Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın fiyatlarındaki dalgalanma ve özellikle fiyat düşüşü fiziki altın alışverişini yoğunlaştırdı. Ekonomist Filiz Eryılmaz, hafta sonuna yaklaşılırken küresel piyasalarda özellikle altın fiyatlarının seyrine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Eryılmaz, altın fiyatlarının mevcut süreçte doğrudan jeopolitik gelişmelere ve savaş kaynaklı haber akışlarına bağlı olarak hareket ettiğini vurgulayarak, “Altın fiyatları birebir savaşla ilgili gelen haber akışlarıyla hareket ediyor diyebilirim. Yani genel olarak sadece altın fiyatları değil, aslında piyasa fiyatları demek daha doğru olur" dedi.
Ana barometrenin elbette petrol fiyatları olduğunu belirten Eryılmaz, "Gelen haber akışları ilk etapta petrol fiyatlarında kendini gösteriyor, sonrasında da diğer varlıklar petrol fiyatlarındaki duruma göre hareket ediyor. Bu noktada hem altın hem gümüşün, savaş başladığından bu yana petrol fiyatlarıyla negatif, çok ciddi bir korelasyona sahip olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı.
Sabah saatlerindeki piyasa görünümünü de değerlendiren Eryılmaz, petrolde yüzde 1,5 ila 2 arasında yükseliş gözlemlendiğini, buna karşın altın ve gümüşün yön değiştirdiğini belirterek, "Altına ve gümüşe bakıyorum; önce yatay pozitifti, şimdi biraz önce baktım yatay negatife geçti" dedi.
ABD’den gelen diplomatik adımların piyasayı etkilediğini belirten Eryılmaz, İran’a sunulan 15 maddelik plan ve sonrasında yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, "İran’a dün 15 maddelik bir plan sunduklarını söylemişlerdi ve İran’dan dün bir açıklama gelmemişti. Dün açıklama olmadığı için özellikle gündüz saatlerinde piyasa en azından ‘İran bunu reddetmedi’ şeklinde yorumladı ve Orta Doğu’da barış umutları arttığı için daha olumlu bir piyasa vardı. Fakat dün akşam saatlerinde İran’dan aslında bir yalanlama geldi. Yani İran diyor ki: ‘Hayır, biz bu maddeleri kabul etmiyoruz, ateşkesi kabul etmiyoruz. Dolayısıyla biz ne zaman dersek, nasıl istersek öyle olacak’ şeklinde bir haber akışı var" diye konuştu.
Ancak sürecin tamamen tıkanmadığını da vurgulayan Eryılmaz, "İşin iyi tarafı şu: İran tamamen görüşmeyi reddetmiyor, bazı maddelerin değişmesini istiyor. Piyasa buna bile artık olumlu bakıyor. Dolayısıyla iyi tarafı bu. Tamamen ‘hiç ateşkes yapmayız’ şeklinde bir durum da yok aslında. Evet bir taraftan reddediyor ama öte taraftan da ‘barış yok, bu iş çok uzar’ beklentisi de var" dedi.
Mevcut piyasa görünümünü “temkinli ama nötre yakın” olarak tanımlayan Eryılmaz, "Şu an piyasaya baktığımda temkinli bir bekleyiş var ama piyasa biraz zorluyor. Bu bile benim için iyi bir haber. Belki buradan hareketle Amerika’nın o maddeleri yeniden görüşeceği, İran’a yeniden teklif edeceği yönünde haber akışları da var. Bununla birlikte beklenmedik şekilde 4.500 doların altına inen bir altın görüyorum, yine negatifte olan bir gümüş görüyorum. Piyasa tamamen haber akışına göre yön bulacak. Yani çok güçlü bir risk iştahı yok, çok baskılı da değil. Daha ortada, nötre yakın bir hava var diyebilirim şu an için" değerlendirmesinde bulundu.
İç piyasada son günlerde gündeme gelen "altın yok" tartışmalarına da değinen Eryılmaz, talep artışının sahadaki arz algısını etkilediğini belirtti.
"Son birkaç gündür altın fiyatlarının belirli seviyelere gelmesiyle birlikte içeride bu durum ciddi bir alım fırsatı olarak değerlendirildi. Tabii böyle olunca, özellikle de 4.500 dolarların altına gelince ciddi bir talep oluştu. Genel açıklamalara baktığımızda kuyumcular tarafında altının olmadığı, ama daha makro düzlemde altın arzının olduğuna dair bir haber akışı var" diyen Eryılmaz, Türkiye’nin altın ithalatına dayalı yapısına dikkat çekerek, "Genel olarak zaten Türkiye’de altın ithalatına bağlı bir yapı olduğu için altın arzına yönelik sıkıntılar dönem dönem yaşanabiliyor. Hele ki böyle dönemlerde, kuyumcuların söylediğine göre bu durum biraz daha artabiliyor. Bu yüzden mikro düzlemde, yani sahada, taleple birlikte altın arzında bir baskı olduğunu söyleyebilirim" ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası’nın rezerv politikalarına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Eryılmaz, özellikle altın rezervlerinin kullanılacağı yönündeki iddialara açıklık getirdi.
Bu tür haberlerin yanlış yorumlandığını belirten Eryılmaz, "Aslında olaya şöyle bakmak gerektiğini düşünüyorum: Merkez Bankası rezerv yönetiminde farklı araçları da kullanmayı değerlendiriyor. Yani bunu bu şekilde okumak daha doğru olabilir" dedi.
Savaş sürecinin rezervler üzerindeki etkisine değinen Eryılmaz, "Savaş başladığından bu yana Merkez Bankası’nın rezerv satışları oldu ve bu durum piyasada şu kaygıyı gündeme getirdi: ‘Savaş uzarsa, rezervler yeterli olmazsa kur üzerinde ciddi bir sorun olur mu?’ Bu noktada hep şunu söylüyorum: Savaş çok çetrefilli hale gelmediği ve çok uzamadığı sürece dolar/TL kurunda çok ciddi bir yukarı yönlü hareket beklememek gerekir" şeklinde konuştu.
Para politikasında önceliğin farklı araçlar olacağını vurgulayan Eryılmaz, "Merkez Bankası burada ilk etapta rezervlerini çok güçlü kullanmak yerine faiz artışı gibi araçlarla kur üzerindeki stabiliteyi sağlamaya çalışacaktır. Şimdilik yabancı kurumlardan gelen haber akışlarına baktığımızda da kur üzerinde çok sert bir yukarı hareket beklenmemesi gerektiği yönünde bir görüş hakim" dedi.
Söz konusu haberde geçen “altın satışı” algısına da açıklık getiren Eryılmaz, "Burada bahsedilen şey aslında doğrudan altın satışı değil. Londra’da altın swapı, yani değişim yoluyla piyasaya döviz sağlama düşüncesi var. Teknik olarak bu, rezerv satışı yapmadan döviz likiditesi sağlama çabasıdır" ifadelerini kullandı.
Geçmişte de benzer yöntemlerin gündeme geldiğini hatırlatan Eryılmaz, "Zaten bu tür yöntemler geçmişte de Merkez Bankası’na önerilirdi. Farklı rezerv yönetim teknikleri bazen daha etkin sonuç verebilir. Yani doğrudan piyasaya döviz satmak yerine alternatif araçlar kullanmak gibi. Ancak bu haber akışı piyasada ‘Acaba Merkez Bankası altın mı satacak?’ şeklinde bir algı oluşturdu. Oysa burada söz konusu olan satış değil, swap işlemi” dedi. Eryılmaz, son olarak yatırımcıya mesaj vererek, “Bu nedenle şimdilik vatandaşların rahat olması gerektiğini söyleyebilirim. Döviz tarafında çok ani ve sert bir hareket beklememek gerekir" değerlendirmesinde bulundu.