeziyetsiz bir navigasyon olan proje sayesinde; kullandığınız ve sizden izin alınmadan alınan, kullanılan verilerinizin sadece sizin onayınız ile ve karşılığında bir ödeme aldığınız yöntemi düşünün. Sizi iyi bir şoför olmaya teşvik eden, yeşil rotaları tercih ederseniz karbon ayak izinizi sıfırlamanıza yardımcı araçlar barındıran, belki yol üzeri görevler sayesinde ek kazançlar sunan bir app düşünün. Bakırköy'den Taksime kadar katettiğiniz 15km'lik gps izinizi bize satar mısınız teklifidir aslında işin Türkçesi. 

Bu yapı gelecekte seyahat ve ulaşım alışkanlıklarımızı kökten değiştirebilir. 
Akıllı Şehirler ve Ulaşım Sistemlerinin yoğunlukla konuşulduğu düşünülürse; merkeziyetsiz navigasyon sistemleri, akıllı şehirler ve entegre ulaşım sistemlerinin gelişimine katkıda bulunabilir. Trafik yönetimi, toplu taşıma entegrasyonu ve acil durum müdahaleleri gibi alanlarda daha verimli ve güvenli çözümler sunabilir.

Otonom araçlar, merkeziyetsiz navigasyon sistemleri sayesinde daha güvenli ve etkili bir şekilde çalışabilir. Anlık veri paylaşımı ve doğrulama süreçleri, otonom araçların çevreleriyle daha iyi etkileşimde bulunmasını ve daha güvenli seyahat etmelerini sağlayabilir.

Kullanıcıların seyahat tercihlerini ve alışkanlıklarını daha iyi analiz ederek, daha kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri sunabilir. Bu sayede, kullanıcılar en uygun ve hızlı rotaları seçebilir, seyahat sürelerini ve maliyetlerini optimize edebilirler.

Merkeziyetsiz navigasyon, geleceğin seyahat ve ulaşım dünyasında devrim niteliğinde bir değişim vaat ediyor. Blockchain teknolojisi ve dağıtık defter sistemleri sayesinde, daha güvenli, verimli ve kullanıcı dostu navigasyon hizmetleri sunulması mümkün hale geliyor. Ancak, bu teknolojinin tam anlamıyla benimsenmesi ve yaygınlaşması için teknik zorlukların aşılması ve kullanıcıların adaptasyon sürecinin desteklenmesi gerekiyor. Merkeziyetsiz navigasyonun potansiyel etkileri, gelecekteki seyahat deneyimlerimizi daha güvenli, verimli ve kişiselleştirilmiş hale getirebilir.

Kim bilir belki bu sayede hepimizin verdiği emekler ve yatırımları ile ortaya çıkacak bir navigasyonun ortakları olabilir, gelişimine, büyümesine, yayılmasına hep birlikte katkıda bulunabilir, yollarda kelimenin tam anlamıyla biri bizi gözetlemeden dolaşmanın keyfine varabiliriz.

23 Mayıs 2024
Reisi'nin ölümü kaza mı, sabotaj mı?

Dün, İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterinin trajik bir şekilde düşmesi, dünya gündeminde geniş yer buldu. Bu olay, gerek İran içinde gerekse uluslararası arenada çeşitli spekülasyonlara yol açtı. Ben bu yazıyı yazarken, helikopterdeki İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin ve beraberindekilerin de ölüm haberi geldi.

Peki, bu düşüş bir kaza mı yoksa bir sabotaj mı? Bu sorunun cevabını ararken, durumu farklı açılardan ele almak gerekiyor.

Teknik sebepler ve hava koşulları!..

Kaza olan bölgeyi, üniversiteyi Azerbaycan'da okuduğum için ve İran'a da sık sık gittiğim için iyi biliyorum. Özellikle Türkiye'nin Karadeniz bölgesine benzeyen, fakat daha dik yamaçların olduğu ve çok sık sis görülüp, yağmur yağan bir bölgeden bahsediyoruz. Bu noktada ilk olarak, teknik arızalar ve hava koşulları göz önünde bulundurulmalıdır.

Özellikle helikopter kazalarının büyük bir kısmı, teknik arızalar, insan hatası veya olumsuz hava koşullarından kaynaklanmaktadır. İran’ın sivil havacılık altyapısının yaşadığı sıkıntılar ve uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle, yedek parça tedarikinde yaşanan zorluklar helikopter bakımını etkileyebilir.

Bu bağlamda, teknik bir arıza ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, o dünkü hava şartları da analiz edilerek, olumsuz koşulların kazaya yol açıp açmadığı incelenmelidir.

Sabotaj olabilir!

Öte yandan, sabotaj olasılığı da ciddi şekilde değerlendirilmeli. İran, son yıllarda hem iç hem de dış politikada büyük çalkantılar yaşıyor. İçeride, farklı siyasi ve etnik gruplar arasında gerilimler mevcutken, dışarıda ise özellikle ABD ve İsrail ile yaşanan gerginlikler, böylesi bir sabotajın olabileceği ihtimalini akla getirebilir. İran'ın nükleer programı ve Orta Doğu'daki askeri faaliyetleri nedeniyle maruz kaldığı baskılar, bu tür bir eylemin arkasında kimin olabileceği konusunda spekülasyonlara yol açıyor.

Siyasi analiz:

Olayın bir sabotaj olabileceği ihtimali, iç politikadaki iktidar mücadeleleri bağlamında da değerlendirilebilir. İran’ın siyasi yapısı oldukça karmaşık ve çok katmanlıdır. Cumhurbaşkanı, dini lider ve diğer siyasi aktörler arasındaki güç dengesi, zaman zaman şiddetli çatışmalara sahne olabiliyor. Bu bağlamda, olası bir iç hesaplaşma ya da iktidar mücadelesinin bir sonucu olarak da bu tür bir sabotaj gerçekleştirilmiş olabilir.
Uluslararası tepkilere bakmak gerek.

Bu olayın uluslararası yansımaları da önemli bir ipucu sağlayabilir. Eğer kazadan sonra bazı ülkelerden anında sert tepkiler gelmişse veya bazı gruplar olayın hemen ardından sorumluluğu üstlenmişse, bu durum olayın bir sabotaj olduğuna dair kanıt niteliği taşıyabilir. Uluslararası istihbarat raporları ve açıklamalar da bu konuda aydınlatıcı olabilir. Özellikle komşu ülkelerdeki istihbarat bilgileri olayı aydınlatmada işe yarayabilir.

Sonuç olarak, İran Cumhurbaşkanı'nın helikopterinin düşmesinin bir kaza mı yoksa sabotaj mı olduğu sorusu, birçok faktörün dikkatlice değerlendirilmesini gerektiren karmaşık bir konu. Teknik ve çevresel faktörlerin yanı sıra, siyasi ve uluslararası dinamiklerin de dikkate alınması gerekiyor. Olayın aydınlatılması, sadece İran için değil, bölgesel ve küresel istikrar açısından da büyük önem taşıyacaktır. Ayrıca bu tarz olaylarda gerçekler ortaya çıkana kadar, spekülasyonlar devam edecek gibi görünüyor. belkide gerçek asla ortaya çıkamayacak.

20 Mayıs 2024
Kiracının kirayı eksik zam ile ödemesi

Türk Borçlar Kanunu madde 344’de yer alan “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.” Hükmü ile kira sözleşmelerinde her kira döneminde uygulanacak kira artış oranı tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalama olarak belirlenmiştir. Kiraya veren ve kiracı arasında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamasının altına bir kira artış oranı belirlenebilecek ise de üstünde bir kira artış oranı belirlenemeyecektir.

KİRACI İLE KİRAYA VEREN ARASINDA YASAL KİRA ARTIŞ ORANINDAN DAHA FAZLA BİR ORAN BELİRLENMİŞ İ

SE

Belirlenen bu oran kanunen geçersiz olacağından kiracı kiraya verene yenilenen kira döneminde yasal oranına göre belirlenmiş yeni kira bedelini ödemekten sorumlu olacaktır. Yani kiracı yasal oranı aşan miktarda belirlenecek olan yeni kira bedelini ödemek ile sorumlu olmayacak yasal kira artış oranında belirlenmiş yeni kira bedelini kiraya verene ödemekle kira borcundan kurtulacaktır. Kiraya veren ise kendisine eksik kira ödendiğinden bahisle kiracıya karşı icra takibi yapamayacağı gibi kiracının tahliyesini de talep edemeyecek ve kiracıya yasal oranı geçen oranda yeni kira bedelini ödemesi gerektiği hususunda da baskı yapamayacaktır. Zira yasal kira artış oranını geçecek şekilde belirlenmiş olan kira artış oranı geçersiz bir kira artış oranı olacağı için kiracıyı bu oran bağlayacaktır.

TARAFLAR ARASINDA YASAL KİRA ARTIŞ ORANINDAN DAHA DÜŞÜK BİR KİRA ARTIŞ ORANI BELİRLENMİŞ İSE

Bu durumda daha düşük belirlenen kira artış oranı geçerli olacak ve bu durumda da kiraya veren yeni kira döneminde kiracıdan yasal kira artış oranında artış yaparak yeni kira döneminde kira ödemesi yapmasını talep edemeyecektir. Kiracı daha düşük oranda belirlenmiş olan kira bedelini kiraya verene ödemekle kira borcundan kurtulacaktır. Kira sözleşmesinde yasal kira artış oranından daha düşük oranda bir kira bedeli belirlenmiş ise bu bedel her iki taraf için de geçerli olacak ve kiracı bu bedel üzerinden belirlenmiş olan kirayı ödemekle kira borcundan kurtulacaktır. Kiraya veren ise kiranın eksik ödendiği yönünde bir itirazda bulunamayacaktır.

Somut uyuşmazlıklarda ise taraflar arasın da yasal kira artış oranının yanlış tespit edilmiş olduğu, kiraya verenin yasal oranı kontrol etmediği, yasal kira oranı ile yeni kira döneminde kiranın eksik hesaplanmış olduğu gibi durumlar ile karşılaşabilmekteyiz. Böyle bir durum ile karşılaştığımızda kiraya verenin geçmişe dönük olarak kiraya verenin kiracıdan geçmişe dönük kira alacak farklarını talep edip edemeyeceği sorusu gündeme gelecektir. 

YASAL KİRA ARTIŞANA GÖRE EKSİK KİRA ÖDEYEN KİRACIDAN KİRAYA VEREN GEÇMİŞE DÖNÜK OLARAK EKSİK ÖDENEN KİRA ARTIŞ FARKLARINI İSTEME HAKKINA SAHİPTİR

Yargıtay önceki kira yıllarında eksik kira artış oranları ile hesaplanarak kiraya verene eksik olarak ödenmiş olan kira alacaklarının kiraya veren tarafından geçmişe dönük 5 yıl süreyle sınırlı olarak kiracıdan talep edilebileceğini kararlarında açıkça belirtmiştir.

KİRACININ KİRA BORCUNU KİRA SÖZLEŞMESİNE UYGUN OLARAK YASAL KİRA ARTIŞ ORANI İLE ÖDEMEMESİ TAHLİYE SEBEBİDİR

Kiracı kira borcunu kira sözleşmesine uygun olarak yasal kira artış oranı ile arttırarak yeni kira döneminde ödememiş ise kiraya veren eksik ödenen kira alacaklarını ödemesi için kiracıdan talep edebilecektir. Kiraya verenin kiracıdan, eksik kira borcunu ödemesi için yazılı talebine rağmen 30 gün içerisinde kira borcunu ödemeyen kiracının artık kiralanandan tahliyesi talep edilebilecektir. Bu 30 günlük süre içerisinde kira borcunu ödemeyen kiracı daha sonrasında açılan tahliye davasında 30 gün içerisinde ödeme yaptığını ispat edemez ise tahliyeden kurtulamayacaktır. Kiracının aslı yükümü kira borcunu eksiksiz ödemek olup kiraya veren ile arasında ihtilaf çıkmasını istemeyen kiracı kira borcunu her zaman düzenli ve tam ödemek zorundadır. 

KİRA BORCUNU EKSİK ÖDEYEN KİRACIYA EKSİK KİRA BORCUNU ÖDEMESİ İÇİN VERİLEN 30 GÜNLÜK SÜRE İÇERİSİNDE KİRA BORCU ÖDENMEZ İSE ARTIK KİRACI ALEYHİNDE TAHLİYE KARARI VERİLMESİNİ ENGELLEYEMEYECEKTİR

Kiracı kira borcunu eksik ödemiş ise mal sahibi eksik ödenen kira borcu sebebiyle kiracısının derhal tahliyesini isteyemeyecektir. Kanunen kiraya verenin kiracısına ihtarda bulunarak eksik kira borcunu ödemesi için 30 günlük süre vermesi gerekmektedir. Kiracı ise bu 30 günlük sürede eksik kira borcunu tamamlamaz ise artık tahliye kaçınılmaz hale gelecektir. Kiracı için bu 30 günlük süre çok önemli olup kira borcunu yasal kira artış oranında arttırarak yeni kira döneminde ödememiş olan kiracı, kiraya veren tarafından kendisine verilen 30 günlük süre içerisinde bu eksikliği mutlaka tamamlamalıdır. Aksi halde tahliye eden kurtulamayacaktır.

21 Mart 2024
Bataklıkta açan çiçek!

Tarihin en kötü sezonlarından biri. Lider ile puan farkı 43. Sezona başlarken rezalet transferler, hem Avrupa hem de ligde üst üste alınan mağlubiyetler...

Tüm bu yaşanılanların üstüne Şenol Güneş ile gelen ilk istifa ve tabii ki olması gereken, Ahmet Nur Çebi’nin, beklenen seçim kararını açıklaması.

Bir sezon düşünün ki, başkan gitmiş, yönetim değişmiş, 5 teknik adam gitmiş, her şey kötü gitmiş. Beşiktaş o kadar büyük bir camia ki ve o kadar büyük bir takım ki bu kadar kötü sezonda bile kupa şampiyonu olmayı başardı.

Trabzonspor ile oynanan kupa finali o kadar heyecanlı geçti ki maç iki defa gitti, geldi. Tribünler muhteşem, atmosfer muhteşem ve bu sezonun en iyi futbolunu ortaya koyan Beşiktaş, maçtan önce Trabzonspor’dan çekinilen tek oyuncu Paul Onuachu’dan gol yemeyi başaran hem de açık alanda yakalanarak gol yemeyi başaran yine Beşiktaş. Ghezzal’ın hatalı pası, Necip Uysal’ın boşa hamlesi ve Omar Colley’in kötü savunması ile yenilen gol moralleri bozdu.

Beşiktaş bu gole, üst üste yaptığı ataklarla cevap vermek istese de, her Beşiktaş maçında üst düzey performans sergilemeyi başaran Uğurcan Çakır yine kalesinde devleşti ve 3 net pozisyonu savuşturmayı başardı.

Tam ilk yarı bitti dediğimiz anda, maçtan önce çok tartışılan ama benim güvendiğim Ali Şansalan tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Bu penaltı golü, adeta kupanın habercisi niteliğindeydi.

Al Musrati, muhteşem performansını bir de muhteşem golle süsledi. Gedson Fernandes, Salih Uçan, Mert Günok, Masuaku, Muleka günün başarılı isimleriydi ama Al Musrati çok başka bir seviyeydi. Bonservisine verilen ücret çok tartışılmıştı. Fenerbahçe ve Galatarasay derbi maçlarında yapmış olduğu hatalarla çok eleştiri almıştı; lakin finalde gösterdiği performans ve kalitesi ile gerçek Musrati’yi herkese ispatladı.

Ülkemize yeni gelen yabancı oyuncuların adaptasyon sürecini unutmadan eleştirilerimizi yaparsak daha adaletli oluruz. Nitekim Al-Musrati ülkemize geldi, hamile eşi gelemedi ve doğum yaptı. Bu şartlar altında yüksek performans beklemek akılcı olmasa gerek.

Maç kaybedilmiş olsaydı Kasımpaşa ile pazar günü bir final daha oynanacaktı ve belki de Beşiktaş Avrupa bileti alamayacaktı. Kazanan Beşiktaş oldu. Kupa demek; prestij demek para demek, Avrupa bileti demek, iyi transferler demek, sezonu geç açmak demek, kampa birçok oyuncunun yetişmesi demek.

Beşiktaş büyük takım refleksi göstererek, kötü sezonda müthiş top oynayarak, hakkıyla şerefiyle tertemiz bir kupayı daha müzesine koymayı başardı. Bunda emeği geçen herkesi tebrik ederiz.

Bu, iyi günlerin sinyaliydi, çok daha güzel günler Beşiktaş’ı bekliyor inşallah. Şimdi hedefte TFF Süper Kupa var. Türkiye şampiyonu kim olursa olsun, Beşiktaş rakibini mağlup ederek müzesine mutlaka Süper Kupa'yı da koyacaktır.

24 Mayıs 2024
Çözen kazanır: Doğal mı, yapay mı?

Bugünkü yazımın başlığı birbiriyle bağlantılı iki ayrı konu ile ilgili. Doğal mı, Yapay mı diye sorarken tahmin ettiğiniz üzere her geçen gün popülaritesi daha da artan yapay zekayı kastediyorum. Çözen Kazanır derken de yeni bir projeden bahsetmek istiyorum. 

İlk olarak projeye değinelim. Bugünden itibaren hafta içi her gün saat 21:00’de TGRT EU ekranlarında Çözen Kazanır isimli bilgi yarışmamız başlıyor. Son derece eğlenceli ve keyifli bir formata sahip bir bilgi yarışması. 

İzlerken hem bilgi dağarcığınızı artıracak hem de oturduğunuz yerden yarışmacı olarak katılım sağlayıp çok büyük bir keyif alacaksınız. 

10 adet bilgi sorusunun her birinde 4 şıktan doğru olanı bulup seçerken final sorusunda ise tahmin gücünüzü kullanarak büyük ödüle ulaşabileceksiniz. 

Soruları görmek için yarışma saatinde televizyonunuzun karşısında olmanız gerekirken, cevapları vermek için ise telefon, tablet ya da bilgisayar ekranınızın açık olması gerekecek. 

Katılmak son derece basit. Telefon ya da tabletinizle yarışma boyunca TV ekranında göreceğiniz QR kodu okutabilir ya da bu adresten yani Tgrthaber.com ‘dan yarışma bağlantı linkine tıklayabilirsiniz. 

Tanıtım videosunu çekerken şunu fark ettim; ödül kazanma heyecanı kadar belki de daha fazla heyecan veren şey, kendinizi geliştirme duygusu. 

Dijital Varlıklar Genel Müdürü Volkan Ormanlı ve Yazılım ekibimizin başındaki isim Ahmet Temur’un oluşturduğu bu sıra dışı formatta, yarışma sonunda kaç puan kazandığınızı ekranınızda göreceksiniz.  

Böylece her gün kazandığınız puanı artırmaya çalışarak kendiniz ile yarışabilir ya da aile bireyleriyle aranızda tatlı bir rekabetle yarışma sonunda daha fazla puan kazanarak birbirinizi geçmeye çalışabilirsiniz. 

Çözen Kazanır yarışmamızı kısa bir süre içerisinde TGRT Haber ekranlarında da görürseniz şaşırmayın. Ben, dijital medya ve dijital ekranlar ile geleneksel medya yani televizyonu bir araya getirip harmanlayan ve genel kültürümüzü, bilgi seviyemizi artırırken aynı zamanda eğlendiren bu yarışmanın kısa süre içerisinde çok popüler hale geleceğinden eminim. 

O yüzden bu harika projeye emek veren tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederken, projenin kalitesini yılların medya birikimi ve tecrübesi ile anında fark edip gereken önemi veren Sayın Mücahid Ören ve kıymetli eşi Aslıhan Ören’i de kutluyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Çünkü kendileri aynı zamanda bu gelecek vaat eden yarışmanın sunumu için de pek çok isim arasından beni layık gördüler.

Bu yüzden sizleri her akşam ekranlarınızın başında bekliyor olacağım. Birlikte çok keyifli ve verimli bir zaman geçireceğiz. . 

Gelelim yazının başlığının ikinci bölümüne!

Doğal mı, Yapay mı diye sormuştum. Malumunuz Yapay Zeka; üreticileri de dahil olmak üzere kimsenin tam olarak kestiremediği bir sonuca doğru şimşek hızıyla ilerliyor. Open Ai başta olmak üzere Silikon Vadisinin en büyük şirketleri ve dünyanın dört bir tarafından binlerce şirket Chat GPT benzeri veya daha farklı amaçlara hizmet eden binlerce yapay zeka uygulaması geliştiriyor. 

Chat GPT’nin son versiyonu 4o şimdiden simültane tercümanların, özel ders veren öğretmenlerin yerini aldı bile. Hatta bu gidişle kısa bir süre sonra sohbet ettiğimiz, dostlarımızın, arkadaşlarımızın yerini dahi alacak gibi gözüküyor. Sonu kestirilemeyen en ürpertici yönlerinden biri de bu gibi duruyor. 

Sonraki yazılarımızda daha detaylı olarak bu konu üzerinde kafa yormaya devam ederiz. Yapayını sonraki yazılara bırakırken zekanın doğalına değinelim biraz da. 

Yani insan zekasına. 

Dünyanın en büyük şirketleri zekanın yapayını geliştirirken, biz doğal zekamızı nasıl geliştiririz?

Cevap olarak “Çözen Kazanır”ı izleyerek dersem eminim komiğinize gidecek. Ama şakayla karışık bu söylediğimde şöyle bir gerçeklik payı var. 

Bilgi seviyemizi artırmak zekamızı olumlu etkiliyor. Araştırma sonuçları bunu kanıtlıyor. 

4 kısa başlıla bunu açmaya çalışayım.

1- Bilgi seviyemizi artırmak “Beyin bağlatılarımızı güçlendiriyor”. Yeni bilgiler öğrenmek, beyinde yeni sinir bağlantıları oluşturuyor ve mevcut olanları güçlendiriyor. Bu, daha iyi düşünme, problem çözme ve hafıza gibi bilişsel işlevlere katkıda bulunuyor. 

2- Bilgi yarışmaları, daha iyi performans gösterme ve yaşlanmayla ilişkili bilişsel gerilemeyi geciktirme gibi faydalar sağlıyor. 

3-Daha fazla bilgiye sahip olmak, daha iyi kararlar vermemize, problemleri farklı açılardan görmemize ve daha hayal gücü geniş ve üretken olmamıza yardım edebilir. 

4- Bilgi yarışmaları, bizi öğrenmeye daha istekli hale getirir. Daha fazla öğrenmeye teşvik edici olabilir. Zekamızı daha da geliştirmemize yardımcı olabilir.  

Tabii doğal olanını. 

Son olarak Tgrthaber.com’da tamamen yapay zeka tarafından hazırlanan sorular ve her soru için göreceğiniz 4 şıktan oluşan ”Kültür Meydanı” isimli bir bilgi yarışmamız da yayında. Ana sayfamızda görebiliyorsunuz. Gündemde ne var ne yok diye öğrenmek için girdiğiniz haber sitemizde bir yandan da doğal zekanızı daha da artırmak için bu meydanda hoş vakit geçirebilirsiniz. 

Akşam 21:00’de TGRT EU’da görüşmek üzere.

20 Mayıs 2024
Erdoğan’ın bayramda aldığı iki bomba karar!

Merhaba değerli okuyucum. Öncelikle Ramazan Bayramınızı kutluyorum. 

31 Mart seçimlerinin üzerinden henüz iki hafta bile geçmedi, ama sonuçları itibarıyla bazı partilerde beklenen revizyonlar için ilk adımlar atılmaya başlandı. Yerel seçimlerden ciddi bir yara alarak çıkan İYİ Parti’de, olağanüstü kongre kararı alındı. Meral Akşener’in de genel başkanlığa aday olmayacağı açıklandı. Türk siyaset tarihinde yeni bir sayfanın açılcağı bu karar konuşulurken, dün gece bomba bir kulis bilgisi aldım.

Evet Önümüzdeki günlerde siyaset sahnesinde bizleri yeni bir sayfa bekliyor…

Kulisimi köşemde sizinle paylaşmak için bugün de gün boyu bilgiyi teyid için uğraştım. Ve artık gönül rahatlığıyla sizinle paylaşabilirim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  31 Mart yerel seçimlerinde alınan kötü sonuç sonrası harekete geçme kararı aldı. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BAYRAMDA ÇALIŞTI

AK Parti kaynaklarından edindiğim bilgiye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramda parti ile ilgili önemli konuları çalıştı ve kararını verdi. Erdoğan, önümüzdeki günlerde AK Parti’yi olağanüstü kurultaya götürecek. Evet Mayıs ayının sonuna doğru AK Parti’de olağanüstü kurultay yapılması bekleniyor. Kurultayda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek başına aday olması bekleniyor. Kurultay kararı ile yeniden parti genel başkanı seçilmesi beklenen Erdoğan, bir nevi güvenoyu almayı hedefliyor. 

KABİNEDE REVİZYON

Kaynağımdan aldığım bir diğer kulis bilgisi ise kabinede ciddi değişiklikler olacağı yönünde. Geçtiğimiz günlerde basına da benzer iddiaların yansıdığını, hatta isimlerin bile zikredildiğini görmüştük. Bu konuda isim vermeden şunu söyleyebilirim ki; kabinede de değişikliğe gidileceği kesinleşmiş görünüyor. Kabinedeki değişiklikler de partideki olağanüstü kurultaydan hemen sonra gelebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hamleleri ile hem partide yenilenme mesajı verecek hem de seçmene, 31 Mart seçimlerinde kendisine verilen mesajın alındığının geri bildirimini yapmış olacak.

İKİ HAMLE İLE ERKEN SEÇİM BEKLENTİLERİNİ SÖNDÜRECEK

31 Mart seçimleri sonrası AK Parti’de alınan beklenmedik sonuç sonrası, bir yandan da muhalefetin erken seçim çağrısında bulunabileceği konuşuluyordu. Bence Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine bir taşla iki kuş vuracak. Partisini olağanüstü kongreye götürerek yeniden genel başkan seçilecek olan Erdoğan, kabinede yapacağı revizyon ile de muhalefete erken seçim kapılarını da tamamen kapatmış olacak. 

Kalın sağlıcakla…

 

12 Nisan 2024
Provokasyona yenik düşmek

Trabzon deplasmanında yaşananların bir benzerini dün gece RAMS Park’ta gördük. Yine başrolde Fenerbahçe’nin sözde komutanı, kaptanı Mert Hakan Yandaş var. Kaptanlık dışında her şeyi yapmayı beceren bir futbolcudan bahsediyorum. Mücadele başlamadan önce Fenerbahçeli futbolcular zemini görmek ve taraftarını selamlamak için sahaya çıktı.

Peki Mert Hakan ne yaptı? Takım arkadaşlarıyla hareket etmeyip, Ultra Aslan’nın bulunduğu tribünlere yönelip armasını öperek, tribünleri provoke etti. Kerem Aktürkoğlu ve Abdülkerim Bardakçı büyük tepki gösterse de her şey Fenerbahçe planladığı gibi işledi. Maç boyunca gerilim sürdü, köşe vuruşlarında yine sahnede Mert Hakan vardı. Yavaş hareketlerle köşe vuruşu atma çabası tribünleri komple çileden çıkardı ve sahaya yabancı madde yağdı oyun durdu. Mücadelenin ortalarında bu oyuna Fenerbahçe taraftarına da katıldı. Meşaleler yakarak Galatasaray tribünlerine yanan meşaleyi fırlattı ve oyun yine durdu. Kısacası Fenerbahçe kurguladığı gibi mücadeleyi kazandı. 

Fenerbahçe’nin tek başarısı ise karşılaşmanın hemen başında 10 kişi kaldılar ve Galatasaray’a göre iyi futbol ortaya koyarak kazanmaları. Buna hiç kimsenin bir itirazı olamaz. Fenerbahçe, Galatasaray’dan daha iyi oynadı ve kazandı. Galatasaray tribünleri ve futbolcular sahada sakin kalabilseydi ve oyuna gelmeseydi her şey çok farklı olabilirdi. 

Galatasaray kredisini kullandı
Galatasaray, dün geceki derbiye kadar Fenerbahçe ile arasındaki 6 puanlık krediyi sezonun bitimine 1 hafta kala 3 puana düşürdü. Hafta boyunca hazırlıklarının meyvelerini sahada toplayamayan sarı-kırmızılı takım, Konya’da hata yapmadan şampiyonluk için sahaya çıkmanın planlarını yapacaktır. Futbol böyle bir şey olsa gerek…

Ali Koç’un kini…
Ve gelelim finale… Rams Park’ta mücadeleyi izlemeye gelmeyen Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, takımı kazanınca başkan olduğunun farkına vararak, Rams Park’a koruma ordusu ve yöneticileriyle birlikte gelerek soyunma odasına girdi. Sanki Fenerbahçe şampiyon olmuş gibi takımını sahaya çıkararak, tribünleri selamlatmak İSTEMİŞ. Fakat burada bir şey eksik. Ali Koç, isteğini yerine getirmesi için tribünlerde taraftarın olması gerekiyordu. Yani Fenerbahçe taraftarı stadyumu çoktan terk etmişti. Yine de amacına ulaşan bir yönetim gördüm. Ortamı daha da gererek, Galatasaraylı stadyum görevlilerini saha içerisinde tehdit ederek fitili ateşledi ve Rams Park tıpkı Trabzon’da olduğu gibi boks ringine döndü. Bu sefer taraftar değil yöneticiler sahnedeydi. Galatasaraylı 2 görevli, Fenerbahçe’nin yönetici ordusunu durdurmayı başaramadı. İsmail Kartal’ın oğlu bile saha içerisinde görevli yumrukladı. Daha ne olsun ki? Yazıklar olsun…

20 Mayıs 2024
Lezzetin Gücü

Lezzet, sadece damağımızı tatmin eden bir deneyim değil, aynı zamanda ekonomik bir güçtür. Gastronomi, ülkelerin ve şehirlerin kalkınmasında önemli bir rol oynayarak, yeni iş imkanları oluşturmakta, turizmi geliştirmekte ve yerel ekonomiyi de canlandırmaktadır.

Türk Lezzetinin dünyayla buluşması

"Global GastroEkonomi Zirvesi"

Dört yıl önce "GastroEkonomi" adı altında ekonomi ile ilk kez buluşan gastronomi, kalkınmanın kaldıraçlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu yıl 23 Mayıs 2024 Perşembe günü dördüncüsü düzenlenecek olan “Global GastroEkonomi Zirvesi”, Türkiye'yi ve tüm dünyayı merakla bekleyen gastronomi severlerini bir araya getirmeye hazırlanıyor.

Gastronominin iyileştirici gücüne inananlar zirvede buluşuyor.

(TURYİD) Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği'nin öncülüğünde, sektör ve kamuoyunun büyük ilgiyle takip ettiği bu zirve, yatırım ve ekonominin gastronominin kalbine yerleştiği bir platform haline geliyor. Başarı hikayeleriyle ilham verenler, bu buluşmada yeni ufuklar açıyor ve gastronominin geleceğine ışık tutuyor.

Zirve bu yıl ilk kez (AKM) Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenleniyor.

Lezzetin sadece damak tadına değil, ekonomiye ve kültüre de uzanan etkisini ele alan Global GastroEkonomi Zirvesi, bu yıl da unutulmaz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Zirveye katılanlar, dünyaca ünlü şeflerin sunumlarına tanıklık ederken, gastronominin geleceğini şekillendirecek önemli tartışmalara da kulak verecekler. AKM’de sanat ve kültürel mirasın da zirveye katılmasıyla, fuaye alanlarından Kültür Sokağı'na, Yeşilçam Sineması'ndan zirvenin gerçekleşeceği 2000 kişilik Türk Telekom Opera Salonu'na kadar farklı sanat disiplinleri gastronominin renkli dünyasına dahil oluyor.

Dünyanın en büyük sosyal ağı gastronominin, tüm bileşenleri zirvede

Gastronominin sadece lezzetli yemekler sunmak değil, aynı zamanda ülkelerin ve şehirlerin kalkınmasında da önemli rol oynadığı bir gerçek. “Global GastroEkonomi Zirvesi”, bu gerçeğin altını çizerek gastronominin değer zincirine global bir bakış açısı getiriyor. Bu zirve, lezzetin ve ekonominin dünyayla buluştuğu bir platform olarak gastronominin geleceğini aydınlatmaya devam edecek.

Gastronomi 4 açıdan ekonomik olarak büyük bir güçtür

  1. Lezzet durakları

    : Dünyanın her yerinde, lezzet arayanların buluşma noktası haline gelen gastronomi merkezleri, adeta birer ekonomik lokomotif görevi görmektedir. Bu merkezlerde yer alan restoranlar, kafeler, gurme marketler, sadece lezzetli yemekler sunmakla kalmaz, aynı zamanda yeni iş imkanları da açar. Aşçılar, garsonlar, mutfak ekibi gibi birçok insan, gastronomi sektöründe istihdam bulmaktadır.
  2. Turizmin yeni yıldızı

    : Lezzet, turistleri cezbetmenin en güçlü araçlarından biridir. Bir şehrin veya ülkenin özgün mutfağı, turistleri keşfetmeye ve deneyimlemeye teşvik eder. Gastronomi turları, yemek kursları, yerel lezzetlerin tadına bakma imkanları gibi aktiviteler, turizmi canlandırmakta ve bölge ekonomisine önemli katkıda bulunmaktadır.
  3. Yerel ekonomiye canlılık

    : Gastronomi, sadece büyük şehirlerde değil, küçük kasabalarda ve köylerde de ekonomiyi canlandırma potansiyeline sahiptir. Yerel ürünlerin kullanımı, geleneksel lezzetlerin korunması ve geliştirilmesi, bölgeye özgü bir kimlik kazandırmakta ve turizm potansiyelini artırmaktadır. Ayrıca, küçük işletmelerin gelişmesine ve yerel halka gelir sağlanmasına katkıda bulunmaktadır.
  4. Sürdürülebilir kalkınma ve lezzetin geleceği

    : Gastronomi, sürdürülebilir kalkınma için de önemli bir araçtır. Yerel ürünlerin kullanımı, atık yönetimi gibi konularda bilinçlendirme çalışmaları, gastronomi sektörünün sürdürülebilir bir şekilde gelişmesine katkıda bulunur. Ayrıca, adil ticaret ve etik üretim gibi kavramlar da gastronomi sektöründe öne çıkan konular arasında yer almaktadır. Gastronomi, sürekli gelişen ve değişen bir sektördür. Yeni mutfak trendleri, inovatif fikirler ve sürdürülebilirlik ilkeleri, gastronominin geleceğini şekillendirmektedir. 

Sonuç olarak;

Gastronomi, sadece lezzetli yemekler sunmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomiye de bir dinamizm kazandırır. Ülkelerin ve şehirlerin kalkınmasında önemli bir rol oynar. Yeni iş imkanları oluşturur,  turizmi gelişmesine destek verir ve yerel ekonomiyi de katkı sağlar. Gastronominin tüm katmanlarıyla lezzetin gücü, daha iyi bir dünya için desteğe devam etmektedir. Lezzetin gücü, ekonomik kalkınma ve sürdürülebilirlik için önemli bir araç olarak önümüzdeki yıllarda da önemini korumaya devam edecektir.

Zirveye Katılanlar

•    Aylin Öney Tan / Köşe Yazarı, Yemek Kültürü Araştırmacısı

•    Ayşin Işık Gence / Tanışık Danışmanlık Şirket Sahibi & 27. Dönem Tarım Bakan Yardımcısı

•    Bekir Ağırdır / Araştırmacı & Yazar

•    Birol Güven / T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü

•    Cem Mansur / Orkestra Şefi

•    Charles Spence / Deneysel Psikolog/ University Of Oxford

•    Dr. Elif Balcı Fisunoğlu (Ph.D) / Turizm Operasyon ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı, TGA

•    Ece Sükan / Kreatif Direktör, Moda Yazarı, Oyuncu

•    Eliott Kalensky / Yiyecek ve İçecek Master Panlama, Stratejiler ve Deneyimler Geliştirme

•    Emrah Bilge / Çöpüne Sahip Çık Genel Müdürü

•    Emrah İnce / End. Müh.(MBA) Yeni Çiftçi Platformu Kurucu Başkanı

•    Erdal Büyüktaş / İstanbul Senin Direktörü, Platform İstanbul

•    Frederique Desbuissons / Sanat Tarihçisi/ Universite De Reims Champahne-Ardenne

•    Gizem Oral Kutman / Gastropay & Gastroclub Kurucu Ortak

•    Gloria Rodriguez / Eat Spain Up Projesi Eş Başkanı

•    Gözdem Gürbüzatik / Türkiye’nin Miras Bağları Kurucu Üye

•    İrfan Donat / Bloomberg HT Tarım Editörü

•    Leyla Aslan / Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı

•    Luis Miguel / Eat Spain Up Projesi Eş Başkanı

•    Mansut Aşkar / Orkestra Şefi

•    Murat Güllü / Karaköy Güllüoğlu Genel Müdürü

•    Murat Tabanlıoğlu / Mimar, Ortak Akıl Antakya

•    Nedim Gürsel / Yazar

•    Prof. Tarihçi İlber Ortaylı / Tarihçi

•    Sabiha Apaydın Gönenli / Türkiye’nin Miras Bağları Kurucu Üye

•    Sahir Erozan / Maça Kızı Hotel Kurucu Ortak

•    Sibel Kutlusoy / Endüstriyel Tasarımcı Gıda Tasarımcısı

•    Timur Savcı / Yapımcı, TİMS Grou

•    Tina Blackmon / İş Geliştirme Direktörü

•    Tuba Şatana / Sapor İstanbul Kurucu

•    Tunca / Sanatçı & Şef

•    Ülkü Yüksel / Visa Türkiye Pazarlama Direktörü

•    Yüksel Aksu / Senarist & Yönetmen

•    Zafer Kızılkaya / Akdeniz Koruma Derneği Kurucusu

20 Mayıs 2024
Kamuda tasarruf paketinden 300 milyar TL gelebilir, Peki ama nasıl?

Günlerdir konuştuğumuz Kamuda Tasarruf Paketi dün açıklandı. Paketin ekonomiye ve bütçeye yansımalarını birçok kişi farklı farklı yorumlarla dile getirdiler. 

Biz de TGRTHABER ekonomi servisi olarak, konunun önde gelen isimleriyle konuştuk.TGRT Haber Ekonomi Müdürü Celal Toprak, TGRT Haber Ankara Haber Koordinatörü Ahmet Sözcan ve Ekonomist Prof. Dr. Sefer Şener dünkü programın konuklarıydı.

Açık söyleyeyim bu yazının manşetini Ekonomist Prof. Dr. Sefer Şener attı. Şener yayında pakete uyulması halinde 300 milyar tasarruf sağlanacağını söyledi.

BU PAKET DİĞERLERİNDEN FARKLI DİYEN Şener, paketin denetiminin direkt Hazine ve Maliye Bakanlığında olmasının ve yaptırım yetkisinin bulunmasının çok anlamlı olduğunu belirtti. Paketin kapsamının geniş olduğunu söyleyen Şener, titiz bir uygulamayla tasarruf oranının beklentilerin üzerine çıkacağını söyledi. Şener'e göre; denetim, raporlama ve cezalar bu programın bel kemiği olacak.
 
 
Tgrthaber Ekonomi Müdürü Celal Toprak ise, paketin 3 yıl boyunca geçerli olacağının altını çizerek bu sürenin yeterli olmadığını Yapısal reformlarla birlikte tasarrufun başta kamuda olmak üzere toplumsal bir alışkanlık olması gerektiğini vurguladı ki bence de yayının en can alıcı yorumlarından biriydi. 
 
Ankara kulislerinin vazgeçilmez ismi Tgrthaber Ankara Haber Koordinatörü Ahmet Sözcan ise; tüm bu konuşulanlara ek olarak bugüne kadar tasarruf yapmak zorunda kalan vatandaşlar için bu paketin psikolojik rahatlama oluşturucağını söyledi. Aynı zamanda bunun ilk paket olduğuna dikkat çekerek, yakında açıklanacak ek pakette mutlaka ihalelerde reform yapılması gerektiğini ve vergi sisteminde de adil bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Üç farklı isimden talep ve değerlendirmeler böyleydi. Bana göre ise; taşıt sayısının azaltılmasından, kamuda istihdama, enerji verimliliğinden, yurt içi ve yurtdışı eğitimlere ayrılan bütçe ve hatta yazışmaların digital ortama taşınmasına kadar çok geniş bir yelpazede hazırlanan paketin kağıt üzerinde kalmaması çok önemli. Ve tabii denetim ve raporların kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılması. 

14 Mayıs 2024
İstanbul’da 79 yıl süren Bizans izleri de silindi!

Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’un fethinden sonra Bizans izlerinin yer aldığı birçok kiliseyi uygunluk halinde camiye çevirerek “Kılıç Hakkını” kullandı. Ancak nadir olan yapılardan biri Kariye’ye dokunmadı. Fatih Sultan’ın buradaki asıl amacı aynı zamanda farklı dinlerin odak noktası olan İstanbul’daki çeşitli yapıları korumaktı. Savaş teknik ustası olan Sultan Mehmet’in aynı zamanda ticari ve manevi yönü de çok güçlüdür.

Stratejisinde de haklı çıktı. Kariye’yi özgün hali ile bırakan Sultan Mehmet, bu sayede İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısını arttırmıştı. Osmanlı tüm görkemi ve gücüyle gövde gösterisi yaptığı yıllarda Bizans taraftarı olan bazı isimler sıklıkla suikast girişimlerinde bulundu. Bunu yapabilmelerindeki en kritik nokta ise ziyaret amaçlı geldikleri mabetler oldu.

Fetihten 58 yıl sonra tarihler II. Bayezid dönemini gösterirken sadrazam Atik Ali Paşa, bu durumu önlemek için Kariye’yi camiye dönüştürdü. Özgünlüğünü çok bozmadan çan kulesi yerine tek minare yaparak camiye çevrilen Kariye’den ezan sesleri yükseldi. Depremlerden hasar aldıkça onarılan Kariye’nin özgünlüğünün bozulmaması dikkatlerden kaçmadı. II. Abdülhamid’in titizlikle onarımını yaptırdığı Kariye Camii, 29 Ağustos 1945 yılına geldiğimizde ise o zamanki Bakanlar kurulu tarafından müzeye çevrildi.

Mozaikler ve kaplamalardan temizlenen Kariye 79 yıl boyunca Bizans ruhunu yansıttı. Peki onca yapı varken neden KARİYE Bizans ruhunu yansıtıyor? Çünkü yapı Hazreti İsa’dan sonra yapılan ilk mabetlerden biridir. Hasar alsa bile yeniden inşa edilen Kariye Camii, Bizans döneminde Ayasofya’dan sonra en çok ibadet yapılan mekan olarak tarih kitaplarında geçti. Bu da Kariye’nin üzerindeki Bizans algısını artırdı. Yeniden camiye çevrilmesi ise tam siyasi dönüşüm oldu.

Bunun kanıtı ise Kariye Camii’ye dönüştürülür dönüştürmez Yunanistan’dan gelen tepki ile kanıtlandı. Ayasofya’dan sonra Kariye’nin de Camii yapılması üstelik turistlere sınırlandırma getirilmesi bazılarının yarasını kanattı.

Gel gelelim camiye… Muhteşem bir din buluşmasını yansıtan figürlerle dolu Kariye Cami, İstanbul’un gözde semti Fatih’te yükseliyor. İçindeki alanlar sınırlandırılmadan ziyaretçilerine sunuluyor. Açıldığı ilk günden beri ziyaretçi akımı 3 katına çıkan Kariye Camii’ye özellikle semtte yaşayan vatandaşlar daha fazla ilgi gösterdi. 
Yolu Fatih’e düşen her vatandaşın görmesi gereken yapıtlardan biri olan Kariye Cami’nin manzarası ise Aziz İstanbul’la çerçeveleniyor.

11 Mayıs 2024