Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Asgari ücretin yüzde 30 artırılması halinde 36 bin 500 TL seviyesine ulaşabileceğini belirten Ekonomist Muhammed Bayram, ara zam için tarih beklentisini açıkladı. Bayram, faiz indirimi, vergi dilimi düzenlemesi ve çalışanlara yönelik destekler hakkında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Ekonomist Muhammed Bayram, Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirimini değerlendirdi. Daha yüksek faiz indirimi yapılması gerektiğini savunan Bayram, yüksek faizlerin vatandaşın alım gücünü ve kredi kartı borçlarını olumsuz etkilediğini söyledi.
Asgari ücrette en az yüzde 25 artış beklentisini dile getiren Bayram, vergi diliminin sabitlenmesi ve çalışanlara kira, giyim ve yakacak desteği sağlanması gerektiğini belirtti. Gelecek yıl ara zam beklediğini de ifade eden Bayram, asgari ücretin yüzde 30 artırılması halinde 36 bin 500 liraya ulaşabileceğini öngördü.
İşte Bayram'ın açıklamalarından satır başları...
"Merkez Bankası'nın faiz kararından sonra normal şartlarda borsanın yükselmesi, dövizin bir miktar daha artması beklenir. Ama baktığımızda, dövizi bir kenara bırakalım, borsa olumsuz tepki verdi ve düştü. Yani aslında evet, ekonomistlerin beklentisi 100 baz puandı ama 100 baz puan yeterli bir faiz indirimi değil.
Şimdi biz baktığımızda, 57 ay sonra ilk defa yüzde 30'un altına inen bir yıllık enflasyonumuz var. Ama yıllık enflasyonla beraber hâlâ vatandaş evini, kirasını, yani kirada oturuyorsa kira ödeyecekse, yıllık kiralamasını yıllık enflasyondan daha fazla ödüyor. Yani yüzde 30'luk bir zamla bunu zamlıyor.
Yine aynı şekilde ana harcama kalemlerinde, ulaştırma kalemlerinde, mesela petrolde artışlar var. Yine çocuğunun eğitim masrafları var, artışlar var. Merkez Bankası'nın hâlâ yüksek faiz politikasında inat etmesi maalesef piyasada bedel ödettiriyor.
Faiz indirimi olumlu ama bir fon krizi çıkarılmaya çalışılıyor. Evet, ufak çaplı da olsa bir kriz var ama genele yayılacak bir fon krizi oluşturulmaya çalışılıyor.
Bakın, 131 tane fondan 60-70 tanesi... Şu anda galiba 41 tane kaldı geriye. Bunların tamamı tasfiye oldu. Yatırımcılarına paralar ödendi. Yani bu kriz aslında son buldu. Ama baktığımızda yatırımcının borsada güveninin tekrar sağlanması gerekiyor. Çünkü fonda para kaptıran insanlar var.
Devlet bunun arkasında durmasaydı, Çünkü AK Parti iktidarından önce, 22 tane bankanın battığı zamanları hatırlayalım. O zaman devlet bir para ödedi mi? Bankalar ödeyemedi. Bakın, şu anda fon kredisi ödüyor.
Şimdi böyle bir ortam varken, fonda böyle bir durum yaşanmışken, borsada aynı hisseye yatırım yapmış ama fona yatırmamış, aynı hisseyi borsada almış bir yatırımcı düşünün. Şimdi borsadaki yatırımcının suçu ne?
Bizim o yüzden böyle bir durumda hâlâ yüksek faiz politikasında inat etmeyip biraz daha fazla faiz indirimi yapmamız gerekirdi.
Şimdi asgari ücret artışı biliyorsunuz, sene başında yapıldı. Artık asgari ücreti konuşmaya da başladık. Yüzde 30'lar civarında tahminlerimiz var. Minimum yüzde 25, yüzde 30'lar civarında.
Şimdi sene başında yapılan asgari ücret zammı bugüne geldiğimizde eridi. Sene sonunda yapılacak zamda bir önceki yılın birikimli enflasyonunu, arkamızda sırtımızda taşıdığımız enflasyonu alacağız. Şimdi hâl böyleyken vatandaş neyle çarşıya pazara gidip alışveriş yapacak? Kredi kartıyla.
Peki, kredi kartını asgari haricinde ödeyebiliyor muyuz? Asgari tutarı ödemezsek eğer, ödemediğimiz kısma da faiz işliyor. Yani 10 bin liralık bir ödeme yapmamız gerektiğini düşünelim. Yüzde 40'tan yüzde 20'ye düşürüldü gerçi. 2 bin lirasını ödedik, 8 bin lirası kaldıysa bunun faizi işliyor.
Yüksek faiz olursa 8 bin liranın üzerine, hâlâ zammı yapılmayan asgari ücretliye, memura ve emekliye bir de yüksek faizle beraber bu çileyi çektirirsek burada bir sorun var.
Zaten borsada, bakın, faiz indirimi olmasına rağmen olumsuz karşılandı. Evet, benim beklentim daha yüksek bir faiz indirimi olmasıydı.
İnşallah aralık ayı itibarıyla, Hürmüz Boğazı vesaire, diğer gelişmeler olmazsa daha yüksek bir faiz indirimi bekliyoruz.
Dolarizasyonla alakalı piyasaya bir şey yaymaya çalışıyorlar. Yani doların birden artacağına, Merkez Bankası'nın doların yukarı çıkmasına izin vereceğine yönelik manipülasyonlar var.
Bizim kendi iç dinamiklerimize bakmamız lazım ilk önce.
Şimdi biz 90'lı yıllardan beri iç talebiyle büyüyen bir ülkeyiz. Bizim iç talebimiz hâlâ canlı ve bizim faiz politikamız aslında talebi kısmaya yönelik bir faiz politikası. Hâlbuki bu enflasyon pandemiden beri arz kaynaklı, maliyet kaynaklı, üretim kaynaklı. Vatandaşın fazla harcamasını kısmasıyla ilgili değil bu enflasyon.
Şimdi baktığımızda Fed evet faiz artırıyor ama Fed'deki durumla, Amerika'daki durumla, Avrupa'daki durumla bizim durumumuz aynı değil ki. Bizim tek sorunumuz dolarizasyon.
Faiz indirirsen dolar artar mı? Faiz indirirsek o zaman TL mevduat üzerindeki stopaj vergisini indirirsek vatandaş dövize kaçmaz, TL'ye gelir.
Hâlâ yüksek faiz var. Yıllık enflasyonumuz yüzde 30'un altına geldi. Yüzde 29, daha doğrusu. Ekim ayında da geçen sene aylık enflasyon yüzde 2,25'ti. Bu ay da yüzde 1'ler civarında gerçekleşirse ciddi şekilde yüzde 28'lere kadar geri çekilecek.
Şimdi yıllık enflasyon yüzde 28, faiz yüzde 36. Arada hâlâ marj yok mu faiz için? Kesinlikle var. O yüzden burada kendi iç dinamiklerimize göre hareket etmemiz gerekiyor.
Fed faiz artıracak. Aralıkta artırılma ihtimali var. Avrupa Merkez Bankası da artıracak çünkü kendilerinde iç karışıklıklar var. Sosyal refah döneminin bu kadar devam etmeyeceğini artık anladılar, geç de olsa. Her yerde eylemler var.
Bakın, Trump da Fransa'daki olaylara “devrim” diyor. Sanki doğruymuş gibi yangına körükle gidiyor. Yani burada aslında Fransa'da, İtalya'da, Portekiz'de, İspanya'da başlayan bu hareketlerin siyonizm kökenli olmadığını düşünmek, affedersiniz, yanlış olur. Onlar faiz artırmak zorunda ama bizim faizi daha fazla indirmemiz gerekiyor.
Şimdi asgari ücretle alakalı, başta Türk-İş'in masadan kalkmaması lazım. Burada sadece konuşulacak oranlar değil.
Mesela memurların ve özel sektörde çalışanların ağustos-eylül aylarında, biliyorsunuz, vergi dilimi artıyor. Neden vergi dilimi artıyor? Burada ücret arttığı için kümülatif hesaplanıyor.
Asgari ücret üzerinden vergiyi istisna ettik. Yani asgari ücretten vergi almıyoruz ama bir kanun uygulanırken 28 bin liranın istisnadan düşülmesi lazım. Biz hâlbuki 28 bin liranın vergisini düştüğümüz için vatandaş daha erken vergi dilimine giriyor.
Bunlar var. Vatandaşa, çalışana giyim, yakacak ve konut kira yardımı gibi desteklerin de gündeme gelmesi lazım. Yine vergi diliminin sabitlenmesi gerekiyor.
Ama bunun yanında asgari ücret artış oranının minimum yüzde 25 olması gerekiyor. 35 bin lira, yüzde 25'ler civarında beklenen enflasyonla gelecek senenin bu seneki enflasyon ortalaması yüzde 25'e tekabül eder.
Gelecek sene bir ara ödeme bekliyorum. Bu sene değil ama gelecek sene. Neden? Tam enflasyonun düştüğü bir zamanda vatandaşın refahını artırabilirsin ki vatandaş “Cebimde param var.” diyebilsin.
Şimdi biz hâlâ yüksek enflasyonist ortamdan çıktık ama yüksek faizin yükünü hâlâ taşıyoruz. Bakın, vatandaş istediğini hâlâ alamıyor.
O yüzden yüzde 30'lar civarında asgari ücret artışı olursa, 36 bin 500 lira civarında bir tahminim var.