Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Trump’ın Grönland ısrarı karşısında Avrupa’nın elindeki 2,84 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvili stoku, Washington üzerinde sandığımdan çok daha büyük bir baskı kurabilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı devralma yönündeki ısrarı, Avrupa’da sadece diplomatik değil, finansal cephede de hesapların yeniden yapılmasına yol açıyor. Financial Times’ın dikkat çektiği üzere, Beyaz Saray’ın elinde ticaret ve güvenlik başlıklarında ciddi kozlar olsa da Avrupa’nın masaya koyabileceği başka, hatta daha etkili bir güç var: ABD Hazine tahvilleri.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, hane halkını ve şirketleri rahatlatmak adına uzun vadeli tahvil faizlerini aşağı çekmeyi hedefliyor. Öte yandan Trump’ın savunma harcamalarını artırma çağrıları, ABD Hazinesi’nin borçlanma ihtiyacını daha da büyütüyor. Yani Washington’un, en büyük alacaklılarını kızdırma lüksü pek yok.
Piyasalarda genellikle “tahvil satar mı?” sorusu Çin için sorulur. Oysa rakamlar başka bir tabloyu gösteriyor. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre kasım ayı itibarıyla İngiltere, Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, toplam 2,84 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvilini ellerinde tutuyor. Bu da yabancı yatırımcıların sahip olduğu toplam stokun yüzde 30’undan fazlası demek.
ABD’deki siyasi belirsizlik, Avrupa’daki büyük fonların da radarında. Nitekim Danimarka’nın en büyük emeklilik fonu PFA, geçtiğimiz yıl risk yönetimi kapsamında ABD tahvillerindeki pozisyonunu azalttı.
Fonun baş stratejisti Tine Choi Danielsen, nisan ayındaki değerlendirmesinde oldukça netti:
“Trump’ın politikaları ciddi bir karmaşa yapıyor. Doların rezerv para statüsü, kamu borcunun sürdürülebilirliği ve merkez bankasının bağımsızlığı gibi başlıklarda risk görüyoruz. Bu yüzden devlet tahvillerini sattık. Ama kurumsal tahvilleri ve hisseleri tutuyoruz. Amerikan şirketlerine güveniyoruz, Amerika Birleşik Devletleri siyasetine değil.”
FT’ye göre Avrupa, Washington’ı Grönland konusunda geri adım attırmak isterse, kamu emeklilik fonları gibi devlet destekli yatırımcıların tahvil pozisyonlarını azaltabileceği yönünde bir sinyal bile verebilir. Böyle bir mesaj, piyasalarda “satış geliyor” algısını tetikleyebilir; faizler yukarı, ABD’de mortgage oranları da peşinden gidebilir.