Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın ve gümüşteki sert düşüşler piyasaları tedirgin ederken, milyarder yatırımcı Thomas Kaplan geri adım atmadı. Kaplan’a göre uzun vadede altın fiyatları “on binlerce dolar” seviyesine ulaşabilir.
Altın ve gümüş fiyatlarında geçen hafta yaşanan tarihi yükselişin ardından gelen sert satış dalgası, piyasalarda ciddi bir huzursuzluk yarattı. Ancak bu dalgalanma, doğal kaynak yatırımlarıyla tanınan milyarder yatırımcı Thomas Kaplan için pek bir anlam ifade etmiyor. Kaplan, kısa vadeli geri çekilmelerin büyük resmi değiştirmediğini söylüyor.
Deneyimli yatırımcıya göre, değerli metallerde ana yön hâlâ yukarı. Kaplan, “Altın almak için dünyada her türlü neden mevcut. Gümüş ise yukarı ve aşağı hareketlerde altının adeta steroidli hali,” sözleriyle bakış açısını özetliyor.
Geçen hafta altın ve gümüş rekor seviyeleri gördükten sonra, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kevin Warsh’ı ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığına aday göstermesi piyasaların havasını bir anda tersine çevirdi. Cuma günü altın yaklaşık yüzde 10, gümüş ise yüzde 30’un üzerinde değer kaybetti.
Kar realizasyonları ve doların güçleneceği beklentisiyle dalgalı seyir haftanın ilk gününde de sürdü. Pazartesi sabahı altın 4.800 dolar, gümüş ise 84 dolar civarında işlem gördü. Bugün ise kayıpların bir kısmı telafi edildi; altın 5 bin dolara yaklaşırken, gümüş 87 doların üzerine çıktı.
Kaplan, bu dalgalanmaların kendisi için yeni olmadığını hatırlatıyor. NovaGold Resources yönetim kurulu başkanı ve doğal kaynaklara odaklanan yatırım şirketi The Electrum Group’un kurucusu olan Kaplan, 2007 yılında altının “adil fiyatının” ons başına 3.000 ila 5.000 dolar arasında olması gerektiğini savunduğunda birçok kişinin kendisini “kaçık” olarak gördüğünü anlatıyor.
O dönem 700 doların altında işlem gören altın, geçen hafta 5.600 doların üzerine kadar yükseldi. Gümüşteki tablo da benzer: Aynı süreçte fiyatlar 15 doların altından 120 doların üzerine çıktı.
“Finansal krizden bu yana inandığım iki şey var: altın ve gümüş. Pozisyonumu da buna göre aldım,” diyen Kaplan, yatırım tezinin tam anlamıyla hayata geçmesinin on yılı aşabileceğini en başından beri bildiğini söylüyor.
Kaplan’ın iddiası bununla da sınırlı değil. Tecrübeli yatırımcıya göre altın, uzun vadede “on binlerce dolar” seviyelerini görebilir. Altın fiyatlarının, son 40 yılda yaklaşık 30 kat artan Dow Jones Sanayi Endeksi’ne benzer bir yol izleyebileceğini savunuyor.
“Yıllardır ertelenen sonuçların artık sahneye çıktığını görüyoruz,” diyen Kaplan, 2007’ye kıyasla bugün altın ve gümüşe sahip olmak için “10 kat daha fazla neden” bulunduğunu vurguluyor.
Bu noktada Alaska’daki Donlin Gold projesine özel bir parantez açıyor. NovaGold’un yüzde 60’ına sahip olduğu projedeki kalan yüzde 40’lık pay, geçen yaz John Paulson’ın şirketi Paulson Advisors tarafından 800 milyon dolar karşılığında satın alındı. Kaplan, bu projeyi “hayatımda gördüğüm en iyi yatırım fırsatı” olarak nitelendiriyor.
Warren Buffett’ın yatırımcıları “en iyi atışı beklemeye” çağıran yaklaşımına atıf yapan Kaplan, “ABD’nin en büyük altın madenini Alaska gibi güçlü bir lokasyonda hayata geçirmenin, kuşağımın en büyük başarılarından biri olacağına metafiziksel bir kesinlikle inanıyorum,” ifadelerini kullanıyor.
Kaplan’a göre altının asıl gücü, enflasyona, zayıf dolara ya da jeopolitik risklere karşı bir sigorta olmasından gelmiyor. Onu benzersiz kılan temel özellik, “isteğe bağlı olarak değeri sulandırılamayan bir para birimi” olması.
Merkez bankalarının altın basamayacağını ve mevcut altının değerini seyreltemeyeceğini hatırlatan Kaplan, bu yönüyle altının rakipsiz olduğunu savunuyor. Kripto para savunucularının dijital varlıkları “altın 2.0” olarak tanıtmasının da dolaylı biçimde altına yaradığı görüşünde. Kaplan’a göre bu tartışmalar, altının hâlâ son derece güçlü bir değer saklama aracı olduğu tezini daha da pekiştiriyor.