Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İran savaşıyla birlikte altın fiyatlarında görülen yüzde 15’i aşan düşüş, “güvenli liman” algısını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre satış dalgasının arkasında, marj çağrılarını karşılamak için yapılan altın tasfiyeleri var.
İran savaşının başlamasından bu yana ons altın fiyatları yüzde 15’ten fazla geriledi. Bu sert düşüş, yatırımcıları şaşırttı. Çünkü altın normalde kriz dönemlerinde sığınılan ilk limanlardan biri olarak görülüyor. Ama bu kez tablo öyle gelişmedi.
Savaşın ilk günlerinde hisse senetleri ve tahvillerde satış baskısı artarken, altın savaş öncesindeki değerini korumayı başardı. Sonrasında ise işler değişti. Piyasalarda büyüyen kargaşa, altını da içine çekti. Financial Times’ın aktardığına göre, son iki yıldır güçlü bir ralli yaşayan altında yatırımcılar bu kez kâr satışına yöneldi. Sebep ise başka piyasalardaki zararları kapatacak nakdi yaratma ihtiyacı.
Piyasa uzmanları, yatırımcıların özellikle diğer varlık sınıflarında oluşan kayıpları telafi etmek için yoğun şekilde nakde yöneldiği görüşünde birleşiyor. Yani açıkçası, altın burada korunacak bir liman olmaktan çok, hızlı nakde çevrilebilen bir kaynak gibi kullanıldı.
Finansal hizmetler şirketi StoneX’in analisti Rhona O’Connell da tam bu noktaya dikkat çekti. O’Connell, yatırımcıların “güvenli liman” tuzağına düşmemesi gerektiğini söyledi. Ona göre hisse senedi ve tahvil piyasalarında sert çöküşler yaşandığında, altın çoğu zaman nakit yaratmak için ilk elden çıkarılan varlıklardan biri oluyor.
Alman bankası Berenberg’ten Jason Turner da benzer bir tabloya işaret etti. Turner’a göre finansal kurumlar, hisse senedi ve tahvil piyasalarındaki marj tamamlama çağrılarını karşılamak için kârlı altın pozisyonlarını tasfiye etti.
Veriler de bu eğilimi destekliyor. Veri analiz şirketi Vanda’nın tahminine göre, savaşın başından bu yana küresel altın odaklı borsa yatırım fonlarından yaklaşık 10,8 milyar dolarlık çıkış yaşandı. Bu rakam, piyasadaki çözülmenin ne kadar sert olduğunu göstermesi açısından dikkat çekici.
Resmi verilere henüz yansımış değil ama piyasalarda merkez bankalarının da fon yaratmak amacıyla altın rezervlerinin bir kısmını satabileceğine dair güçlü spekülasyonlar konuşuluyor. Örneğin bu ay, Polonya Merkez Bankası Başkanı’nın artan savunma harcamalarını finanse etmek için altın rezervlerinin bir bölümünü satmayı ya da yeniden değerlemeyi gündeme getirmesi, bu tartışmayı daha da büyüttü.
Bir başka deyişle, sadece yatırımcılar değil, kamu otoriteleri açısından da altın artık ihtiyaç anında başvurulan bir kaynak olarak görülmeye başlanmış durumda.
Altın üzerindeki baskının tek nedeni satışlar değil. Uzmanlara göre savaşın enflasyonist etkileri nedeniyle merkez bankalarının faiz artırımlarına yönelebileceği beklentisi de fiyatları aşağı çekiyor. Çünkü altın, faiz oranlarına karşı oldukça hassas bir varlık.
Dünya Altın Konseyi Stratejisti John Reade, piyasada artık geleneksel mücevher talebinden çok spekülatif yatırımcıların etkili olduğunu vurguluyor. Reade’ye göre bu yüzden altın fiyatları daha oynak hareket ediyor. Son haftalarda görülen sert dalgalanma da altının “risk azaltıcı” rolünü zayıflatmış durumda.
BullionVault Araştırma Direktörü Adrian Ash ise altının faiz beklentilerine karşı olağanüstü duyarlı olduğunu hatırlatıyor. Bu da savaş gibi büyük krizlerde bile altının her zaman aynı refleksi vermediğini gösteriyor.
Yine de tablo bütünüyle karanlık değil. Adrian Ash, 2008 Küresel Finans Krizi’nin ilk şok dalgasında da altının önce düştüğünü, ardından toparlanarak uzun vadede kriz dönemleri için güçlü bir varlık olduğunu yeniden kanıtladığını anımsattı.
BMO analistleri de benzer düşünüyor. Onlara göre piyasada risk iştahı yeniden toparlandığında altın, son dönemde verdiği kayıpların önemli bir bölümünü geri alabilir.