Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Afrika kıtasının coğrafi kaderi tamamen değişmek üzere. Geotermal kaynaklar üzerinde yapılan son incelemeler, Zambiya'nın hemen altında oluşan devasa bir yarığın zamanla koca kıtayı birbirinden ayırabileceğini ortaya koydu.
Doğuda Tanzanya'dan başlayıp batıda Namibya'ya, oradan da Orta Atlantik sırtına kadar uzanan 2 bin 500 kilometrelik Kafue Yarığı uzmanların merceği altında. Oxford Üniversitesi araştırmacılarına göre fay hattı, Sahra Altı Afrika'nın parçalanmasına yol açacak yeni bir tektonik plaka sınırına evrilebilir.

Frontiers in Earth Science dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarlarından Mike Daly, Kafue Yarığı boyunca uzanan kaplıcalardaki helyum izlerinin yerkabuğunun 40 ila 160 kilometre altındaki mantoyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Daly'ye göre saptanan sıvı bağlantısı, fay sınırının aktif olduğunu kanıtlıyor. Aynı durum Güneybatı Afrika Yarık Bölgesi için de geçerli sayılıyor.
Bilim insanları, yarık bölgesi çevresindeki kaplıca oluşumları gibi jeotermal anomalileri fark ettikten sonra harekete geçti. Zambiya'daki sekiz farklı jeotermal kuyu ve kaynağı ziyaret eden uzmanlar, sudan serbestçe kabarcıklanan gaz örnekleri topladı. Yapılan kimyasal testler, yüzeyde manto sıvılarından türeyen gazların varlığını gözler önüne serdi.
Atmosferden gelmesi imkansız olan bir helyum formuna rastlayan araştırmacılar, gaz örneklerindeki karbondioksit oranının da manto sıvılarının bileşimiyle eşleştiğini tespit etti. Tüm bulgular, yerkabuğunu parçalamaya hazırlanan devasa bir yarığın erken aşamalarına işaret ediyor.

Kenya'daki Büyük Çatlak Vadisi'nin özellikleri göz önüne alındığında, Doğu Afrika'nın nihai olarak büyük bir kıtasal parçalanma çizgisine dönüşmesi bekleniyor. Konuyla ilgili daha kapsamlı çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.
Yaşanan jeolojik gelişmelerin önemli ekonomik yansımaları da olacak. Bahsi geçen yarıklar jeotermal enerji sağlamanın yanı sıra devasa helyum ve hidrojen rezervlerine erişim imkanı sunarak Afrika'nın ekonomik geleceğini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
