ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

1
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

ChatGPT, Gemini ve Grok gibi yapay zekâ destekli sohbet botları artık yalnızca soru sormak ya da bilgi almak için kullanılmıyor. Pek çok kişi bu araçlara gündelik sorunlarını, özel hayatındaki sıkıntıları, hatta kimseyle paylaşmadığı düşüncelerini yazıyor.

Ancak ABD’de yaşanan bazı davalar, bu konuşmaların her zaman kullanıcı ile yapay zekâ arasında kalmadığını ortaya koydu. Özellikle adli süreçlerde, sohbet geçmişlerinin delil olarak dosyalara girebildiği görülüyor. Daha da dikkat çekici olan şu: Bu konuşmalar, avukat, doktor ya da terapistle yapılan görüşmeler gibi özel bir ayrıcalık kapsamında korunmuyor.

2
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

CHATGPT KAYITLARI DAVA DOSYALARINA GİRDİ

ABD’de yaşanan örneklerden biri, 15 yaşındaki bir çocuğun taraf olduğu davada ortaya çıktı. Çocuk, ailesi ve çevresiyle paylaşmadığı bazı düşüncelerini ChatGPT’ye yazdı. Bu konuşmalar daha sonra savunma uzmanlarının hazırladığı raporda yer aldı. Üstelik bunun için mahkemenin OpenAI’dan özel bir kayıt talep etmesine de gerek kalmadı. Polis, kişinin telefonuna ya da bilgisayarına yasal şekilde eriştiğinde, sohbet geçmişini doğrudan cihaz üzerinde bulabiliyor. Bu olayda da süreç bu şekilde ilerledi.

Yani mesele yalnızca şirketlerin veri paylaşması değil. Cihazınıza erişilmesi durumunda, yapay zekâ sohbetleri de diğer dijital izler gibi incelenebiliyor.

3
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

MİSSOURİ’DEKİ DAVA DİKKAT ÇEKTİ

Bir başka örnek Missouri’de yaşandı. Missouri Eyalet Üniversitesi öğrencisi Ryan Schaefer, kampüs otoparkında 17 araca zarar vermekle suçlandı. Schaefer, polisin telefonunu incelemesine izin verdi. Memurlar da olaydan kısa süre sonra ChatGPT’ye yazdığı mesajlara ulaştı. Bu mesajlarda Schaefer’in, yaptıklarının ortaya çıkıp çıkmayacağını sorguladığı görüldü. Söz konusu konuşmalar soruşturmanın bir parçası haline geldi. Schaefer daha sonra ağır hasara yol açan mala zarar verme suçunu kabul etti ve beş yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı.

4
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

YAPAY ZEKÂ ŞİRKETLERİ DE YETKİLİLERE BİLDİRİM YAPABİLİYOR

Sohbet kayıtlarının yalnızca kullanıcının telefonundan alınması gerekmiyor. Bazı durumlarda yapay zekâ şirketleri de belirli konuşmaları yetkililerle paylaşabiliyor.

OpenAI, sistemlerinde tehlikeli davranışlara işaret eden konuşmaları tespit etmek için otomatik sistemler kullandığını belirtiyor. Şirkete göre bazı durumlarda bu konuşmalar çalışanlar tarafından da incelenebiliyor. Bir konuşmanın başkalarına yönelik gerçek bir risk oluşturduğuna karar verilirse, kolluk kuvvetleriyle iletişime geçilebiliyor.

Florida’daki bir vakada bunun yaşandığı görüldü. Bir ChatGPT kullanıcısı, eski kız arkadaşına zarar verme planlarından defalarca söz etti. Bunun ardından OpenAI durumu FBI’a bildirdi. FBI da bilgileri yerel polise aktardı. Polis, söz konusu kişiyi tespit ederek işlem başlattı. Yetkililer, ChatGPT konuşmalarının tehditlerin güvenilirliğini desteklediğini belirtti. Şüpheli daha sonra suçunu kabul etti ve sekiz yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı.

5
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

KULLANICI VERİSİ TALEPLERİ ARTIYOR

OpenAI’ın şeffaflık amacıyla paylaştığı veriler de dikkat çekici. Şirket, 2025’in ikinci yarısında 80’den fazla hesabın verilerini hükümet ve kolluk kuvvetleriyle paylaştığını açıkladı. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla dört kattan fazla artış anlamına geliyor. Aslında bu tablo, yapay zekâ sohbetlerinin yalnızca teknoloji değil, hukuk ve mahremiyet açısından da giderek daha büyük bir tartışma alanına dönüştüğünü gösteriyor.

6
ChatGPT’ye yazdıklarınız mahkemede karşınıza çıkabilir

GİZLİLİK TARTIŞMASI BÜYÜYOR

ChatGPT gibi botlarla yapılan konuşmaların adli suçlarda delil olarak kullanılması bazı durumlarda yararlı görülebilir. Özellikle gerçek tehditler veya suç şüphesi söz konusu olduğunda bu kayıtlar soruşturmalara katkı sağlayabiliyor. Ancak işin başka bir tarafı daha var. Bu tür uygulamaların, baskıcı rejimler tarafından farklı amaçlarla kullanılabileceği yönündeki kaygılar da giderek artıyor.