Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Nisan ayında, Bakü'de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Toplantısı'nda "Türk dünyası bizim ailemizdir, başka bir ailemiz yoktur" demişti. Bu söz, aslında teşkilatın özüne, geçmişine ve geleceğine ışık tutuyor. Uluslararası arenada belirsizliklerin çoğaldığı bir dönemde, Türk Devletleri Teşkilatı yalnızca ortak kültürel köklere bağlı bir model olarak öne çıkmıyor. Hızla derin siyasi ilişkilerin kurulduğu, ekonomik ortaklığın yaratıldığı ve güvenlik/savunma alanında da koordinasyonun sağlandığı çok boyutlu bir platforma dönüşüyor. Tüm dünyaya örnek olacak şekilde stratejik ittifak modeli ortaya koyuyor.
Meselenin özü şu: 21. yüzyılın hızla değişen siyasi coğrafyasında, "Türk Devletleri Teşkilatı"nın küresel gücü günden güne artıyor.

Hiç şüphesiz bu durumda, Azerbaycan'ın Karabağ zaferiyle Güney Kafkasya'da yarattığı yeni jeopolitik gerçekliğin etkisi büyük. Ağustos 2025'te tarihi Washington Zirvesi'nde Ermenistan ile barış anlaşmasını paraflayan Azerbaycan, dünyaya örnek olacak bir barış stratejisini ortaya koydu. Uluslararası arenada konumunu daha da güçlendirdi.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşlik ilişkisi, iki ülke arasında her alanda sağlanan tam ve derin iş birliği ve Şuşa Deklarasyonu, Türk Devletleri Teşkilatı'na üye diğer ülkeler için de örnek niteliğinde.
"21. yüzyıl Türk dünyasının gelişiminin yüzyılı olmalıdır" diyen Aliyev, tam da bu sebeple teşkilata üye ülkeler arasında iş birliğinin daha da geliştirilmesi gerektiğine her fırsatta vurgu yapıyor. Hatta bu yıl üye ülkelerin Azerbaycan'da ortak askeri tatbikatlar düzenlemesi önerisini de ortaya sundu.
Türk devletleri arasındaki iş birliği fırsatları, dünyanın farklı noktalarındaki mevcut gerilimlerin de etkisiyle durmadan genişliyor. Son olarak, İran'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz, Orta Koridor'un önemini bir kez daha kanıtladı. Türk dünyası için kritik öneme sahip olan Zengezur Koridoru da, Orta Koridor'un bir parçası olacak. Böylece Türk dünyasının ticari, lojistik ve siyasi bağları daha da güçlenecek.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, üye ülkelerin katılımıyla düzenlenen zirvelere de büyük önem veriyor. Zira bu toplantılar, Türk devletleri arasında siyasi güvenin ve stratejik koordinasyonun güçlenmesi için kritik bir mekanizma rolü üstleniyor. Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi Gayriresmi Zirvesi, bu kez Türk dünyasının başlıca manevi ve tarihi merkezlerinden biri olan Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla yapılıyor.

Modern Türk dünyasının kurumsallaşmasının mimarlarından biri olan Azerbaycan, gayriresmi zirvelerin düzenlenmesinde önemli rol üstleniyor. Teşkilatın ilk gayriresmi zirvesi, Azerbaycan'ın girişimiyle 6 Temmuz 2024'te Karabağ'ın incisi Şuşa'da yapıldı. O zirvede liderler "Karabağ Deklarasyonu"na imza attı. Şuşa Zirvesi, Türk dünyasının ortak geleceğinin sembolü haline geldi. Zirvenin Karabağ Zaferi ile işgalden kurtarılan Şuşa'da düzenlenmesi, Türk devletlerinin dayanışmasının bir sembolüydü. Azerbaycan'ın Güney Kafkasya'da yarattığı yeni jeopolitik gerçeklikten sonra bölgesel iş birliğinin yeni aşaması teyit edildi. Ekim 2025'te de geçmişten günümüze Türk dünyasında kültürel ve sembolik öneme sahip olan Azerbaycan'ın Gebele kenti, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapmıştı.
Azerbaycan, geçmişten bu yana Türk dünyası için daima birleştirici rol üstlendi. Modern Türk entelektüeller için alan oluşturdu. Onların buluşma yeri ve reformist düşüncenin merkezi oldu. Modern Türk bütünleşmesinin tarihsel temeli, 1926 yılında Bakü'de düzenlenen ve Türk dünyasının bilimsel tarihinde dönüm noktası kabul edilen Birinci Türkoloji Kongresi ile atıldı. Bakü, Türk dünyası için ortak kültürel, dilsel ve entelektüel alan üzerinde tartışma yapılan ilk platforma ev sahipliği yaptı. Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar bilim insanlarını, dilbilimcileri, tarihçileri ve eğitimcileri bir araya getiren kongre, 20. yüzyılda Türk dünyasının tarihindeki en önemli entelektüel olaylardan biri olarak niteleniyor. Türk dayanışması fikrinin erken tezahürü olan kongre, aradan geçen 100 yıla rağmen dil, kültür ve kimlik alanındaki etkisini sürdürüyor.
Güçlü tarihi mirası sayesinde modern bir güç platformuna dönüşen Türk Devletleri Teşkilatı, artık yalnızca kültürel birliği temsil etmiyor. Yeni dünya düzeni şekillenirken, küresel jeopolitik bir aktör olarak konumlanıyor.