Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Külçe Piyasası Birliği'nin İtalya'da düzenlenen yıllık konferansına katılan delegeler, altının ons fiyatının önümüzdeki 12 ay içinde 5 bin 13 dolara ulaşabileceğini öngördü. Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman, altın fiyatlarında orta ve uzun vadede yükseliş beklentisinin korunduğunu belirterek yatırımcılar için çarpıcı uyarılarda bulundu.
Bir yıl içinde altın ne kadar olacak? Bu kritik soruya İtalya'da düzenlenen konferansta küresel altın piyasasının temsilcilerinden cevap geldi. Külçe Piyasası Birliği'nin yıllık konferansına katılan delegeler, altının önümüzdeki 12 ay içinde ons başına 5 bin 13 dolar seviyesine ulaşabileceğini öngördü. Peki, bu tahmin gerçekleşir mi? Altının ons fiyatının 5 bin doların üzerine çıkması halinde gram altın 10 bin TL'yi aşar mı? Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman katıldığı bir yayında değerlendirdi.
İşte Prof. Dr. Murat Ferman'ın konuşmasından satır başları...
"Finansal varlıklar ve parasal meseleler söz konusu olduğunda tahminler ve öngörüler daha keskin bir profil ortaya koyuyor. Çünkü bunlar gelip geçici tahminler değil. Hiçbir zaman yatırım tavsiyesi olmamak kaydıyla, genel eğilimleri okumakta fayda var.
Dünya Altın Konseyi (World Gold Council) olmak üzere diğer kurumların öngörüleriyle de paralel bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü altında yönün yukarı olduğuna ilişkin, kısa, orta ve uzun vadede farklılaşmakla birlikte, genel bir görüş birliği var.
Belirtilen 5 bin doların üzerindeki rakamın da önümüzdeki bir yıl içinde gerçekleşmesi öngörülüyor.
Merkez bankaları altın alımına devam ediyor. Bildiğiniz gibi Polonya Merkez Bankası geçtiğimiz ay rekor kırdı. Başta Çin Merkez Bankası olmak üzere, dünyadaki merkez bankaları da alımlarını sürdürüyor.
Ancak altının önünü kesen bir faktör var. O da güçlü dolar etkisi ve Amerikan tahvillerinin, yani ABD devlet borçlanma kâğıtlarının faizlerinin artması. Bu noktada altının önünün tamamen açık olmadığını, hareket alanının daraldığını görüyoruz.
Güçlü dolar etkisi hâlâ gündemde. Özellikle euronun değer kaybetmesi, Avrupa Birliği'nde yaşanan son sıkıntılar, Almanya'daki seçimler ve Fransa'daki borç ödeme sorunları başta olmak üzere çeşitli gelişmeler, euro üzerinde baskı oluşturuyor. Dolayısıyla dolar güçlü seyrini sürdürüyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden devam eden gelişmeler, Körfez'deki çatışmalar ve arka planda beşinci yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı da özellikle enerji fiyatları ve enerji politikaları üzerinden piyasalarda fiyatlamalara neden oluyor.
Hatırlarsanız, savaşın çıkmasından önce gerginliğin arttığı dönemde altın çok büyük prim yapmıştı. Ancak savaş başlar başlamaz, çatışmalar ve ilk kayıplar ortaya çıkınca altın fiyatlarında gerileme görüldü. Bu da kafaları karıştırdı. İnsanlar, "Altın güvenli liman değil miydi?" diye sormaya başladı.
Ancak petrol fiyatları çok yükseldiği için savaşın niteliği gereği eldeki altının nakde çevrilerek petrol rezervlerine harcanması gerekiyordu. Bu bakımdan altın, güvenli liman olma özelliğini henüz terk etmiş değil.
Türkiye'de altın, bizim geleneksel tasarruf aracımız ve enflasyona karşı korunma yöntemlerimizden biri olmayı sürdürüyor.
Ancak Türkiye'de de dikkat edilirse gram altın şu anda 6 bin 500-6 bin 650 TL seviyeleri arasında değişiyor. Önümüzdeki haftalarda küçük dalgalanmalar görülebilir. Kapalıçarşı'ya baktığımızda ise genellikle alıcıdan ziyade kademeli satışın hâkim olduğunu görüyoruz.
Son olarak şunu da söyleyeyim: Ekim, kasım ve aralık ayları tarihsel olarak altın fiyatlarının en yüksek düzeylerde seyrettiği dönemler arasında yer alıyor. Tarihsel veriler bunu gösteriyor. Özellikle Noel döneminde Batı dünyasında altın talebi artıyor. Ocak ayında ise Çinlilerin yeni yılı geliyor. Dolayısıyla bu aylarda altın fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket görülebiliyor.
Ancak kimse bir anda 7 bin TL seviyelerini ve üzerini beklemesin. Bildiğiniz gibi 2026 yılının başından itibaren şunu söyledik: Belirsizlik ortamının hâkim olduğu, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik gelişmelerin piyasa fiyatlamalarını doğrudan etkilediği bir dönemde para kazanmaya, alıp satıp servete servet katmaya odaklanmak yerine eldeki serveti korumak gerekiyor.
Bu nedenle kademeli alım ve kademeli satım yapmak, eldeki varlıklara sahip çıkmak önemli. Vatandaşlarımız kendileri için en uygun kararı verebilirler.
Altın, portföyümüzde ve yatırım tercihlerimizde eşitler arasında öncelikli yerini koruyacaktır. Ancak geçtiğimiz yılın başında yaşanan büyük yükselişi ve ardından gelen düşüşü de hatırlayarak daima kademeli hareket etmekte fayda var.
Şu an eldeki serveti koruma zamanıdır. Asıl odaklanılması gereken, yüksek kazanç elde etmekten ziyade mevcut birikimi korumaktır. Bunu özellikle ifade etmek isterim."