Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın piyasasında yön bir kez daha yukarı döndü. Haftanın ikinci işlem gününde spot altın, sabah saatlerinde yüzde 1,07 yükselerek 4.558 dolar/ons seviyesine çıktı. Doların zayıflaması da bu hareketi destekledi. Çünkü dolar cinsinden fiyatlanan emtialar, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından böyle dönemlerde biraz daha cazip hale geliyor.
Goldman Sachs analistleri ise altın tarafında olumlu beklentilerini sürdürdü. Banka, ons altının 2026 yılının sonuna kadar 5.400 dolar seviyesine ulaşabileceği öngörüsünü korudu.
Araştırma notunda, spekülatif pozisyonların düşük seviyelerde kalmasının ve piyasaların geçmiş dönemlere kıyasla daha şahin bir politika şokunu fiyatlamasının, altını aşırı satım bölgesine ittiği belirtildi. Yani bankaya göre piyasada hâlâ toparlanma potansiyeli var.
Goldman Sachs ekonomistleri, ABD Merkez Bankası’nın 2026 yılında iki faiz indirimi yapmasını bekliyor. Bu indirimin de altın fiyatına ons başına yaklaşık 120 dolar katkı sağlayabileceği hesaplanıyor. Bankaya göre orta vadede asıl güçlü destek ise merkez bankalarının talebinden gelmeye devam edecek. Nitekim aylık altın alımlarının yeniden hızlanarak ortalama 60 ton seviyesine çıkabileceği tahmin ediliyor.
HSBC Varlık Yönetimi cephesinde ise daha temkinli bir tablo var. Banka, altının son dönemdeki fiyat hareketlerinin geleneksel “güvenli liman” özelliğini sorgulatmaya başladığını belirtti.
HSBC’ye göre jeopolitik riskler artarken ve tahvil getirileri gerilerken altının sert düşüş yaşaması, alışıldık piyasa davranışıyla pek örtüşmüyor. Banka, 2026 yılında altının klasik güvenli liman refleksinden uzaklaşıp daha çok riskli varlıklar gibi hareket ettiğini savunuyor.
Açıkçası bu, piyasalar açısından dikkat çekici bir değişim. Çünkü normal koşullarda çatışma, savaş ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde altının değer kazanması beklenir.
HSBC, altın üzerindeki baskının başlıca nedenleri arasında güçlü dolar ile faiz beklentilerindeki şahin yeniden fiyatlamayı gösterdi. Bu tablo, getiri sunmayan varlıkları elde tutmanın maliyetini artırırken ABD dışındaki yatırımcıların ilgisini de zayıflattı.
Banka ayrıca geçmişte benzer makroekonomik koşulların altın üzerinde bu kadar belirgin bir baskı yapmadığını vurguluyor. Bu da piyasada yapısal bir değişimin sinyali olarak görülüyor. Özellikle perakende yatırımcıların ve kaldıraçlı pozisyonların ağırlığının artması, stresli dönemlerde daha hızlı pozisyon kapatılmasına ve fiyat dalgalanmalarının büyümesine yol açıyor.
Bir başka dikkat çekici nokta da şu: Altının reel getirilerle olan ters korelasyonu gibi geleneksel ilişkiler de son yıllarda zayıflamaya başlamış durumda.
Yine de HSBC, uzun vadeli altın hikâyesinin tamamen bozulduğunu düşünmüyor. Merkez bankalarının alımları ve dolardan uzaklaşma eğilimi, değerli metal açısından yapısal talep unsurları olmaya devam ediyor.
Bu yüzden kısa vadede dalgalı ve hatta sert hareketler görülse de, uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.
Öte yandan altın fiyatları ay başından bu yana yaklaşık yüzde 14 değer kaybetti. Bu düşüşte güçlü doların baskısı belirleyici oldu. Böylece altın, Ekim 2008’den bu yana en sert aylık gerilemesine yöneldi. Buna rağmen çeyrek genelinde yaklaşık yüzde 5’lik artış kaydedildi.