Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Miras hukuku, aile içinde en çok merak edilen ancak bir o kadar da karmaşık olan konuların başında geliyor. Özellikle mirasçıların birbirinden mal kaçırması veya devirler aile içi anlaşmazlıklara neden oluyor. Peki miras paylaşımında temel kurallar nedir? Babanız ölmeden önce evi kardeşinizin üzerine mi yaptı? Hayırsız evlat mirastan men edilebilir mi? Kardeşler anlaşamazsa mahkeme süreci nasıl işler? Miras hukukunda yanlış bilinen doğruları ve saklı pay hakları oldukça merak ediliyor. Avukat Mert Yalçın, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'un miras paylaşımı konusundaki sorularını cevapladı.

Miras paylaşımı nasıl yapılır?
Türk Medeni Kanunu’na göre babanın vefatı halinde miras, sağ kalan eş (anne) ve çocuklar arasında paylaşılır. Anne sağ ise mirasın 1/4’ünü, çocuklar ise kalan 3/4’ünü eşit olarak paylaşır. Anne yoksa mirasın tamamı çocuklara eşit şekilde bölünür. Çocuklardan biri vefat etmişse, onun payı kendi altsoyuna geçer.
| Durum | Mirasçı | Payı |
|---|---|---|
| Baba vefat ettiğinde | Sağ Kalan Eş (Anne) | 1/4 |
| Baba vefat ettiğinde | Çocuklar | 3/4 (eşit paylaşılır) |
| Anne yoksa, baba vefat ettiğinde | Çocuklar | 1/1 (tamamı eşit paylaşılır) |
| Çocuklardan biri vefat etmişse | Vefat Eden Çocuğun Altsoyu | Vefat Eden Çocuğun Payı |
Babam ölmeden önce evi kardeşimin üzerine yapmış, şimdi hiçbir hak iddia edemez miyim?
Mirasbırakan, geçerlilik şartlarına uygun olmak kaydıyla sağlığında malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir ve çocuklarına mal devredebilir. Ancak bu tasarruf özgürlüğü, hukuki geçerlilik şartları ve saklı paylı mirasçıların hakları ile sınırlıdır. Saklı pay, Türk Medeni Kanunu'na göre miras bırakanın malvarlığından yasal olarak mirasçılara ayrılması gereken asgari payı ifade eder. Mirasbırakanın bu asgari pay sınırını aşan tasarrufları halinde, saklı payı ihlal edilen mirasçılar tenkis davası açabilir.
Bununla birlikte, mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) halinde, geçerlilik şartlarını ihlal ederek mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı satış gibi gösterip düşük bir bedelle devretmesi söz konusu olabilir. Bu durumda mirasçılar, muvazaaya dayanarak tapu iptal ve tescil davası açabilir.

Tapuda düşük bedelle gösterilen devirler mirasçılardan mal kaçırmak için yeterli mi?
Muris muvazaasında asıl önemli olan, mirasbırakanın gerçek iradesidir. Eğer mirasbırakan, aslında malını bağışlamak istemesine rağmen bunu satış gibi göstererek yapmış ve bu şekilde diğer mirasçıları yanıltma amacı taşımışsa, muris muvazaası söz konusu olur.
Düşük bedel ise bu değerlendirmede sadece bir emare olarak dikkate alınır. Yani tek başına işlemi geçersiz kılmaz; ancak diğer delillerle birlikte (örneğin; mirasçıları dışlama amacı, bedelin gerçekten ödenmemesi, işlemden önceki ilişkiler gibi) değerlendirilerek muvazaanın varlığına işaret edebilir.

Bir evlat, hayırsız olduğu gerekçesiyle mirastan tamamen çıkarılabilir mi?
Mirasçı, kanunda sınırlı olarak sayılan hallerde vasiyetname ile mirastan çıkarılabilir. Bu haller, ağır suç işlenmesi ve aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlalidir.
Ağır suçtan anlaşılması gereken; ceza hukuku anlamındaki her suç değil, mirasbırakanın veya onun yakınlarının kişilik haklarına, beden bütünlüğüne veya malvarlığına yönelik olup aile bağlarını derin biçimde zedeleyen hukuka aykırı fiillerdir. Bu kapsamda ceza mahkumiyeti aranmaz, fiilin bu nitelikte olması yeterlidir. Aile yükümlülüklerinin ihlali ise, mirasçının mirasbırakana karşı sahip olduğu bakım, yardım, saygı ve bağlılık gibi yükümlülükleri ağır kusurla yerine getirmemesi durumlarını ifade eder. Ancak sırf ilgisizlik veya zayıf aile ilişkileri tek başına yeterli değildir; ihlalin ciddi ve somut olması gerekir.
Bu iki sebep dışında herhangi bir gerekçeyle mirastan çıkarma yapılamaz. Ayrıca sebebin açık, belirli ve somut olaylara dayalı olarak vasiyetnamede açıkça belirtilmesi zorunludur.
| Mirastan Çıkarma Sebepleri | Açıklama | Vasiyetnamede Belirtme Zorunluluğu |
|---|---|---|
| Ağır Suç İşlenmesi | Mirasbırakanın veya yakınlarının kişilik haklarına, beden bütünlüğüne veya malvarlığına yönelik ve aile bağlarını zedeleyen hukuka aykırı fiiller. (Ceza mahkumiyeti şart değil, fiilin niteliği yeterli.) | Evet, açık, belirli ve somut olaylara dayalı olarak belirtilmelidir. |
| Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin Ağır Şekilde İhlali | Mirasçının mirasbırakana karşı bakım, yardım, saygı ve bağlılık gibi yükümlülükleri ağır kusurla yerine getirmemesi. (Sırf ilgisizlik veya zayıf aile ilişkileri yeterli değil, ihlal ciddi ve somut olmalı.) |
Kardeşler anlaşamıyorsa mahkeme mirası nasıl paylaştırır?
Mirasın paylaşılması, mirasçılar arasında anlaşma (iradi paylaşım) yoluyla yapılabileceği gibi, anlaşma sağlanamaması halinde yargı yoluna başvurularak da gerçekleştirilebilir. İradi paylaşımın geçerli olabilmesi için tüm mirasçılar arasında oybirliği sağlanması gerekir.
Mirasçıların aralarında anlaşamadıkları hallerde, mahkemeden mirasın paylaşılması talep edilebilir. Bu dava sonucunda miras üzerindeki elbirliği mülkiyeti sona erer ve mirasçılar, miras payları oranında mülkiyet hakkı elde ederler.
Mahkeme, paylaşım yapılabilmesi için öncelikle terekenin tespitini gerçekleştirir ve mirasbırakanın tüm malvarlığını dikkate alır. Paylaşım kural olarak, mümkünse malların aynen bölünmesi, mümkün olmadığı hallerde ise satış yoluyla paylaştırılması suretiyle yapılır. Taşınmazların değerleri arasındaki farklılıklar ise denkleştirme (ivaz) ödenmesi yoluyla giderilir.

Vasiyetname yazmak her şeyi çözer mi?
Vasiyetnameye dayalı paylaşımın yasal ve geçerli olabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekir. Buna göre, vasiyetnamenin hukuka uygun şekilde düzenlenmiş olması ve mirasçıların saklı pay haklarını ihlal etmemesi gerekir. (Saklı paya ilişkin detaylı açıklamalar soru 2’de yer almaktadır.) Bu nedenle, her ne kadar vasiyetname usulüne uygun olarak düzenlenmiş olsa dahi, mirasçıların saklı paylarının ihlal edilmesi halinde, ölüme bağlı tasarrufların tenkis edilmesi mümkündür.
Bununla birlikte; vasiyetnamenin geçerliliği için bazı şartlar bulunmaktadır. TMK’da üç tür vasiyetname düzenlenmiştir: resmi, el yazılı ve sözlü vasiyetname. Her bir vasiyetname türü bakımından kanunda öngörülen geçerlilik şartlarına uyulması zorunludur; bu şartlara uyulmaması halinde vasiyetname hukuki geçerlilik kazanmaz.