Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Orta Doğu'da haftalardır devam eden savaş enerji arzında krize yol açtı. Petrol fiyatlarındaki artış akaryakıta zam olarak yansıdı. Bu da zincirleme olarak birçok kalemde fiyatların yükselmesini tetikledi. Savaşın ekonomiye etkilerini TGRT Haber'deki Medya Kritik programında değerlendiren Gazeteci Şamil Tayyar, milyonlarca çalışanı ilgilendiren ara zam konusunda çarpıcı yorumlarda bulundu.
Akaryakıta gelen zamların iğneden ipliğe tüm kalemleri etkilediğini belirten Şamil Tayyar, bu durumun asgari ücrete ara zam ihtimalini gündeme getireceğini savundu. Asgari ücretli çalışanlar, memurlar ve emeklilerin de kamuoyu baskısı oluşturacağını belirten Tayyar, yaklaşan seçim sürecini de hatırlatarak ekonomik tedbirlerin öne çekilmesi gerektiğini uyarısında bulundu.

Şamil Tayyar'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
Eşel mobil sistemine geçerken kendi gelir kalemlerinizden yani vergiden vazgeçiyorsunuz. Bugün o bile yetmez hale geldi ve daha fazla zam yapıldı. Böyle giderse, fiyatlar artmaya devam ederse temmuz ayında ikinci kez asgari ücretin artırılma ihtimalinin doğacağını düşünüyorum. Hükümet yapar veya yapmaz o ayrı bir şey ama bu konudaki baskıların artacağını düşünüyorum. Çünkü ocak ayından temmuz ayına kadar çalışanların maaşında çok ciddi bir erime söz konusu olacak. Fiyatlar inanılmaz derecede artacak.

Dolayısıyla ne olacak? Asgari ücretliler, memurlar, emekliler daha fazla talepte bulunacak. Dolayısıyla iç baskıyı oluşturacaklar. Sonuçta sandığı en derinden etkileyecek kitle bunlar. 17.7 milyon emekliden bahsediyoruz. Ve bunların tamamı seçmen. Son dönemde ciddi biçimde örgütlendiler ve kamuoyunu etkileme potansiyelleri de hayli arttı. Bu çevrelerden gelecek yoğun baskıların siyaset üzerindeki önümüzdeki dönemde daha fazla yaşamaya başlayacağız.

Bizim Avrupa ülkelerine göre şöyle bir zorluğumuz var; onlar özellikle pandemiden sonra liberal politikanın gereklerini yaptılar, biz ise tersini yaptık. Hani kur koruma politikasıyla beraber, onlar faizi yükseltti, biz faizi düşürdük. Şimdi o dönemki politikaların semeresini topluyorlar ve Avrupa'da gıda enflasyonu son derece düşük Türkiye ile mukayese edilmeyecek şekilde.

Türkiye 2 yıl gecikmeli olarak normale döndü. Ama o ivmeyi bir türlü beklendiği gibi sağlayamıyor. Dolayısıyla patinaj yapıyor. Tam tekeri çamurdan kurtarmaya başladığını düşündüğümüz anda savaş patladı. Şimdi böyle olunca toplumun belli bir kesimi 'Zaten durum iyi değildi, savaşı bahane etmeyin' diyor. Mesela akaryakıta savaş nedeniyle gelen zamma da öfkeli. 'Zaten son 2 yıldır akaryakıta fazlasıyla zam yapılıyordu. Mesele sadece savaş değil' diyor. Dolayısıyla savaştan kaynaklanan olumsuzlukların kamuoyuna izahı da zorlaşacak.

Çünkü AK Parti iktidarında ortalama iktisadi krizler 1-2 yıl sürerdi. Genelde ekonomistler şunu söyler; krizler ne kadar sürerse rehabilitasyonu da o kadar sürer. Yani 2 yıl süren bir kriz 2 yılda iyileşir. Ama bizde pandemiden beri yaklaşık 5 yıldan beri devam ediyor. Dolayısıyla bu durumun değişmesi için 5 yıllık bir periyoda ihtiyacımız var.

Fakat zaman daralıyor. Seçim sürecine doğru evrildik, neredeyse son düzlüğe çıkacağız. 2027'nin sonunda ya da 2028'in başında seçim olacaksa, bu olumsuzluklar zamana yayıldıkça iktidar açısından aleyhte bir süreç işleyecek. Çünkü seçim süreçleri en fazla enfekte edilen süreçler. Muhalefet de burada yoğun baskı yapacak, toplumsal baskı ve beklentiler artacak, talepler artacak. O nedenle ben bazı tedbirlerin 2027 yılına sarkmadan öne alınarak yani 2026 yılı içinde bir set çekilerek bunun olumsuz etkilerinin azaltılması gerektiğini düşünüyorum. O nedenle hiç vakit kaybetmeden savaşın finansal ve siyasal etkilerini çok ciddi bir biçimde analiz edip bugünden bu tedbirleri almamız gerek."