Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ekonomist Muhammed Bayram, TGRT Haber canlı yayınında enflasyon, kira artışları, emekli maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyondaki katılığın en önemli risk olduğunu söyleyen Bayram, konut enflasyonunun birçok sektörü olumsuz etkilediğini, emekli maaşlarının ise büyük şehirlerde yaşam için yetersiz kaldığını belirtti.

Enflasyondaki katılığa dikkat çeken Bayram, son aylarda yaşanan gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi:
"En çok korktuğumuz enflasyondaki katılıktı. Yani %30'lara gelip %30'ların altına hızlı bir şekilde gelememesiydi. Son 3 ay boyunca zaten bunu hissettik. Haziran ayı öncesindeki son iki ayda bunu gördük ve yıllık enflasyon gerilemedi, aksine arttı. Bu da 'Acaba enflasyonla mücadelede bir akamete mi uğrandı?' sorusunu gündeme getirdi."

Türkiye'nin krizlere karşı fırsatlar da üretebildiğini ifade eden Bayram, enflasyonda yeniden dezenflasyon sürecinin başladığını söyledi:
"Tabii biz krizler ve fırsatlar ülkesiyiz. Krizlerimiz de fırsatlarımız da bitmez. Hürmüz Boğazı kapalı olmasaydı evet enflasyon düşecekti ama yine istediğimiz ölçüde düşmeyecekti. Bunu da hissettik. Baktığımızda şu anda yüzde 32'lik bir enflasyon var. Yüzde 32'lik bir konut kira artışı var. Her ne kadar kiralık evlerde aylık artış yüzde 1,47 gibi görünse de hâlâ kiralık evlerde çok ciddi bir artış var."

Gıda fiyatlarındaki üretici ile tüketici arasındaki farkın enflasyonun kalıcı hale gelmesinde önemli rol oynadığını dile getiren Bayram, "Vatandaş zaten markete, bakkala gittiğinde paketli gıdalar haricinde sebze ve meyvedeki düşüşü bizzat görüyor. Ama burada da manipülasyon var. Bir meyvede üretici emin olun kirazı 1 liranın altına satıyor. Bir liranın altına satılan ürün nasıl oluyor da büyük şehirlerde 70 lira, 80 lira, yerine göre 100 lira olabiliyor? İşte biz bu sorunu gidermedikçe maalesef enflasyon %30'larda katı kalacak. Ama baktığımızda dezenflasyon sürecinin tekrar başladığını görebiliyoruz. Haziran ayında aylık enflasyon yüzde 1'in altına geldi. Temmuz verilerinde de yine gıdadan kaynaklı hızlı bir düşüş bekliyoruz. Ama burada konut kira enflasyonu hâlâ yüksekken memur ve emeklilerin maaşları da olumsuz etkilenecek."
Emekli maaşlarının mevcut yaşam koşullarında yetersiz kaldığını vurgulayan Bayram, kira artışlarıyla maaş zamları arasındaki farkın büyüdüğünü belirtti:
"Az önce işçi emeklisiyle memur emeklisi arasındaki farkı söyledim. Kusura bakmasın kimse, inanın matematiği bile şu anda şaşırabiliyoruz. 23 bin lira hakikaten hayat şartları düşünüldüğünde, özellikle büyük şehirlerde bir de kira veriliyorsa çok yetersiz. Rakamlar ortada. Konutta artışlar yüzde 45'leri buldu. Bir yanda maaşlara gelen zam yüzde 20'nin altında, diğer yanda kira artış oranı yüzde 30'un üzerinde. Bu makas ne zaman daralacak?"

Konut enflasyonunun yalnızca barınma maliyetini değil, eğitim ve sağlık harcamalarını da artırdığını söyleyen Bayram şöyle konuştu:
"Az önce bahsettiğim gibi enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ediliyor ama burada yanlışlar var. Yanlışların başında konut enflasyonu geliyor. Konut enflasyonu da sağlıkta ve eğitimde enflasyonu tetikliyor. Çünkü sağlık hizmeti verilen hastaneler de eğitim verilen okullar da kiralık binalarda faaliyet gösteriyor. Bu da eğitim ve sağlık maliyetlerini artırıyor."
Emeklilerin en büyük beklentisinin alım gücünün yükselmesi olduğunu belirten Bayram, mevcut maaş seviyesini şu sözlerle değerlendirdi:
"Şimdi emekli vatandaş 'Bu bize ne zaman yansıyacak?' diye soruyor. Asıl merak edilen konu bu. Konut fiyatlarındaki artış yüksek olunca aldığımız maaşların zaten yarısından fazlası buna gidiyor. 23 bin 552 liranın iyi bir maaş olduğunu söyleyebilecek herhalde kimseyi bulamazsınız."

Pandemi döneminde uygulanan kira artış sınırının kaldırılmasının kademeli yapılması gerektiğini savunan Bayram, şunları söyledi:
"Pandemiden sonra biliyorsunuz kira artışına iki yıllık bir sınır getirilmişti. '%20'den fazla, %25'ten fazla artamaz' denildi. Sonra bu uygulama bir anda kaldırıldı. Bunun kademeli şekilde kaldırılması gerekiyordu. Şu anda da emeklilere ve memurlara gerekli destek verilmezse ciddi sıkıntılar yaşanır. Kimseye 'İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de yaşamayın, köyünüze dönün' diyemeyiz. Ama sıcak havalarda köye dönmek de fena olmaz tabii. Yine de 23 bin 552 lirayla en düşük emekli maaşı alan bir kişinin geçinmesi neredeyse imkânsız."
Sosyal desteklerin sürdüğünü ancak mevcut maaşın düşük kaldığını belirten Bayram şu ifadeleri kullandı:
"Devletimiz sosyal desteklerini sürdürüyor. Vatandaşlık maaşı söz konusu. Eve asgari ücretten daha düşük bir gelir giriyorsa bu devlet tarafından tamamlanacak. Ama bugün için 23 bin 552 lira düşük bir rakam."

Memur ve memur emeklilerine yapılan zam oranlarına da değinen Bayram, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Memur ve memur emeklilerine geldiğimizde ise orada yüzde 17,76'lık değil, yüzde 13,52'lik bir artış oldu. Çünkü toplu sözleşmeden kaynaklı bir enflasyon farkı vardı. Daha önceden pandemiden sonra bu fark eşitleniyordu ama şu anda eşitlenmedi."
Vatandaşın enflasyondaki düşüşe inanmasının önemine vurgu yapan Bayram, devletin uygulamalarıyla bu güveni pekiştirmesi gerektiğini söyledi:
"Devletin de enflasyonun düştüğüne vatandaşı inandırması lazım. Nasıl? Yaptığı zamlarla. Bakın Hürmüz Boğazı kapandı. Dünyada etkilenmeyen tek ülke biziz. Şu anda Belçika'da Avrupa Konseyi Başkanı Ursula von der Leyen'in bulunduğu binada kendisinin odasının kliması çalışıyor ama alttaki çalışanların klimasını çalıştırmıyorlar. Böyle bir Avrupa'dan bahsediyoruz."

En düşük emekli maaşının artırılmasının maaş dengeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Bayram, şu açıklamayı yaptı:
"Tabii, bu durum diğer yüksek maaş alanlar açısından da adaletsizlik oluşturuyor. Ben burada 23 bin 500 liranın çok ya da az olduğunu konuşmuyorum. Ama en düşük emekli maaşını daha fazla artırırsanız, yukarıdakiler yüzde 17,76 oranında zam aldı. Örneğin 30 bin lira maaş alan da aynı oranda zam aldı. En düşük emekli maaşı alanlar da aynı oranda zam alacak."
En düşük emekli maaşı alan kesimin prim ödeme durumuna da değinen Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kişiler genellikle tarımda çalışan işçilerimiz, daha düşük prim günü ve prim tutarı ödeyen vatandaşlarımız. Daha az prim ödedikleri için daha düşük maaş alıyorlar. Devlet de maaşları çok düşük kalmasın diye bunu tamamlıyor. Durum bundan ibaret."
Emeklilerin daha yüksek gelir seviyesine ulaşmasını temenni ettiğini ifade eden Bayram, büyük şehirlerde yaşam maliyetinin ağırlığına dikkat çekti:
"Gönül ister ki en düşük emekli maaşı bugün 30 bin TL olsun. En azından yarısını ya da yarısından biraz fazlasını kiraya versin, kalanıyla da emeklilerimiz refah ve sükûnet içinde yaşasın. Ama büyük şehirlerde yaşamak gerçekten zor."

Bayram son olarak, emeklilerin Anadolu'ya dönüşünün desteklenmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bence emeklilerimizin hem maddi hem de manevi açıdan Anadolu'ya göçü devlet tarafından desteklenmeli. Çocukları ve torunları olduğu için gidemeyen emeklilerimiz mutlaka vardır. Benim kendi annem babam da öyle. Sürekli memlekete dönmeleri için baskı yapıyorum. Burada evleri olsa, kiralarını ödeyebiliyor olsalar bile gıda fiyatları gerçekten çok yüksek."