Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Şiddetli yağışlarda pencereleri kapatmak genellikle ilk yapılan şey oluyor. Ancak uzmanlar, bu durumun iç mekandaki nemi ve küf riskini artırdığı konusunda uyarıyor.
Yağmur yağarken tüm pencereleri sıkıca kapatıp dışarıyla iletişimi kesmek pek çok kişinin ilk tercihi oluyor. Oysa uzmanlar, mekanik havalandırma sistemleri veya nem alıcı cihazlar kullanılsa dahi, özellikle yağışlı günlerde doğal havalandırmanın önemli olduğunu belirtiyor.
Yağış esnasında dışarıdan içeriye ıslak hava gireceği düşüncesi kulağa mantıklı gelse de kazın ayağı pek öyle değil. Yağmur veya dolu yağarken bile dışarıdaki hava içeri girip ısındığında, içeride hapsolmuş bayat havadan çok daha kuru bir yapıya ulaşıyor.
Camlarda damlacıklar oluşmaya başladığında ısıtıcıların derecesini düşürmek, iç ve dış mekan arasındaki sıcaklık farkını dengeleyerek yoğuşmanın önüne geçiyor.
Fransa merkezli çevre ajansı Ademe tarafından paylaşılan verilere göre, kapalı alanlardaki havanın her gün 5-10 dakika arasında yenilenmesi şart.
Havanın yenilenmemesi halinde biriken nem, duvarlarda çatlaklara, boya dökülmelerine ve su sızıntılarına yol açabiliyor. Mantarlar, alerjenler, ince partiküller, karbonmonoksit ve uçucu organik bileşikler bayat havada hızla çoğalıyor.
Elbette gök gürültülü fırtınalar veya kuvvetli rüzgarlarla birlikte gelen sağanak yağışlar sırasında pencereleri ardına kadar açmak pek mantıklı sayılmıyor. Şiddetli rüzgarın yönüne ve yağışın yoğunluğuna dikkat ederek pencereleri yalnızca birkaç dakikalığına aralamak yeterli faydayı sağlıyor.
Karşılıklı hava akımı oluşturularak içerideki havanın çok daha hızlı yenilenmesi mümkün hale geliyor. Yağışın şiddetini azalttığı sakin anlarda çatı pencerelerini aralamak da etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.