Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Varlık Barışı olarak bilinen 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kanun, kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak bilinen düzenlemenin yanı sıra vergi, yatırım ve finans alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Kanunla yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetler ile yurt içindeki kayıt dışı bazı varlıkların 31 Temmuz 2027’ye kadar bildirilerek ekonomiye kazandırılmasına imkân tanınırken, belirli şartların sağlanması halinde vergi avantajları ve inceleme güvenceleri getirildi.
Düzenleme ayrıca Türkiye’ye yeni yerleşen yüksek gelir grubundaki kişilere yurt dışı kazançları için 20 yıllık gelir vergisi istisnası sağlıyor, nitelikli hizmet merkezlerine teşvikler veriyor, İstanbul Finans Merkezi kapsamındaki çalışanlara yönelik vergi avantajlarını genişletiyor ve üretim, yatırım ile uluslararası ticareti destekleyen çeşitli vergi düzenlemeleri öngörüyor. Ekonomist Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a yeni yasanın kapsamını ve getireceği değişiklikleri anlattı.

4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan torba yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sefer Humar: Bugün ekonomileri güçlü kılan unsur yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklar veya nüfus büyüklükleri değildir. Asıl belirleyici olan; sermayeyi çekebilme, güven oluşturabilme ve kaynakları verimli alanlara yönlendirebilme kapasitesidir.
Bu perspektiften baktığımızda, yatırım ortamını güçlendirmeye, uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çekmeye ve sermaye piyasalarını derinleştirmeye yönelik önemli düzenlemeler içerdiğini görüyoruz.

Elbette hiçbir yasa tek başına ekonomik mucize getirmez. Ancak ekonomik dönüşümler bazen büyük adımlarla değil, doğru yönde atılan küçük ama kararlı adımlarla başlar. Bu nedenle söz konusu düzenlemeleri değerlendirirken günlük siyasi tartışmaların ötesine geçmek ve uzun vadeli etkilerine odaklanmak gerekir.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; hükümetin son dönemde yatırım ortamını iyileştirmeye, uluslararası sermayeyi çekmeye ve Türkiye’yi bölgesel bir finans merkezi haline getirmeye yönelik attığı adımların ekonomik rasyonalite çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Küresel sermaye rekabetinin yaşandığı bir dönemde yatırım çekmeye yönelik her adımın dikkatle analiz edilmesi gerekir.

Sermaye çekme konusu ekonomiler için neden bu denli kritik?
Sefer Humar: Bugün dünya ekonomisinde ülkeler yalnızca mal ve hizmet satmak için değil, sermayeyi çekebilmek için de yarışıyorlar. Sermaye artık pasaport taşımıyor; güvenin, hukukun, öngörülebilirliğin ve vergi avantajlarının olduğu yerlere yöneliyor.

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri Varlık Barışı. Bu düzenlemeyle neler değişecek?
Sefer Humar: Kanunun en dikkat çekici düzenlemelerinden biri Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesidir. Bu düzenlemeye göre belirli şartları taşıyan Türkiye’de yerleşik kişiler, yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar için 20 yıl boyunca gelir vergisi istisnasından yararlanabileceklerdir.
Bu son derece önemli bir adımdır.
Çünkü günümüzde birçok ülke yüksek gelir grubundaki yatırımcıları, girişimcileri, teknoloji şirketi kurucularını ve nitelikli insan kaynağını kendi ülkelerine çekebilmek için özel vergi rejimleri uygulamaktadır.

Dubai, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve bazı Avrupa ülkeleri yıllardır benzer politikalarla küresel sermayeyi kendilerine çekmektedir.
Türkiye’nin de bu yarışta daha güçlü bir konuma gelmek istemesi son derece doğaldır.

Bu madde en çok hangi kesimi ilgilendiriyor? Kimleri kapsıyor?
Sefer Humar: Bu düzenleme özellikle;
Uluslararası yatırımcılar,
Teknoloji girişimcileri,
Fon yöneticileri,
Yazılım ve teknoloji ihracatı yapan şirket sahipleri,
Yurt dışında faaliyet gösteren Türk iş insanları, için Türkiye’nin cazibesini artırabilecek bir düzenleme niteliğindedir.
Bunun etkileri ilk etapta doğrudan vatandaşın cebinde hissedilmeyebilir. Ancak uzun vadede ülkeye gelen sermaye, yatırım, istihdam ve üretim olarak geri döndüğünde toplumun daha geniş kesimlerine yansıma potansiyeli taşımaktadır.
| Ekonomik Zincir Adımları |
|---|
| Sermaye olmadan yatırım yapılamaz. |
| Yatırım olmadan üretim artmaz. |
| Üretim olmadan kalıcı refah oluşturulamaz. |

Varlık barışının temel amacı nedir?
Sefer Humar: Torba yasanın en çok tartışılan başlıklarından biri de varlık barışı uygulamalarıyla bağlantılı düzenlemelerdir. Varlık barışı denildiğinde bazı kesimlerde eleştiriler oluşabilmektedir. Ancak konuya sadece duygusal değil, makroekonomik açıdan da bakmak gerekir. Varlık barışının temel amacı yurt dışında veya kayıt dışında bulunan finansal varlıkların ekonomiye kazandırılmasıdır.
Dünyanın birçok gelişmiş ekonomisi geçmişte benzer uygulamalara başvurmuştur. İtalya, Endonezya, Arjantin, Güney Afrika ve ABD’nin bazı dönemlerde yürüttüğü uygulamalar bunun örnekleri arasında gösterilebilir.

Burada temel amaç geçmişi sorgulamak değil, ekonomiye yeni kaynak girişini sağlamaktır. Elbette burada önemli olan yalnızca paranın ülkeye gelmesi değildir. Asıl önemli olan bu kaynağın üretime, teknolojiye, ihracata ve girişimciliğe yönlendirilmesidir. Doğru kullanıldığında varlık barışı yalnızca döviz girişine değil, ekonomik büyümeye de katkı sağlayabilir.

Yurt dışından gelecek kaynaklar fon sektörünü nasıl etkileyebilir?
Sefer Humar: Yurt dışında bulunan kaynakların Türkiye’ye dönüşü, bu fonların büyüklüğünü artırabilir. Yeni fonların kurulmasını sağlayabilir. Mevcut fonların daha fazla girişime yatırım yapmasına imkan tanıyabilir. Bugün dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin önemli bölümü kuruluş aşamalarında girişim sermayesi fonlarından destek almıştır. Türkiye’nin gelecekte küresel ölçekte başarılı şirketler çıkarabilmesi için sermaye piyasalarının derinleşmesi ve fon sektörünün büyümesi kritik öneme sahiptir.

Bu açıdan bakıldığında, ülkeye gelecek her yeni kaynak yalnızca finansal bir büyüklük değil, aynı zamanda geleceğin şirketlerine yapılacak yatırım anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemelerin GSYF’ler, yatırım fonları, özel sermaye fonları ve alternatif yatırım araçları açısından olumlu etkiler oluşturması beklenebilir.

Yasada yer alan ve çok dikkat çeken maddelerden biri de Nitelikli Hizmet Merkezleri Düzenlemesi. Bu düzenlemedeki amaç ve ekonomiye beklenen katkısı nedir?
Sefer Humar: Yasada dikkat çeken bir diğer başlık ise nitelikli hizmet merkezlerine ilişkin düzenlemelerdir.
Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, veri analitiği, dijital dönüşüm, yazılım geliştirme, finansal raporlama ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren şirketlere yönelik teşvikler bulunmaktadır. Bu düzenleme aslında çok önemli bir zihniyet dönüşümünü ifade etmektedir.
| Alan | Teşvikler |
|---|---|
| Finansal danışmanlık | Var |
| Stratejik yönetim danışmanlığı | Var |
| Veri analitiği | Var |
| Dijital dönüşüm | Var |
| Yazılım geliştirme | Var |
| Finansal raporlama | Var |
Türkiye genç nüfusu, mühendislik altyapısı ve yetişmiş insan kaynağıyla bu alanda önemli avantajlara sahiptir. Bu nedenle söz konusu teşvikler uzun vadede yüksek katma değerli istihdam yaratılmasına katkı sağlayabilir.

Yapılan bu ekonomik reformların toplum tarafından hissedilebilmesi ne kadar sürer?
Sefer Humar: Ekonomik reformlar ne kadar başarılı olursa olsun, vatandaşın pazardaki filesi dolmuyorsa, refah hissi oluşmuyorsa toplumun beklentileri tam olarak karşılanamaz. Bu nedenle yatırım ve sermaye piyasalarını güçlendiren düzenlemelerin yanında gelir dağılımını iyileştiren, üretimi artıran ve enflasyonla mücadeleyi destekleyen politikaların da sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan savaşlar, enerji krizleri, tedarik zinciri sorunları ve yüksek faiz ortamı yalnızca Türkiye’yi değil, birçok ülkeyi zorlamıştır. Buna rağmen ekonomi yönetiminin enflasyonu düşürmeye yönelik attığı adımların sonuçlarının zaman içinde daha net görüleceği düşünülmektedir.
Kanaatimce bu torba yasa, eksikleri ve geliştirilebilecek yönleri bulunmakla birlikte, genel çerçevede yatırım iklimini iyileştirmeyi, uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çekmeyi, finansal piyasaları derinleştirmeyi ve Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmayı hedefleyen önemli düzenlemeler içermektedir.

Özellikle yurt dışı gelirlerine getirilen vergi avantajları, varlıkların ekonomiye kazandırılması, nitelikli hizmet ihracatının desteklenmesi ve sermaye piyasalarının güçlendirilmesine yönelik hükümler dikkat çekmektedir. Güçlü ekonomi; gelen sermayeyi üretime dönüştürebilen, üretimi istihdama çevirebilen ve oluşan refahı toplumun geniş kesimlerine yayabilen ekonomidir. Ekonomide kalıcı refahın yolu yalnızca para girişinden değil, güvenin tesis edilmesinden geçer.