Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ölüm aylığı, ömür boyu ve hiçbir koşulda kesilmeyen bir hak değildir. Hak sahipliğini sağlayan şartların ortadan kalkması halinde aylık kesilebildiği gibi, yersiz ödemelerin de geri alınması söz konusu olabiliyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, ölüm aylığının hangi hallerde kesildiği hakkında bilgi verdi.
Ölüm aylığının kesilme nedenleri, hak sahibinin kim olduğuna göre değiştiğini belirten Erdursun, "Dul eş, kız çocukları, erkek çocukları, malul çocuklar ile anne ve baba açısından farklı hükümler uygulanıyor. Bu nedenle “Bir yakınım çalışmaya başladı ama aylığı kesilmedi.” ya da “Komşum evlendiği halde aylığı devam ediyor.” gibi karşılaştırmalar çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar doğuruyor" dedi.
Yani her dosya, tabi olduğu kanun ve hak sahipliği şartları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Dul eş bakımından ölüm aylığının sona ermesine yol açan en önemli neden yeniden evlenme olduğunu ifade eden Erdursun, "Resmî evlilik yapılması halinde ölüm aylığı kesilir. Bu nedenle evlenme bilgisinin SGK’ya zamanında bildirilmesi gerekir. Özellikle kurum kayıtlarına geç bildirilen evlilikler nedeniyle oluşan yersiz ödemeler, daha sonra hak sahiplerinden geri istenebilmektedir" şeklinde konuştu.
Kız çocuklarında en çok hata evlilik ve çalışma konusunda yapılıyor. Kız çocukları açısından ölüm aylığının devamı için aranan şartlar değiştiğinde aylık da etkileniyor.
Erdursun, en sık karşılaşılan durumları sıraladı:
-Evlenilmesi,
-Kanunda belirtilen istisnalar dışında sigortalı olarak çalışmaya başlanması,
-Kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya emekli aylığı bağlanması.
Buna karşılık, boşanma veya dul kalınması halinde diğer şartların da bulunması durumunda yeniden ölüm aylığı bağlanması mümkün olabiliyor. Ancak uygulamada boşanma sonrasında başvuru yapılmadığı veya gerekli belgeler zamanında sunulmadığı için aylığın geç bağlandığı örneklerle de karşılaşılıyor.
Erkek çocukları bakımından ölüm aylığının kesilmesinde yaş ve öğrenim durumu belirleyici oluyor.
18, 20 ve 25 yaş sınırları ile eğitim durumundaki değişiklikler yakından takip ediliyor.
Öğrenciliğin sona ermesi, yaş sınırının dolması veya hak sahipliği şartlarının kaybedilmesi halinde ölüm aylığı kesiliyor.
Bu nedenle eğitim hayatındaki değişikliklerin SGK kayıtlarına doğru şekilde yansıtılması önem taşıyor.
Malul çocuklar için ölüm aylığı, çalışma gücünün en az yüzde 60’ının kaybedildiğinin Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesine dayanıyor. Ancak hak sahipliği bununla sınırlı kalmıyor.
Kontrol muayenesi sonucunda maluliyet şartlarının ortadan kalktığının belirlenmesi halinde ölüm aylığı sona erebiliyor.
Ayrıca çalışma hayatına başlanması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanması da hak sahipliğini etkileyebiliyor.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bağlanan dul ve yetim aylıkları açısından bazı farklı kurallar uygulanıyor. Örneğin çalışma hayatına başlanması, görev statüsü veya alınan sosyal güvenlik gelirine göre aylığın devam edip etmeyeceği değişebiliyor.
Bu nedenle Emekli Sandığı kapsamındaki dosyaların, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki dosyalarla birebir aynı kurallara tabi olduğu düşünülmemeli.
Hak sahiplerinin en fazla mağduriyet yaşadığı konuların başında yersiz ödemeler geliyor.
Evlenme, çalışma, emeklilik, öğrenimin sona ermesi veya diğer hak sahipliği şartlarının değişmesine rağmen Kuruma bildirim yapılmaması halinde, SGK tarafından fazla ödenen tutarlar daha sonra yasal hükümler çerçevesinde geri istenebiliyor.
Bu nedenle hak sahiplerinin yalnızca aylık bağlanırken değil, aylık devam ederken de yükümlülüklerinin bulunduğu unutulmamalı.
Erdursun, uygulamada en çok karşılaşılan yanlışları sıraladı:
-Ölüm aylığının hiçbir şartta kesilmeyeceğini düşünmek.
-Evlilik veya çalışma bilgisini SGK’ya bildirmemek.
-Öğrenim durumundaki değişiklikleri zamanında Kuruma iletmemek.
-Herkes için aynı sosyal güvenlik kurallarının geçerli olduğunu sanmak.
-Sosyal medyada paylaşılan doğrulanmamış bilgilere göre hareket etmek.
Bu hatalar hem hak kayıplarına hem de geri ödeme yükümlülüğüne neden olabiliyor.