Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Dünya bu denli karışıkken para kazanmak mümkün mü? Ünlü ekonomist Baki Atılal, katıldığı bir televizyon programında küresel gelişmelerin ve özellikle enerji fiyatlarının piyasalar üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.
Atılal, petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini vurgulayarak, “Petrol zaten işin merkezinde. Petrol 100 dolara çıktığında enflasyon artıyor; bu sadece Türkiye için değil, tüm dünya için geçerli. Beklentiler yukarı revize ediliyor” ifadelerini kullandı.
Ekonomi yönetimlerinin uyguladığı programların tek başına belirleyici olmadığını belirten Atılal, “Ekonomi yönetimi ‘program önemli’ diyor ama burada asıl belirleyici olan petrol ve küresel gelişmeler. Programlar her zaman revize edilebilir; şirketlerde bütçe nasıl revize ediliyorsa, makro tarafta da aynı şey geçerli” dedi.
Ancak enerji fiyatları ve tüketici davranışlarının kontrol edilemediğini vurgulayarak, “Ancak petrolün kontrolü sende değil, tüketici davranışı da sende değil. Talebi kısmak başka, talebin erişim zorluğu nedeniyle düşmesi başka bir şey” değerlendirmesinde bulundu.
Talep tarafındaki zayıflığın özellikle bazı sektörlerde net şekilde hissedildiğini belirten Atılal, tekstil sektörünü örnek gösterdi: “Şu an tekstil gibi sektörlerde bunu net görüyoruz. Fiyatlar düşüyor, kampanyalar artıyor ama talep toparlanmıyor. Çünkü insanlar geçmiş fiyatları biliyor ve alım gücü zayıf.” Bu durumun şirketleri kendi planlarını gözden geçirmeye zorladığını da ekledi.
Önümüzdeki dönemde piyasalar açısından kritik gelişmelere işaret eden Atılal, “Önümüzde kritik tarihler var. Mecliste yapılacak sunum ve ardından gelecek enflasyon raporu, piyasaya yön verecek. O noktada programda revizyon olup olmayacağını göreceğiz” dedi.
Beklentilerin halihazırda yukarı yönlü revize edildiğini belirterek, “Zaten hem yerli hem yabancı beklentiler yukarı çekilmiş durumda. Petrol fiyatındaki artış bu revizyonun ana sebebi” ifadelerini kullandı.
Jeopolitik risklerin etkisine de dikkat çeken Atılal, enerji ve savunma sektörlerinin öneminin arttığını belirtti: “Jeopolitik gelişmeler de belirleyici. Enerji, savunma ve yenilenebilir enerji artık daha kritik. Bu ortamda dış gelişmeler iç piyasayı doğrudan etkiliyor.” Yabancı yatırımcı davranışına ilişkin olarak ise, “Ama yabancı yatırımcı sadece ‘ucuzluk’ hikayesine bakmaz; kârlılığa bakar. Şirketlerin kâr üretmesi gerekiyor” dedi.
ABD ile Türkiye arasındaki şirket karlılığı farkına değinen Atılal, yatırımcı perspektifini şöyle özetledi: “ABD tarafında şirketler kâr rekorları kırarken bizde aynı tablo yok. Bu yüzden yatırımcı Türkiye’ye bakarken kur politikası, faiz politikası, jeopolitik risk ve siyasi ortamı birlikte değerlendiriyor.”
Piyasalarda iki ana dinamiğin öne çıktığını belirten Atılal, “Piyasada şu an iki ana dinamik var: jeopolitik riskler ve küresel likidite. Petrol fiyatı, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişler ve savaş ihtimali tüm fiyatlamayı etkiliyor” dedi. Emtia piyasalarına ilişkin olarak ise, “Eğer risk azalırsa emtialarda düzeltme görebiliriz; bu da büyüme hisseleri ve özellikle yenilenebilir enerji tarafını öne çıkarır” değerlendirmesinde bulundu.
Yatırım stratejisine dair önerilerini de paylaşan Atılal, tamamen nakitte kalmanın cazip olmadığını belirterek, “Yatırımcı açısından bakarsak, tamamen nakitte kalmak artık cazip değil. Evet, korur ama kazandırmaz” dedi. Kademeli pozisyon alınması gerektiğini vurgulayan Atılal, örnek bir portföy dağılımını şu şekilde açıkladı:
“Ben olsam portföyü şöyle kurarım:
%30 emtia (özellikle gümüş ve ons altın)
%40 hisse senedi (büyük şirketler, bankalar, holdingler ve yenilenebilir enerji)
%20 büyüme hikayesi olan şirketler (daha agresif taraf)
%10 nakit (fırsatlar için)”
Faizlerin düşüş eğilimine girebileceğini belirten Atılal, “Mevduat tarafı cazibesini kaybedebilir çünkü faizler düşme eğilimine girebilir. Gayrimenkul ve otomobil ise mevcut faiz ortamında mantıklı değil. Oyuncak araba bile almam. Öyle öyle söyleyeyim. Bu bu fiyatlar bu faizler alınmaz yani” dedi.
HİSSE SENEDİNİ TEK GEÇTİ
Tek bir yatırım tercihi yapılması gerektiğinde hisse senedini öne çıkaran Atılal, “Tek bir seçim yapmak zorunda olsam hisse senedini seçerim. Çünkü uzun vadede değer üretme potansiyeli orada. Altın ise daha çok korunma aracı. Ancak büyüme arıyorsan gümüş bir adım öne çıkar” ifadelerini kullandı.
Atılal, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı: “Özetle: kontrol bizde değil, ama fırsatlar var. Bu yüzden tamamen kenarda kalmak yerine kontrollü şekilde piyasada olmak gerekiyor.”