Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Çin’in Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere dünya genelinden büyükbaş hayvan kemikleri ve atıkları topladığı yönündeki iddialar yeniden gündeme geldi. Peki bu toplanan kemikler ne işse yarıyor ve Çin'in bu hamlesindeki amaç ne?
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Barış Adıbelli, Çin’in Afrika ve Latin Amerika'daki bu faaliyetlerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi. Çin’in küresel bir hammadde tekeli kurduğunu belirten Adıbelli, "Bizim çöpe attığımız şeyler onlar için stratejik birer hammadde" dedi.
Adıbelli, Çin’in yalnızca kemik değil, dünyadaki pek çok hammadde üzerinde kurduğu bu tekel sayesinde küresel ekonomiyi yönlendirme ve fiyatları belirleme gücünü elinde tuttuğunu vurgulayarak, Çin'i Çin yapan gözlemlerini açıkladı.

Çin’in özellikle Afrika ve Latin Amerika’dan “kemik topladığı” iddiası son günlerde yeniden gündemde. Bu iddia neye dayanıyor?
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Barış Adıbelli: Bu yeni bir konu değil. Uzun zamandır hayvan atıkları toplanıyor. Özellikle büyükbaş hayvan kemikleri Afrika’dan toplanıyor. Hayvan atıkları derken örneğin Türkiye’nin en büyük ihracat kalemlerinden biri tavuk ayağıdır biliyorsunuz. Türkiye çok büyük bir tavuk tüketicisi ülke ve milyonları bulan tavuk ayağı gibi atıklar Çin tarafından alınıyor. Bunları hem gıda olarak kullanıyorlar hem de farklı alanlarda değerlendiriyorlar.
Sığır ve evcil hayvan kemikleri Çin için çok önemli, çünkü sanayide hammadde olarak kullanılıyor. Bizim çöpe attığımız şeyler onlar için birer hammaddedir. Örneğin ilaç sanayisinde kullanılıyor; içindeki kolajen ayrıştırılarak ilaç üretiminde değerlendiriliyor. Ayrıca su arıtma filtrelerinin yapımında da kullanılıyor. Kemikler özel işlemlerden geçirilerek kimyasal süreçlerle farklı ürünlere dönüştürülüyor.

Yine porselende “kemik porselen” diye bilinen çok değerli bir ürün vardır. En pahalı porselen türlerinden biridir ve üretiminde bu hammaddeler kullanılır. Ayrıca hayvan yemi ve çeşitli katkı maddeleri üretiminde de değerlendirilir. Yani Çin, hiçbir şeyi israf etmiyor.
Ben 15 gün önce Çin’deydim, ilginç bir anekdot anlatayım. Wuhan şehrine gittik. Wuhan’da 150’ye yakın nehir ve göl var; adeta Venedik gibi bir şehir. Yangtze gibi dünyanın en büyük nehirlerinden biri de buradan geçiyor. Buna rağmen lavabolarda “Suyu israf etmeyin” uyarıları vardı. Yani su açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri olmasına rağmen israf konusunda ciddi uyarılar yapılıyor. Bu zihniyet çok önemli.

Çin' alternatif bir üretici yok mu?
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Barış Adıbelli: Aslında Türkiye veya başka bir ülke bu kemikleri toplasa ne yapar? Asıl mesele toplamak değil, o hammaddeleri işleyebilme teknolojisine sahip olmaktır. Rafine etme süreci önemlidir.
Dünyada nadir toprak elementleri birçok ülkede var ama işleyemiyorlar. Örneğin biz boru işleyemiyoruz. Çin ise bu elementleri işleyebilecek teknolojiye sahip. Kemikleri de ticari bir ürüne dönüştürebilecek bir üretim süreci var.

Çin'i farklı ve durdurulamaz yapan sebepler neler?
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Barış Adıbelli: Çin yalnızca kemik değil, dünyadaki birçok hammadde üzerinde ciddi bir tekel oluşturmuş durumda. Bu da fiyatları belirleme gücü ve küresel ekonomiyi yönlendirme kapasitesi anlamına geliyor. Çünkü Çin, bizden çok daha geç kalkınmaya başlayan bir ülke olmasına rağmen 1970’lerden itibaren çok ciddi bir dönüşüm yaşadı. Tarım ve atık maddeleri bile değerlendiriyor.
Batı’da ise altyapı farklı. İş gücü maliyetleri çok yüksek, sendikal haklar, sosyal devlet uygulamaları, işçi ücretleri ve sigorta yükleri üretim maliyetlerini artırıyor. Çin’de ise bu maliyetler çok daha düşük.
Ayrıca Çin’de çok büyük bir çalışan nüfus var; 1,4 milyar insandan bahsediyoruz. Köylerde bile üretim atölyeleri var. Oyuncak, tekstil gibi ürünler küçük ölçekli üretimlerle sağlanabiliyor.
Batı ise artık bazı alanlarda üretimi bırakıp daha çok yüksek teknoloji, savunma sanayi ve kaliteli üretime yönelmiş durumda. Çünkü alt segment üretimde Çin ile rekabet etmek çok zor. Bugün Avrupa’nın birçok elektronik ve üretim altyapısı Çin’e bağımlı durumda. Dolayısıyla Batı, maliyet hesabı yapıyor: “Üretirsek mi daha pahalı, Çin’den alırsak mı?” sorusuna göre hareket ediyor.

Çin’i durdurmanın tek yolu, benzer üretim gücüne sahip başka bir Çin yapmaktır. Vietnam, Tayland, Bangladeş ve Hindistan gibi ülkeler denense de Çin’in ölçeği ve verimliliği çok farklı.
Özellikle Hindistan’da demokratik yapı, iç siyasi farklılıklar ve maliyet sorunları nedeniyle Çin benzeri bir üretim modeli oluşturmak zor. Çin ise tek parti sistemi sayesinde uzun vadeli planlamayı kesintisiz şekilde sürdürebiliyor. Bu da kalkınma açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Devletçi ve merkezi bir ekonomik sistem var Çin’de. Devletin ekonomi üzerindeki etkisi güçlü olduğu için sürprizler daha az yaşanıyor. Bu durum Batılı yatırımcılar için eleştiri konusu olsa da, aynı zamanda bir güven unsuru olarak da görülüyor.