Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın ve gümüşteki yükseliş yalnızca piyasa dalgalanması değil; 1945’ten bu yana süren küresel ekonomik düzenin ciddi bir kırılmadan geçtiğine işaret ediyor.
Altın ve gümüş fiyatlarında son dönemde yaşanan hızlı yükseliş, ilk bakışta piyasalardaki olağan dalgalanmalardan biri gibi duruyor. Ama tabloya biraz daha yakından bakınca, işin rengi değişiyor. Uzmanlara göre bu hareketlilik, küresel ekonomik sistemde yaşanan daha derin ve yapısal bir dönüşümün dışa vurumu.
Değerli metallere yönelişin geçici bir heves olmadığını savunan değerlendirmelere göre, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve yaklaşık 80 yıldır ayakta olan dünya ekonomik düzeni ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Bu sarsıntı da yatırımcıların alışkanlıklarını kökten değiştiriyor.
Mevcut tablo, uzun yıllardır hâkim olan neoliberal ekonomik anlayışın tıkandığı yönünde okunuyor. Ülkeler ve yatırımcılar, artık klasik reçetelerin yeterli olmadığı bir döneme girmiş durumda. Açıkçası belirsizlik arttıkça, “güvenli liman” arayışı da hız kazanıyor.
Merkez bankalarının politikaları, yükselen jeopolitik riskler ve küresel ölçekte derinleşen güvensizlik ortamı, altın ve gümüşü yeniden ön plana çıkarıyor. Yani mesele sadece fiyatların kaç dolara çıktığı değil; sistemin kendisi sorgulanıyor.
Altın, her zaman güvenli liman denince akla ilk gelen varlık oldu. Ancak son dönemde gümüşteki yükseliş çok daha dikkat çekici bir hâl aldı. Bunun nedeni yalnızca yatırım talebi değil. Gümüş; sanayi, teknoloji ve savunma sektörlerinde giderek daha fazla kullanılıyor.
Bu çok yönlü talep yapısı, gümüşü diğer emtialardan ayırıyor. Küresel belirsizliklere eklenen sanayi talebi, fiyatların yukarı yönlü seyrini destekliyor. Kısa vadede gümüşün 110–120 dolar bandına kadar yükselebileceği dile getiriliyor. İddialı ama piyasanın ruhu da biraz bunu söylüyor.
Yaşananlar yalnızca altın ve gümüşle sınırlı değil. Değerli metallerin yanı sıra bakır gibi stratejik emtialar da yatırımcıların radarına girmiş durumda. Özellikle enerji dönüşümü ve altyapı yatırımlarının hız kazanması, bu tür metalleri 2026 yılında daha fazla konuşacağımızın sinyalini veriyor.
Bugün yaşanan gelişmeleri sadece ons ya da gram fiyatlarına bakarak anlamak mümkün değil. Asıl mesele, küresel ekonomik sistemdeki yapısal değişimi doğru okumakta yatıyor. Bu çerçevede altın ve gümüş, artık yalnızca “güvenli liman” değil; aynı zamanda yeni bir ekonomik düzene uyum arayışının da güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.