Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Uluslararası Para Fonu, Çin ekonomisinin sürdürülebilir büyüme için ihracat ve yatırımlara dayalı modelden uzaklaşıp daha fazla iç tüketime dayalı bir yapıya geçmesi gerektiğini açıkladı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin ekonomisine yönelik değerlendirmesinde dikkat çekici bir çağrıda bulundu. Fon’a göre Pekin yönetiminin önündeki en önemli başlık, büyüme modelini tüketime dayalı bir yapıya dönüştürmek.
IMF İcra Direktörleri Kurulu, Çin ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu tamamladı. Yapılan açıklamada, Çin ekonomisinin son yıllarda birden fazla şokla karşılaşmasına rağmen “kayda değer ölçüde dayanıklı” kaldığı vurgulandı.
Geçen yıl reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 5 büyüyerek resmi hedefi yakaladığı hatırlatıldı. Ancak bu büyümenin arkasında güçlü ihracat performansı ve uygulanan politika teşviklerinin olduğu özellikle belirtildi. Yani tablo fena değil ama, dengeler tartışmalı.
IMF’nin dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri, özel yurt içi talebin zayıf seyri oldu. Çekirdek enflasyonda sınırlı bir artış yaşansa da manşet enflasyonun 2025 yılında ortalama yüzde 0 seviyesinde kalmaya devam ettiği ifade edildi.
Bu durum, ticaret ortaklarına kıyasla düşük enflasyon anlamına geliyor. Düşük enflasyon ise reel döviz kurunda değer kaybını beraberinde getiriyor. Sonuç? İhracat daha da güçleniyor.
Nitekim cari işlemler fazlasının ülke GSYH’sinin tahmini olarak yüzde 3,3’üne yükseldiği aktarıldı. Kısacası Çin, dış ticarette güçlü ama iç talepte temkinli bir görüntü sergiliyor.
IMF’ye göre önümüzdeki dönemde büyüme ivmesi zayıflayabilir. Açıklamada, tarifeler ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin etkisiyle 2026 yılında GSYH büyümesinin yüzde 4,5’e gerilemesinin beklendiği kaydedildi.
Enflasyonun yalnızca kademeli şekilde artacağı, deflasyonist baskıların ise süreceği öngörülüyor. Orta vadede ise azalan iş gücü, yatırımların getirisindeki düşüş ve verimlilik artışındaki yavaşlama nedeniyle büyümenin kademeli olarak zayıflamaya devam edeceği ifade ediliyor.
Bir başka risk alanı da gayrimenkul sektörü. Beklenenden daha derin bir daralmanın, zaten yüksek olan borç seviyeleriyle birleşerek iç talebi daha da baskılayabileceği belirtiliyor. Bu da kalıcı deflasyon ve ihracata bağımlılığın sürmesi anlamına gelebilir.
Dış riskler cephesinde ise ticaret gerilimlerinin yeniden tırmanması öne çıkıyor. Ancak ek politika teşvikleri ya da ticaret anlaşmazlıklarının iş birliği içinde çözülmesi yukarı yönlü risk olarak değerlendiriliyor.
IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun mesajı oldukça net: Çin’in tüketim odaklı bir büyüme modeline geçişi artık temel öncelik olmalı.
Açıklamada, Çin’in 15’inci Beş Yıllık Plan’ında tüketimi artırmaya odaklanmasının memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekildi. Ekonominin tüketim yönünde yeniden dengelenmesini sağlayacak tamamlayıcı yapısal reformların da hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.