Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) yıllardır kâğıt üzerinde var, sahada yok. Çalışan için yeni kesinti, işveren için maliyet anlamına gelen sistem, prim yükünü yüzde 45’e yaklaştırırken sosyal taraflarda ciddi bir direnç oluşturuyor. Peki TES hayata geçecek mi, ikinci emekli maaşı nerede düğümleniyor?
Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, Türkiye gazetesindeki köşesinde 'TES'te yüzde 45 çıkmazı: Tamamlayıcı Emeklilik başka bahara mı kaldı?' bir yazı kaleme alarak detayları paylaştı.
İşte o yazıdan öne çıkanlar:
"Ülkemizin ekonomik yol haritası Orta Vadeli Plan (OVP) ile Cumhurbaşkanlığı Programlarıyla şekilleniyor. Bu plan ve programlarda öngörülen “Emeklilik ve tasarruf reformu” TES/ Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi.
OVP/Orta Vadeli Programda, hâlen uygulanmakta olan OKS/Otomatik Katılım Sisteminin işverenlerin de katkısı ile 2. basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulması öngörülmektedir. Bu düzenlemeler ise genel hatlarıyla aşağıdaki şekilde öngörülmektedir;
Ana hatlarıyla bu şekilde öngörülen OKS/Otomatik Katılım Sistemi bugüne kadar bir türlü start alamamıştır.
ERTELEME NEDEN KAYNAKLI?
2023 yılında Resmî Gazete’de yayınlanan planlarda, Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) işveren katkısıyla TES’e dönüşmesi için 2024 sonbaharı işaret edilmişti. Ancak hayatın gerçekleri planları bozdu; tarih önce 2025’e, son olarak da 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı ile 2026 yılına ötelendi. Bu kronik erteleme, sistemin uygulanabilirliğine dair soru işaretlerini büyütüyor.
2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programında yeniden “OKS’nin işveren katkısını da içeren ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi kurulacaktır” şeklide yer alan hedef TES’in 2026 yılında çıkarılmasını öngörmektedir.
Peki, bu sistem nelere takılıyor? Yürürlüğe konabilecek mi? Hadi masaya yatıralım.
Gelişmiş ülkelerde emeklilik fonları trilyon dolarlara ulaşarak ekonominin can damarı olurken, Türkiye’de birikim oranları maalesef yerlerde sürünüyor.
Hükûmetin TES ile hedefi; devlet, işveren ve işçi üçlüsüyle bir kaynak oluşturarak ekonomik istikrarı sağlamak. Ancak OVP’de "tasarruf" başlığı altında sunulan bu modelin önündeki en büyük engel, tarafların bu yükü taşıyacak gücünün kalmamasıdır.
Çalışan kesimin tepkisi duygusal değil, tamamen hayatta kalma güdüsüyle ilgili. Rakamlar her şeyi özetliyor:
Mevcut %15’lik prim yüküne eklenecek %3’lük TES kesintisi, işçinin cebine giren parayı 27.084 TL’ye düşürecek. İşçinin mesajı net: "Nefes alamıyoruz, bir kuruş bile eksiltemeyiz!"
İşveren cephesinde de durum farklı değil. Enflasyon, yüksek faiz ve döviz baskısı altında maliyet hesabı yapan işveren, yeni bir maliyete "asla" diyor.
2003 yılından beri rafta bekletilen kıdem tazminatının fona devri ve TES entegrasyonu projeleri, her defasında sosyal tarafların sert duvarına çarptı. Bugün gelinen noktada ne işçinin bu primi ödemeye mecali var ne de işverenin bu maliyeti göğüsleyecek gücü.
Hükûmet de biliyor ki; tarafların rızası olmadan kurulacak bir sistem, ekonomik istikrar değil huzursuzluk getirir. Bu şartlar altında TES’in 2026’da bile hayata geçmesi zor bir ihtimal. Görünen o ki; TES, seçimler sonrasına veya belirsiz bir geleceğe ertelenen "emeklilik ve tasarruf hayali" olarak kalmaya devam edecek.
Görünen o ki bu sistemin başarısı kâğıt üzerindeki plan ve programlarda değil, çalışanların ve işverenlerin cüzdanındaki gerçeklerle ölçülür. Gücü tükenen taraflara özelikle asgari ücretli çalışanlar ile esnaf ve KOBİ’lere yeni yükler yüklemek, sistemi iyileştirmez; kilitlemiş olur. Kayıt dışılık başta olmak üzere yeni sıkıntıların körüklenmesine sebep olur.
En iyi çözüm kanaatimce tamamlayıcı sistemden ziyade mevcut SGK emeklilik sisteminin katlanılan külfete göre adil ve sürdürülebilir hâle gelmesidir."