Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD, onlarca yıl boyunca yabancı ülkelerle döviz takas hattı açma konusunda oldukça temkinli davrandı. Bu mekanizma genellikle kriz dönemlerinde devreye sokuldu. 2008 finansal krizinde ya da COVID-19 salgınının ilk günlerinde olduğu gibi, Federal Reserve dolar piyasalarındaki güveni yeniden sağlamak ve ABD varlıklarında panik satışların önüne geçmek için swap hatlarını kullandı.
Ancak Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde tablo biraz değişmiş görünüyor. Artık bir ülkenin swap hattına erişebilmesi için ağır ekonomik gerekçelerden çok, Washington’la ve özellikle Trump yönetimiyle iyi ilişkiler kurması yeterli olabiliyor.
Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü araştırmacılarına göre bu durum, döviz takas hatlarının kriz yönetimi aracından çıkıp dış politika enstrümanına dönüşmesi riskini beraberinde getiriyor.
Trump’ın göreve dönüşünden bu yana döviz swap hatları, yalnızca finansal istikrar için kullanılan teknik araçlar olmaktan uzaklaşıyor. Araştırmaya göre bu hatlar, bazı dost ülkelerin dolara daha hızlı erişmesini sağlayan bir tür jeopolitik teşvik haline gelebilir.
Peterson ekonomistleri, özellikle Federal Reserve kaynaklı swap hatları için bu riskin daha hassas olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü Fed’in bağımsızlığı zaten son dönemde sıkça tartışılan bir konu. Swap kararlarının siyasi tercihlerle alındığı izlenimi oluşursa, yalnızca Fed’in itibarı değil, doların küresel güvenilirliği de zarar görebilir.
Araştırmacıların ifadesiyle, dolar likiditesine erişim artık siyasi şartlara bağlanmış gibi görülürse, hükümetler ve piyasalar daha öngörülebilir alternatiflere yönelmeye başlayabilir.
ABD için swap hatları yalnızca başka ülkelere yardım anlamına gelmiyor. Bu sistem, Washington’ın da çıkarına çalışıyor.
Yabancı merkez bankaları ve hükümetler doları güvenli liman olarak görürken, ABD de bu sayede küresel piyasalardaki paniği yatıştırabiliyor. Daha önemlisi, doların dünyanın ana rezerv para birimi olma statüsü güçleniyor. Bu statü, ABD’ye daha düşük maliyetle borçlanma imkânı sağlıyor.
Yani mesele sadece teknik bir finans aracı değil. Doların küresel sistemdeki merkezi rolü, ABD’nin ekonomik gücünün temel taşlarından biri.
ABD’de döviz swapları iki ayrı kanaldan yürütülebiliyor. Bunlardan biri Hazine Bakanlığı’nın Exchange Stabilization Fund adlı fonu. Yaklaşık 220 milyar dolarlık bu yapı, uzun süredir yürütme organının finansal diplomasi aracı olarak kullanılıyor.
Nitekim geçen yıl Hazine, Arjantin için 20 milyar dolarlık swap çerçevesi açıklamıştı. Bu adım, Trump’ın ideolojik müttefiki olarak görülen Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’ye destek anlamı taşıyordu. Ülke o sırada zayıflayan peso, para krizi ve zorlu bir seçim süreciyle karşı karşıyaydı.
Ancak Fed’in durumu farklı. Merkez bankası gerektiğinde dolar yaratabilme gücüne sahip olduğu için teorik olarak çok daha büyük bir kapasiteye sahip. İşte tam da bu nedenle Fed’in swap hatlarının siyasi amaçlarla kullanılması, uzmanlara göre çok daha tehlikeli bir alan açıyor.
Federal Reserve, olağan dönemlerde yalnızca beş muhatapla sabit oranlı kalıcı swap hattı sürdürüyor: Kanada Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve İsviçre Merkez Bankası.
Uluslararası finansta bu hatlar “gold-plated”, yani “altın kaplama” olarak görülüyor. Prestijli, güvenilir ve erişimi oldukça sınırlı bir kulüp gibi düşünmek mümkün.
Geçen ay Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ile kendi döviz swap hattını kurmak için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu. Hazine Bakanı Scott Bessent de nisan ayında ABD’nin Orta Doğu ve Asya’dan gelen bazı swap hattı taleplerini değerlendirdiğini söylemişti.
Henüz imzalanmış bir anlaşma yok. Ancak BAE’li yetkililerin hedefi, doğrudan Fed’e uzanan ve en üst düzey dolar likiditesi sağlayan bir hat gibi görünüyor.
BAE Ticaret Bakanı Thani Al Zeyoudi, geçen ay katıldığı bir konferansta bu talebin “kurtarma” meselesi olmadığını, “elit” bir statüyle ilgili olduğunu söyledi. Fed’in adını doğrudan anmasa da, mevcut beş swap ortağını sayarak BAE’nin benzer bir seviyeyi hedeflediğini ima etti.
Peterson araştırmacıları, Trump yönetiminin BAE talebini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini söylüyor. Çünkü BAE gibi varlıklı bir ülke için Fed müdahalesini gerektirecek açık bir dolar sıkıntısı bulunmadığı görüşündeler.
Onlara göre yalnızca müttefik bir ülkeye prestij kazandırmak amacıyla “altın kaplama” bir Fed swap hattı açılması, ABD merkez bankasını bugüne kadar kabul edilen görev alanının dışına taşır.
Bu da Fed’in bağımsızlığına ilişkin endişeleri daha da büyütebilir.