Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Emekli vatandaşlara seyyanen zam ve intibak konuları kamuoyunda gündem olmaya devam ediyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, seyyanen zammın sadece emekli olanları değil hala çalışmakta olan milyonlarca emekli adayı memurları, kadro açılmasını bekleyen başta öğretmenler olmak üzere kamuda çalışmak isteyen yüz binlerce genci de yakından alakadar ettiğini belirtti.
Türkiye Gazetesi yazarı Karakaş, köşesinde konuya dair kritik noktalara değindi. Karakaş, yazısında şu ifadelere yer verdi:
"Memur emeklileri; “Görevdeki memur ile emeklisi arasındaki bağ koptu. 77 yıllık gelenek yerle yeksan oldu. Eskiden emeklilik, bir ‘istirahat dönemi’ idi; şimdi ise tam bir ekonomik uçurum oluştu” diyorlar.
Hakikaten çalışırken alınan maaşlarda, emeklilik dilekçesi verildiği an %40’lara varan düşüşler vuku buluyor.
'BU DURUM GENÇLERİ DE VURUYOR'
Bu durum sadece emekliyi değil, kamuya girmek için gün sayan gençleri de vuruyor. Zira maaşı kuş kadar kalacak olan memur, koltuğuna tabiri caizse "demir atıyor". Emekli olamayanın yerine genç nefer giremiyor.
Memur emeklisinin serzenişleri ayyuka çıkınca, konu yargıya taşındı. Sosyal medya platformlarından yükselen sesler artık Anayasa Mahkemesi’nin koridorlarında yankılanıyor.
Emekli memurlarımızın hak arayışındaki temel taşlar şunlardır:
Eşitlik İlkesi: Aynı statüdeki kamu görevlilerini "aktif" ve "emekli" diye ayırmak, hukuk devletinin ruhuna mugayirdir.
Mülkiyet Hakkı: Emekli maaşı bir mülkiyet hakkıdır. 2026 itibarıyla faiz ve gecikme zammı hariç toplam kaybın 525 bin TL’yi aşması, mağduriyet teşkil etmektedir.
Sosyal Devlet: Enflasyon canavarı emekliyi de memur kadar yakarken, koruma kalkanının sadece bir kesime tutulması adaleti zedeler. Keza seyyanen zam almayan memur emeklisi önce toplu sözleşme süresince üç dönem üst üste TÜİK enflasyonun altında güncellemeyle karşı karşıya kalmıştır. 4 aylık enflasyona göre şimdi de %4,13 oranında enflasyonun altında güncelleme ile karşı karşıya…
Hesap ortada, rakamlar yalan söylemez. Memur emeklisinin yüksek enflasyon ortamında faizsiz olarak hesaplandığında bile yarım milyonu aşkın kaybı bulunmaktadır. Eğer vadedilen o seyyanen zam bugün cüzdanlarda olsaydı, en düşük memur emeklisi asgari ücretin altında ezilmeyecek, 50 bin TL sınırına yaklaşacaktı.
Bu meblağ; bir emeklinin evladını evlendirmesi, borcunu kapatması, huzurla nefes alması demekti. Memur emeklileri alım gücü bakımından tam 20 yıl öncesinin gerisine düştüklerini söylemektedir.
Mesele sadece bir emekli ve memurun değil, memleketin meselesidir. Sadece Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı’nda emekliliği gelmiş 250 bini aşkın memur, bu zammı bekliyor. Bu kapı açılırsa, 250 bin gencimiz taze kan olarak kamuya girecek. Seyyanen zam, tıkanan sistemin anahtarıdır…
HASILIKELAM: Seyyanen zam, devlet sözü hâline gelen ve ifası zaruri bir ihtiyaçtır.
Sadece memur değil; SSK ve Bağ-Kur emeklileri de aynı ateşle kavruluyor. Hangi statüden olursa olsun tüm emeklilere istisnasız bir "İntibak ve seyyanen zam" yapılması artık kaçınılmazdır.
Aksi takdirde emeklilerimiz ve memurlarımızın serzenişleri dinmeyecektir…"