Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Küresel tahvil piyasalarında tansiyon giderek yükseliyor. Son dönemde hızlanan satışların ardından yatırımcıların, faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği yeni bir döneme hazırlıklı olması gerektiği belirtiliyor.
Vontobel Portföy Yöneticisi Christian Hantel'e göre piyasalardaki son hareketler, yüksek faiz ortamının kısa sürede ortadan kalkmayacağına işaret ediyor.
ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve petrol fiyatlarının yükselmesi de işleri biraz daha karmaşık hale getirdi. Enerji fiyatlarındaki artış enflasyon endişelerini güçlendirirken tahvil piyasalarındaki satışları hızlandırdı. ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole toplantısında verdiği şahin mesajlar da faizlerin uzun süre yüksek tutulabileceği beklentisini destekledi.
Hantel, yatırımcıların Warsh'ın Jackson Hole konuşmasındaki mesajlarını ve enflasyona karşı daha sıkı bir politika izleyeceği yönündeki yaklaşımını fiyatlamaya başladığını söyledi. Warsh'ın enflasyonu yüzde 2 hedefine indirme konusunda oldukça kararlı olduğunu belirten Hantel, Fed Başkanı'nın bu seviyeye ulaşabilmek için ilave adımlar gerekebileceğine işaret ettiğini aktardı.
Yani tahvil piyasası açısından mesaj oldukça net: Faizlerin hızlı şekilde gerilemesini bekleyen yatırımcılar bir süre daha beklemek zorunda kalabilir. Hantel'e göre mevcut tablo, tahvil getirilerinin uzun süre yüksek seviyelerde kalabileceği bir dönemin habercisi.
Tahvil piyasalarındaki bir başka dikkat çekici değerlendirme ise Allianz Research'ten geldi. Allianz analistleri, koşulların düzelmeden önce biraz daha kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Mevcut tahvil faizleri yatırımcılar için cazip seviyelere ulaşmış görünse de analistler başka bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüksek faiz oranları ile kamu borçlarının sürdürülebilirliği arasında oluşabilecek olumsuz döngü, bazı ülkelerde ciddi sorunlara hatta krize yol açabilir. Riskin daha belirgin olduğu ülkeler ise Fransa, İtalya, İngiltere, Japonya ve ABD olarak sıralandı.
Allianz Research'ün tahvil piyasasına ilişkin tahmini de dikkat çekici. Analistlere göre merkez bankalarının müdahalesinden önce tahvil getirilerinde geçici olarak 70 baz puana kadar ilave yükseliş görülebilir.
Bununla birlikte Allianz, piyasadaki risklerin genel anlamda dengeli olduğunu düşünüyor. Talep tarafında yaşanabilecek olası bir şok, bu kez tam tersine tahvil faizlerinin hızla gerilemesine yol açabilir. Kısacası piyasa oldukça hassas bir dengede ilerliyor.
Satış dalgasının en fazla hissedildiği piyasalardan biri ABD oldu. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,81'e yükselerek yaklaşık üç yılın en yüksek seviyesini gördü. Bu yükselişin ardından piyasalarda artık yüzde 5 seviyesi daha güçlü biçimde konuşulmaya başlandı.
Sert hareket yalnızca ABD ile sınırlı değil. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi 30 yıl aradan sonra ilk kez yüzde 3 seviyesini aşarken, Avustralya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,198 ile 15 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktı. Avrupa piyasalarında da tablo farklı değil. Alman tahvil vadeli kontratları 2011'den bu yana en düşük seviyesine gerilerken Fransa'nın OAT vadeli kontratları rekor düşük seviyeyi gördü. İngiltere'de ise tahvil faizleri 2008'den bu yana en yüksek seviyeye yükseldi.
Tahvil piyasalarını sıkıştıran en önemli başlıklardan biri de petrol fiyatları. Brent petrolün varil fiyatının 95 doların üzerine çıkması, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişelerini artırdı. Yüksek enerji maliyetlerinin tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı oluşturabileceği düşüncesi, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentileri de değiştiriyor. Piyasalar şu anda Avrupa Merkez Bankası'nın gelecek hafta faiz artıracağı beklentisini fiyatlıyor. Fed'in bir sonraki hafta faiz artırma ihtimali ise yüzde 68 olarak değerlendiriliyor.