Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın artık güvenli liman değil mi? Özellikle Ortadoğu’daki savaşın ardından piyasalar artık yalnızca jeopolitik riskleri değil, savaşın küresel ekonomi üzerindeki uzun vadeli etkilerini fiyatlıyor. Akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin, katıldığı bir programda altın piyasalarında yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"Normalde savaşlar var iken veya jeopolitik riskler veya salgınlar varken altının güvenli liman karakteri itibariyle bir yükselişe geçtiğini görüyorduk. Ancak bu savaşta ters bir işlem olmaya başladı." diyen Şahin, "Çünkü işin içine bir enerji krizi, bir tedarik krizi, bir taşımacılık krizi devreye girdi ve küresel enflasyon üzerinde ciddi baskılar oldu. Bu da altında maalesef ki o beklenilen hareketliliği getirmedi.”
Şahin, özellikle İsrail-İran gerilimi sırasında yapılan sert ve zaman zaman iyimser açıklamaların piyasalarda büyük oynaklık yarattığını belirterek, altın fiyatlarında artık fiziki piyasalardan çok türev piyasaların belirleyici olduğunu dile getirdi.
Şahin, "“Özellikle ABD, İsrail, İran savaşı’nda ABD ve İran arasındaki karşılıklı sert, bazen de iyimser açıklamalar neticesinde hem enerji piyasalarında doğal olarak da altında hareketliliği görüyoruz. Yani bir denge oluşamıyor" dedi.
Bu hareketliliklerden veya bu açıklamaların neticesindeki bu fiyat oynaklığından kim kazanıyor? Kimler kazanıyor? sorusuna cevap veren Şahin "Bu çok önemli. Ama şunu görüyoruz ki fiziki altın piyasasından çok türev piyasaların bu noktada belirleyici olduğunu görüyoruz. Özellikle Londra ve New York merkezli büyük fon hareketlerinin kısa vadeli sert fiyatlamalara etki ettiğini görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Yatırımcı davranışlarında ciddi değişimler yaşandığını vurgulayan Şahin, piyasaların artık sıcak çatışmalardan çok ekonomik sonuçlara odaklandığını kaydetti.
“Bu Ortadoğu’daki gerilim nedeniyle yatırımcılar artık Ortadoğu’daki bu sıcak çatışma ortamından ziyade savaşın küresel ekonomide bırakacağı ve bıraktığı büyük hasarı fiyatlamaya geçti. Bu sebeple altın ve petrol arasındaki korelasyon ters işlemeye başladı.”
Özellikle Hürmüz Boğazı krizinin derinleşmesi halinde altın fiyatlarının uzun vadeli riskler açısından çok daha belirleyici hale geleceğini ifade eden Şahin, küresel ekonomik kırılganlıklara dikkat çekti.
“Özellikle şu an Hürmüz Boğazı krizi eğer daha da derinleşirse ve daha da uzarsa bundan sonraki süreçlerde biz petrol fiyatlarından ziyade altın fiyatlarının aslında uzun vadeli riskler üzerinde ne kadar belirleyici olduğunu görüşmeye ve konuşmaya başlayacağız.”
Küresel ekonomideki temel sorunlara işaret eden Şahin, altının artık çok katmanlı bir yatırım aracı haline geldiğini söyledi.
“Özellikle altının yükselmeye devam etmesi veya petrolle ters korelasyon ilişkisi içerisinde ciddi sorunlar var. Bunların en başında da küresel borç yükü geliyor. Malumunuz üzere 348 trilyon dolarlık bir küresel borçtan bahsediyoruz. Enerji şoklarından bahsediyoruz."
"Tedarik zincirlerindeki olumsuz gidişattan, alternatif güzergahlardan bahsediyoruz. Merkez bankalarının faiz yükseltmelerine doğru yöneldiğinden bahsediyoruz. Sonuç itibariyle burada artık altın savaşlarla değil faizlerin, doların, merkez bankalarının ve küresel piyasaların aynı anda fiyatlandığı çok katmanlı bir yatırım merkezinde bulunduğunu söyleyebiliriz.”
Altının savaş dönemlerinde yükselmesi gerektiğine yönelik genel algının neden bu kez gerçekleşmediğini de değerlendiren Şahin, enerji krizinin yatırım tercihlerinde değişime neden olduğunu belirtti.
“Şimdi bir anda petrol fiyatları yükselmeye başlayınca ve küresel sistemlerde sıkıntılar başlayınca insanlar altına yatırımlarını, yatırımcılar altına olan yatırımlarını geri çektiler ve bu piyasalardan çıktılar. Büyük fon hareketliliklerinden çıktılar. Doğrudan doğruya petrol üzerinde yatırımlarını yapmaya başladılar.”
Enerji arzında yaşanan sorunların ülkeleri stratejik rezerv oluşturmaya ittiğini söyleyen Şahin, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şu an paranız olsa bile tedarik noktasında petrol ve enerji tedariki yapamıyorsunuz. Çok zorlanıyorsunuz. Çünkü birçok ülkenin özellikle stratejik rezervleri bitme noktasına geldi. Şimdi paranız varsa dahi alamıyor pozisyonuna düştük. Doğal olarak da altının düşüş seviyelerinde olması petrolün yüksekliği ile alakalı bir durumdur. Ülkeler önce enerji gardlarını almaya çalışmışlardır.”
Altının yeniden yükselişe geçip geçmeyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şahin, kısa vadede yatay seyrin sürebileceğini ifade etti.
“Kısa vadede bunu beklemiyoruz. Çünkü Hürmüz’deki bu gerginlik sürecek gibi görünüyor. Her ne kadar küresel ekonomi üzerinde etkisi olsa dahi savaş bitmiş olsa bile bence piyasaların bu temkinlilik hareketi devam edecektir. Bir nebze daha altında yatay seyri göreceğiz gibi görünüyor.”
Yıl sonu beklentilerine ilişkin de konuşan Şahin, ons altında 5 bin doların üzerinin görülebileceğini söyledi.
“Şu an 4715 ons bazında fiyatlamaları görüyoruz ama yıl sonunda 5000 - 5300 dolar aralığında bir ons fiyatlaması görebiliriz. Eğer kısa vadede müzakereler, bir barış görüşmeleri olur ise. Eğer olmaz ise altının bu yatay seyrinin ben devam edeceği kanaatindeyim.”
Yatırımcılara da mesaj veren Şahin, "Altına yatırım yapalım mı? Çıkalım mı? Komple yatırımdan vazgeçelim mi? Asla ve asla böyle bir durum söz konusu değil. Burada dikkat edilmesi gereken şey şu. Birileri evet bu altın üzerindeki fiyat hareketliliklerini görüyor ama ne tam anlamıyla altından çıkış yapılmalı ne de tam anlamıyla bir giriş yapılmalı. Bunun yerine kademeli ve risk dağıtan yaklaşım daha rasyoneldir” değerlendirmesinde bulundu.