Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın piyasasında son aylarda yaşanan sert dalgalanma, yatırımcıların kafasını karıştırmış durumda. Ocak ayında ulaştığı tarihi zirveden yüzde 26 gerileyen spot altın, 4.000 dolar seviyesine kadar çekildi.
Fed’in şahin politikaları, yükselen reel getiriler ve altın fonlarından yaşanan çıkışlar değerli metal üzerindeki baskıyı artırıyor. Ancak Morgan Stanley Wealth Management, kısa vadeli olumsuz tabloya rağmen altın için yapıcı yaklaşımını sürdürüyor. Bankanın Temmuz 2026 tarihli “Reflections and Projections at Midyear” raporunda, emtia piyasalarında ve özellikle altında yaşanan çalkantı ayrıntılı biçimde ele alındı.
Rapora göre altındaki gerilemeye, altın borsa yatırım fonlarından yani ETF’lerden çıkan paranın hızlanması da eşlik etti. İlk aşamada düşüş, İran savaşı sırasında hisse senedi piyasalarında görülen kâr satışlarıyla paralel ilerledi. Ancak zaman geçtikçe fiyatlar üzerinde makroekonomik gelişmeler daha belirleyici hâle geldi. Federal Rezerv’in beklenenden daha sıkı bir para politikası izlemesi, enflasyon swaplarında yaşanan keskin düşüş, reel getirilerin yükselmesi ve ABD dolarının yeniden güç kazanması altının işini zorlaştırdı.
Yani altın, bir yandan yatırımcıların güvenli liman arayışından destek bulmaya çalışırken diğer yandan yüksek faiz ve güçlü dolar baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Raporda, 2024 yılının başından bu yana altın fiyatları ile ETF stokları arasındaki ilişkiye de dikkat çekildi.
Ocak 2024’te spot altının ons fiyatı 2.000 dolar civarında bulunurken ETF stokları yaklaşık 85 milyon ons seviyesindeydi. 2025’in son çeyreğine gelindiğinde ise altın 5.000 doların üzerine çıktı, ETF stokları da 100 milyon onsu aştı. Ancak tablo 2026 yılının ilk yarısında değişti. Özellikle mayıs ayından itibaren ETF stoklarının 95 milyon ons seviyesine gerilemesiyle spot altın fiyatı da 4.000 dolar sınırına kadar düştü. Rapora göre bu hareket, kurumsal yatırımcıların fonlardan çıkışının düşüş eğilimini doğrudan beslediğini gösteriyor.
Tüm bu baskılara rağmen Morgan Stanley & Co. Research analistleri Alfredo Pinel ve Sonny Mendez, altın piyasasına yönelik olumlu duruşlarını koruyor. Analistlerin 2026 yıl sonu için belirlediği hedef 5.200 dolar. Bu tahmin, mevcut seviyeler dikkate alındığında altının yaklaşık yüzde 27 yükseliş potansiyeli taşıdığı anlamına geliyor. Açıkçası, kısa vadede böylesine yoğun baskı altında kalan bir piyasa için oldukça iddialı bir hedef. Analistler bu beklentiyi, altının uzun vadeli değer saklama aracı olma özelliğine ve piyasalardaki oynaklığın zamanla yeniden dengeleneceği öngörüsüne dayandırıyor.
Morgan Stanley’nin Küresel Yatırım Komitesi de altın dâhil emtialara yatırım modellerinde yer vermeyi sürdürüyor. “Varlık Koruma” ve “Dengeli Büyüme” gibi taktiksel varlık dağılımı modellerinde emtiaların payı yüzde 1 ile yüzde 3 arasında değişiyor. Bu oranlar oldukça sınırlı görünse de altının portföy çeşitlendirmesindeki rolünün tamamen gözden çıkarılmadığını ortaya koyuyor.
Raporda altın yatırımının taşıdığı risklere de ayrıca dikkat çekiliyor. Fiziksel değerli metallerin spekülatif bir yapıya sahip olabileceği, hem kısa hem de uzun vadede sert fiyat hareketleri yaşayabileceği belirtiliyor. Altın, hisse senedi veya tahvil gibi düzenli faiz ya da temettü geliri de sağlamıyor. Bunun yanında fiziki altının güvenli şekilde saklanması, yatırımcı açısından ek maliyet yapabiliyor.