Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İzmir’de Meslek Fabrikası olarak bilinen eski Kargir Un Fabrikası’na ilişkin hukuki süreçte mahkemelerden peş peşe gelen kararlar, tahliye işleminin önündeki engelleri kaldırdı. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulması talebini ikinci kez reddederken Asliye Hukuk Mahkemesi de ihtiyati tedbir talebini kabul etmedi. Böylece tahliye sürecinin hukuki zeminde devam etmesinin önü açıldı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İzmir’de Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilen Meslek Fabrikası üzerindeki hukuki tartışmalarda kritik bir aşamaya gelindi. İzmir 5. İdare Mahkemesi, İzmir Büyükşehir Belediyesinin Un Fabrikası ve diğer taşınmazlara ilişkin tahliye işleminin durdurulması talebini ikinci kez reddetti.
Kararla birlikte, tahliye sürecinin hukuki çerçevede devam etmesinin önü açılırken dosyada yer alan arşiv kayıtları ve mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülen işlemlerin idari bir tercih değil, kanuni bir yükümlülük olduğu yönündeki değerlendirmeler de karara yansıdı.
Halkapınar Mahallesi 1443 ada 7 parselde bulunan eski Kargir Un Fabrikası’na ilişkin incelemelerde, taşınmazın vakıf yoluyla meydana geldiğine dair kayıtların dosyada yer aldığı belirtildi. Tapu kayıtları, kadastro tutanakları ve arşiv belgeleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, taşınmazın vakıfla bağlantısının ortaya konulduğu ve bu kapsamda Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil işlemlerinin gerçekleştirildiği ifade edildi.
İzmir 5. İdare Mahkemesi 17 Mart 2026 tarihli kararında, yürütmenin durdurulabilmesi için gerekli olan “Açık hukuka aykırılık” şartının somut olayda oluşmadığını değerlendirdi.
Kararda, davacı idarenin Bayezid Baba Vakfı’nın hukuki statüsüne ilişkin iddialarının bu davanın konusu olmadığı, bu hususların ayrı bir mülkiyet davasında incelenebileceği belirtildi. Mevcut davanın yalnızca tahliye işlemine ilişkin olduğu, bu aşamada işlemin uygulanmasının durdurulmasını gerektiren şartların oluşmadığı sonucuna varıldı. Mahkeme ayrıca, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca vakıf taşınmazlarının işgali halinde tahliye işlemlerinin ilgili mülki idare amirliklerince yerine getirileceğine hükmedildiğini hatırlattı. Bu kapsamda Konak Kaymakamlığı tarafından tesis edilen tahliye işleminin mevzuata uygun olduğu değerlendirildi.
Belediyenin yargılama süresince tahliyenin durdurulması için yaptığı ihtiyati tedbir talebi de İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 11 Mart 2026 tarihli ara kararla reddedildi. Mahkeme, tahliyenin durdurulması talebinin tapu iptali ve mülkiyet davasının konusu ile doğrudan ilgili olmadığını, idari işlemlerin ancak idare mahkemelerinde durdurulabileceğini belirterek bu talebin hukuk mahkemesinde ihtiyati tedbir konusu yapılamayacağına hükmetti.
Dosyada yer alan değerlendirmelerde, vakıf kültür varlıklarının korunması ve vakıf mülkiyetine kazandırılmasının idarenin takdirine bağlı olmadığı vurgulandı. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca, vakıf yoluyla meydana gelmiş olup, kamu mülkiyetine geçmiş taşınmazların mazbut vakıf adına devrinin zorunlu olduğu, bu düzenlemenin idareye takdir alanı bırakmadığı ifade edildi. Ayrıca bir taşınmazın vakıf niteliğinin yalnızca inşa sürecine bağlı olmadığı, vakfa gelir sağlayan “akar” niteliği taşıması ve bunun tapu ile arşiv belgeleriyle ortaya konulmasının yeterli olduğu belirtildi.
İzmir Bölge İdare Mahkemesinin daha önce yürütmenin durdurulması taleplerini reddetmesi ve son olarak hem idare hem de hukuk mahkemelerinden çıkan kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Meslek Fabrikasına ilişkin tahliye sürecinin önünde hukuki bir engel kalmadığı görüldü. Yargı kararları doğrultusunda sürecin, mevzuat hükümleri çerçevesinde ve yargı denetimi altında ilerlemeye devam ettiği belirtildi.