Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın fiyatları beklenen yükselişi bir türlü yakalayamıyor. İran-İsrail hattında ateşkesin sık sık ihlal edilmesiyle yeniden yükselen jeopolitik tansiyon, küresel piyasalarda dengeleri değiştirmeye devam ediyor.
Katıldığı bir yayında konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırdığını, bunun da Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası başta olmak üzere dolar, petrol ve altın fiyatları üzerinde belirleyici olduğunu söyledi.
Ateşkes ihlallerinin ilk etapta enerji piyasalarını etkilediğini belirten Şener, bunun zincirleme şekilde küresel ekonomiye yayıldığını ifade etti.
Şener, "Bu kargaşa, sürekli ateşkesin ihlal ediliyor olması öncelikle enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Enerji fiyatları üzerindeki bu baskı da enflasyonun küresel çapta yükseleceği beklentisini güçlendiriyor. Bu da doğal olarak bütün alanları etkiliyor." dedi.
Enerji fiyatlarındaki artışın Fed beklentilerini de değiştirdiğini vurgulayan Şener, yıl başındaki beklentilerin önemli ölçüde farklılaştığını söyledi.
"Amerika'daki faiz beklentileri de aslında buradan kaynaklanıyor. Enerji fiyatları arttıkça dünyada enflasyon artacak. Enflasyon arttıkça da Amerika'nın faiz artırma ihtimali daha yüksek hale gelmiş olacak. Sene başında Fed'in Eylül toplantısında faiz artırıp artırmayacağı tartışılıyordu. Ancak ateşkesteki son ihlalle birlikte şu andaki beklenti yüzde 70'in üzerine çıktı. Amerika Merkez Bankası'nın Eylül ayında faiz artırması daha olası görünüyor."
Şener, enflasyondaki yükselişin sürmesi halinde yıl sonundaki toplantının da gündeme gelebileceğini belirterek, "Artık Aralık toplantısında da ikinci bir faiz artırımı ihtimali güçlenmeye başladı." ifadelerini kullandı.
Jeopolitik risklere rağmen doların küresel ölçekte güçlü kalmaya devam ettiğini söyleyen Şener, bunun temel nedeninin yüksek faiz beklentileri olduğunu ifade etti.
"Dolar endeksi savaş dönemi boyunca 100 seviyesinin üzerinde kaldı. Trump'ın tarifeleri, Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi ve İran-İsrail-Amerika hattındaki gelişmeler doları daha güçlü hale getirdi."
ABD tahvil faizlerinin yatırımcılar açısından cazibesini koruduğunu belirten Şener, "Amerika'da tahvil faizleri yüzde 4,19-4,20 seviyelerinin üzerinde. Enflasyona göre yüksek getiri sağlıyor. Fed faizleri yüksek kaldığı sürece dolara küresel talep devam edecektir." dedi.
Doların güçlenmesinin yalnızca döviz piyasasını değil küresel ekonomiyi de etkilediğini belirten Şener, "Bu süreç hem beklentileri bozuyor hem de ülkelerin büyüme rakamlarını olumsuz etkiliyor. IMF de bu hafta birçok ülkenin büyüme tahminini daha aşağı seviyelere çekti. 2026 yılında daha düşük büyüme beklentisi öne çıkıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Şener, mevcut görünümün devam etmesi halinde dolar endeksinin 2026 yılı içerisinde 100-107 bandında kalabileceğini de sözlerine ekledi.
Petrol piyasasında da jeopolitik gelişmelerin belirleyici olduğunu vurgulayan Şener, Hürmüz Boğazı konusunda peş peşe gelen çelişkili açıklamaların fiyat oynaklığını artırdığını söyledi.
"İran kapattığını söylüyor, ardından Trump açık olduğunu ifade ediyor. Sürekli farklı haberler geliyor. Ancak gerçek şu ki İran, İsrail ve Amerika arasındaki savaşın asıl belirleyicisi enerji fiyatları oldu."
Son günlerde yaşanan gelişmelerin fiyatlara doğrudan yansıdığına dikkat çeken Şener, "Ateşkesin bozulmasıyla birlikte son üç günde Brent petrol yaklaşık 4 dolar yükseldi. 72 dolar seviyesinden 76 dolara çıktı. Ham petrol de 72-73 dolar seviyelerinde işlem görüyor." dedi.
Savaş döneminde petrol fiyatlarının 130 dolara kadar yükseldiğini hatırlatan Şener, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomide büyüme beklentilerini düşürdüğünü, faiz beklentilerini artırdığını, diğer emtia fiyatlarını baskıladığını ve ihracat görünümünü olumsuz etkilediğini söyledi.
Altın piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Sefer Şener, yatırımcıların dikkat etmesi gereken temel unsurun Fed'in faiz beklentileri olduğunu söyledi.
"Vatandaşlarımız açısından altın konusunda üç temel nokta var. Birincisi; enerji fiyatları yukarı geldikçe altın fiyatları aşağı geliyor. Çünkü enerji fiyatları yükseldikçe enflasyon beklentisi artıyor. Enflasyon beklentisi yükseldikçe de Fed'in faiz artırımı ihtimali güçleniyor."
Şener, faiz artışı beklentilerinin kıymetli metalleri baskıladığını belirterek şöyle konuştu:
"Masada faiz artışı beklentisi olduğu sürece altın, gümüş, platin gibi kıymetli metallerin yukarı yönlü hareket etme ihtimali oldukça düşük. Çünkü yatırımcılar son dönemde yüksek getiri sağlayan Amerikan tahvillerine yöneliyor."
Altında aşağı yönlü baskıya rağmen merkez bankalarının yoğun alımlarının fiyatları desteklediğini söyleyen Şener, özellikle Çin ve Hindistan'ın altın alımlarına dikkat çekti.
"Çin Merkez Bankası ve Hindistan Merkez Bankası başta olmak üzere son üç yıldır tarihî seviyelerde altın alımları devam ediyor. Eğer bu alımlar olmasaydı, Amerika'daki yüksek faiz ortamında ons altının çok daha düşük seviyelere gerilemesi gerekirdi. Gram altın da 5.500-5.600 TL seviyelerine kadar düşebilirdi."
Şener, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Amerika'daki faiz beklentileri hem Eylül hem de Aralık dönemi için güçlenmiş durumda. Bu beklentiler masada kaldığı sürece altının çok güçlü bir yükseliş gerçekleştirmesi mevcut veriler ışığında zor görünüyor."