Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın fiyatları arasında makas farkı açılıyor. Petrol yeniden dünyanın gündeminde. Peki 2026 yılının ilk aylarında piyasaları neler bekliyor? Ekonomist Şirin Sarı, katıldığı bir televizyon programında yatırımcılar için çok önemli uyarılarda bulundu ve rakam verdi.
Dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi olan Venezuela, son dönemde yeniden gündemde olsa da bunun petrol fiyatlarına güçlü bir yansıması henüz görülmüş değil. Sarı, bu duruma dikkat çekerek "Goldman Sachs, Venezuela’nın petrol üretiminin uzun vadede artabileceğini söylüyor. Reuters da petrol fiyatları için 2026 tahminini güncelledi. Ancak şu aşamada fiyatlarda çok sert bir tepki yok" dedi.
OPEC’in piyasa üzerindeki etkisinin zayıfladığına dikkat çeken Sarı, arz tarafındaki kısıtlamaların bu yılın başında kaldırılmasının fiyatları aşağı çektiğini vurguladı.
Sarı, "Uzun süre petrolü 70–80 dolar bandında, hatta bir dönem 80–90 dolar aralığında izledik. Şimdi ise 60–70 bandındayız, hatta 60–65 bandı daha belirgin. Brent zaman zaman 60 doların altına inerken, WTI cephesinde de 60’ın altı görüldü" dedi.
Asıl kritik başlığın ise petrolün dolar dışı varlıklarla satılmaya başlanması olduğunu vurgulayan Sarı, "Venezuela ve İran petrol satışlarını dolar yerine altın ya da yerel para birimleriyle yapmaya başladı. Bu durum ‘petrodolar’ sistemini yeniden tartışmaya açtı" diyerek durumu özetledi.
Venezuela’nın günlük petrol gelirinin yaklaşık 60 milyon dolar olduğunu hatırlatan Sarı, ABD’nin 38,5 trilyon dolarlık borcunun günlük faizinin 3,5 milyar dolar seviyesinde olduğuna dikkat çekerek "Bu yüzden Venezuela operasyonunun tek nedeni petrol değil. Asıl mesele doların küresel gücünün sorgulanması ve bu gücün yeniden tesis edilme çabası" dedi
Hafta sonu yaşanan jeopolitik gelişmelerin piyasaları tedirgin ettiğini belirten Sarı, buna rağmen altın ve gümüşte sert tepkiler görülmediğini ifade ederek "Piyasalar hafta sonuna denk gelmesi sayesinde bu gelişmeleri bir miktar sindirdi" dedi.
Fed politikalarına ilişkin beklentilere de değinen Sarı, Mayıs sonrası Fed Başkanı değişimiyle birlikte 50–60 baz puanlık faiz indiriminin fiyatlandığını, ancak yatırımcının temkinli kaldığını ifade ederek "2007–2008 döneminde de ‘resesyon yok’ deniyordu. Yatırımcı buna inanmıyor" diyerek bunun altın fiyatlamalarından net şekilde görüldüğünü ifade etti.
"Merkez bankalarının faiz indirimleri ve jeopolitik riskler bu iki metali yukarı taşıyor. Altın tarafında artık 4.800–4.900, hatta kademeli olarak 5.000 dolar seviyeleri konuşuluyor" diyen Sarı bu senaryoda Türkiye’de gram altının 7.000–7.500 TL bandına yönelmesinin mümkün olduğunu vurguladı.
Gümüş piyasasında vadeli kontratlar ile fiziki piyasa arasındaki fiyat farkının dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirten Sarı, "Vadeli kontratlarda 78 dolar görülürken, Japonya’da 130 dolar, Çin’de 80–110 dolar, Dubai’de 110 dolar seviyeleri konuşuluyor. Yüzde 50 ila yüzde 100 arasında farklar var ve arbitrajla kapanmıyor" dedi.
Altın–gümüş rasyosuna da değinen Sarı, "2011 seviyelerine ulaşmak için para arzı–gümüş rasyosunda hâlâ yüzde 100 potansiyel var. Sert düşüşler olabilir ama 50 doların üzerinde kalındığı sürece uzun vadede 200–250 dolarlar teorik olarak mümkün" diyerek gümüş yatırımcılarını bilgilendirdi.
"Türkiye’de altın bozdurup gümüşe geçen çok kişi var. Portföy çeşitlendirmek önemli ama tüm varlığı gümüşe yönlendirmek riskli" diyerek yatırımcıları uyardı.
2026’ya Venezuela gündemiyle girilirken yalnızca altın ve gümüşün değil; platin, paladyum, bakır, çinko ve nikelin de öne çıktığını belirten Sarı, aynı anda hem değerli hem de sanayi metallerinin yükselmesine dikkat çeken Sarı, "Büyüme sorunlarının olduğu bir ortamda hem altın, hem gümüş hem de bakır yükseliyorsa bu, metal piyasasında bir düzeltme riskine işaret eder" dedi.
Bu nedenle Şubat sonrası, özellikle Mart–Nisan döneminin yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
"Altın fiyatlarının hızla yükselmesi ve Türkiye ile yurtdışı fiyat farkının yeniden açılması ciddi endişe yaratıyor. Son günlerde bu fark 5.000 doların üzerine çıktı" diyen Sarı, işlenmiş altın ithalatındaki verginin kaldırılmasının piyasayı bir miktar rahatlatabileceğini söyledi ve asıl çözümün kotanın kaldırılması olduğunu ifade etti.