Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Uykusuz bir gecenin ardından veya sıkıcı bir toplantının tam ortasında ağzınızı kocaman açıp derin bir esneme krizi geçirdiğinizi düşünün. O harika gerinmenin hemen ardından istemsizce elinizi gözünüze götürür ve yanaklarınıza doğru süzülmek üzere olan bir damla gözyaşını silersiniz. Yanınızdaki biri size "Hayırdır, neden ağlıyorsun, canın bir şeye mi sıkkın?" diye sorduğunda, sadece "Çok uykum geldi ondandır" diye geçiştirirsiniz. Yıllarca uykusuzluğun veya yorgunluğun gözlerimizi sulandırdığını düşündük. Oysa esnerken gözümüzden yaş gelmesinin nedeni ne uykusuzluk, ne hüznümüz, ne de gözlerimizin yorulmasıdır. Bu durum, tamamen yüzümüzdeki kasların, gözyaşı bezlerimize uyguladığı amansız bir "Mekanik Sıkışma" operasyonunun sonucudur.
İnsan vücudu, her bir damla sıvının geri dönüştürüldüğü, pompalandığı veya tahliye edildiği kusursuz bir hidrolik sistem gibi çalışır. Gözlerimiz de bu sistemin en nemli ve en ıslak kalması gereken organlarıdır. Görebilmemiz, tozdan korunmamız ve kornea hücrelerimizin beslenmesi için gözyaşına muhtacız. Biz farkında olmasak da ağlamadığımız zamanlarda bile gözlerimiz her an incecik bir yaş tabakasıyla (Banal Gözyaşı) kaplıdır. İşte esneme eylemi, ağzımızı açtığımız basit bir refleks gibi görünse de, yüz anatomisinde kelimenin tam anlamıyla bir "deprem" etkisi oluşturur. Çene kaslarından elmacık kemiklerine kadar her şeyin yer değiştirdiği bu otonom gerinme anı, gözümüzdeki su tesisatının basıncını saniyeler içinde altüst eder.
Bu mekanik süreci anlamak için öncelikle gözyaşının nerede üretilip nereye gittiğini bilmemiz gerekir. Gözyaşımız, her iki gözümüzün de üst-dış köşesinde (kaşımızın hemen altında) bulunan badem büyüklüğündeki "Lakrimal Bezler" (Gözyaşı Bezleri) tarafından üretilir. Bu fabrika sürekli çalışır ve gözü ıslatan o ince sıvıyı salgılar. Gözümüzü her kırptığımızda, bu sıvı gözün ön yüzeyine bir cam sileceği gibi dağıtılır. Görevini tamamlayan ve kirlenen eski gözyaşı ise, gözümüzün iç köşesinde (burun tarafında) bulunan "Puncta" adındaki minik deliklerden emilerek burun boşluğumuza doğru (Nazolakrimal Kanal) tahliye edilir. Sistem kusursuz bir üretim ve tahliye döngüsü içindedir. Ta ki siz o kocaman esnemeyi yapana kadar.
Bir anlığına nasıl esnediğinizi gözünüzde canlandırın veya taklit edin. Ağzınızı inanılmaz bir genişlikte açarsınız, çeneniz aşağı doğru çekilir, yanaklarınız gerilir ve ister istemez gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız.
İşte bu birkaç saniyelik şiddetli kasılma anında, yüzünüzdeki kaslar inanılmaz bir gerginliğe ulaşır. Bu gergin kaslar, gözünüzün hemen üstünde yer alan o badem büyüklüğündeki Lakrimal Bezlere fiziki bir baskı uygular. Tıpkı bulaşık süngerini avucunuzda sıkıp içindeki suyu aniden dışarı boşaltmanız gibi, kasların bu mekanik baskısı da gözyaşı bezini aniden sıkar. İçeride birikmiş olan hazır gözyaşı stoku, bu basınçla birlikte bir anda göz küresinin üzerine fışkırır. Üretim aniden iki-üç katına çıkmıştır.
Sadece üretimin aniden artması, yaşların yanaklarımızdan süzülmesi için yeterli değildir. Gözyaşının artması durumunda normalde burun boşluğuna inen tahliye kanalının bu suyu emmesi beklenir. (Örneğin çok ağladığınızda burnunuzun akmasının sebebi, gözyaşının bu kanaldan burnunuza inmesidir).
Ancak esnerken yüz kaslarımız o kadar şiddetli kasılır ki, bu tahliye kanallarını (Puncta deliklerini) kelimenin tam anlamıyla ezer ve kapatır. Düşünün; fabrikanın pompaları (Lakrimal Bez) son sürat sıvı basıyor ama atık su gideri (Tahliye Kanalı) tamamen tıkanmış durumda! Gözün içinde saniyeler içinde biriken bu fazla sıvı, gidecek başka hiçbir yer bulamadığı için bariyerleri aşar ve göz kapaklarınızın arasından yanaklarınıza doğru firar eder. İşlem bittiğinde ve çenenizi kapatıp kaslarınızı gevşettiğinizde, tahliye kanalları tekrar açılır ve sistem normale döner. Ancak o bir damla yaş çoktan yüzünüze düşmüştür bile.
İnsanlar genellikle çok yorgun olduklarında, uykusuz kaldıklarında veya saatlerce bir ekrana odaklandıklarında esnerler. Yorgunluk anlarında göz kırpma refleksimiz yavaşlar ve gözlerimiz tehlikeli boyutta kurumaya başlar. Kuruyan göz, enfeksiyonlara ve çizilmelere açık hale gelir. Beyin, vücudun yorgunluğunu algılayıp esneme komutunu verdiğinde, aynı zamanda gözlere de "Acil yıkama ve yağlama" komutu vermiş olur. O mekanik baskıyla fışkıran gözyaşı, saatlerdir kuruyan, ekrana bakmaktan yorulan ve tahriş olan göz yüzeyini anında yıkar, nemlendirir ve vizyonunuzu berraklaştırır.
Yani o sildiğiniz gözyaşı bir yorgunluk belirtisi değil, beyninizin gözlerinizi korumak için devreye soktuğu "Otomatik Cam Yıkama" sisteminin mükemmel bir sonucudur.