KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
09.10.2026
saat ikonu 11:26
|
GÜNCELLEME:
09.10.2026
saat ikonu 11:33

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'ten önemli açıklamalar

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, Çırağan Sarayı'nda "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nin kapanış töreninde önemli açıklamalarda bulundu.

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'ten önemli açıklamalar
KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
09.10.2026
saat ikonu 11:26
|
GÜNCELLEME:
09.10.2026
saat ikonu 11:33

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, Çırağan Sarayı'nda "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nin kapanış töreninde konuştu. 

İşte Bakan Gürlek'in açıklamalarından satırbaşları: 

Küresel adalet ve hukuk bir kenara itilerek dünya yeni bir uçuruma sürükleniyor. Küresel dünya, artık bu tür suistimaller karşısında huzur ve güveni, barış ve kardeşliği sürdürmekte zorlanıyor. Dünya yeni bir savaşı kaldıracak güçte değildir. Hele de günümüzde birçok devletin nükleer güce sahip olduğu düşünüldüğünde, yaşanacak bir savaşın tahmin edilenden çok daha büyük sonuçlar doğuracağı açıktır.

İşte bu sebeple dünyada barışı hâkim kılacak tek evrensel zemin; ortak akıl ve vicdanın temsil ettiği adil bir dünya düzenidir. Bu noktada tarihin önemli şahsiyetlerinden biri olan İbn Haldun'un o kıymetli sözünü hatırlatmak isterim: "Zulüm, medeniyeti harap eder." Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum, insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir. Uluslararası hukuk herkese ve her şartta aynı ölçüyle uygulandığında, hem mağdurların yarasına şifa olur hem de hukuka duyulan güven her geçen gün biraz daha büyür.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bu anlayışla dünya barışına sunduğu katkılar saymakla bitmez. Türkiye'nin bu güçlü liderinin, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere barışın tesisi için ortaya koyduğu gayretler ortadadır ve bunun en önemli örneklerindendir. Libya'nın savaştan arındırılması, Suriye'nin istikrara kavuşması, Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması, Karadeniz'de güvenliğin ve Doğu Akdeniz'de istikrarın sağlanması için ortaya koyduğu bu çabalar; bölgemizde ve dünyada barış ve huzuru tesis etme irademizin açık bir göstergesidir.

Gazze'de yaşanan zulüm başta olmak üzere, nerede insanlık onuruna bir saldırı varsa orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan vardır. Türkiye olarak dünyanın gidişatındaki tehditleri görerek bölgesel istikrara büyük önem veriyoruz. Bu anlayışla öncelikle komşularımızla olan sorunlarımızı bir bir çözüyoruz. Onlarla olan kültürel bağlarımızı güçlendiriyor; coğrafi birlikteliğimizi ayrışmanın değil, birlikte yaşamanın temel zemini olarak görüyoruz.

Türkiye, komşularıyla her zaman dostane ilişkiler geliştirmiştir. Komşu halklara karşı asla bir ön yargısı olmamıştır. Körfez Savaşı sürecinde zulüm ve baskılara maruz kalanlara sınırlarımızı açtık, onları misafir ettik. Aynı şekilde Suriye'de Esed zulmünden kaçan komşu halklara da imkânlarımızı sonuna kadar seferber ederek kapılarımızı açtık. Ancak maalesef Batı'nın insan haklarından dem vuran ve devasa ekonomik güçlere sahip ülkelerinden yeterli desteği görmedik. İnsanlık onurunun Ege'de Aylan bebeklerin şahsında boğulduğunu gördük; Batı medeniyetinin insanlık vicdanında bir kez daha sınıfta kaldığına şahit olduk.

Bu acılar karşısındaki duruşumuzun temelinde köklü devlet anlayışımız vardır. Son imparatorluğumuzun kuruluşuna yön veren büyük şahsiyetlerden Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." düsturu bizim temel anlayışımızdır. Bu temel anlayışı dünyaya yansıtmak bizim tarihî misyonumuzdur.

Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli konuklar; İnsanı yaşatma ve insan onurunu koruma sorumluluğumuz, çağımızın yeni tehditleri karşısında da bize yol gösteriyor. Teknolojinin sunduğu imkânlar kadar, beraberinde getirdiği sınır aşan sorunları da birlikte ele almak zorundayız. Küresel dünyada artık hiçbir ülke kendi sınırları içerisinde tek başına adaleti sağlayamaz. Suç ve suçlular da küresel dünyanın koşullarından yararlanıyor. Bizler de değişen suç modellerine ve suçun yayıldığı yeni alanlara karşı mücadele yöntemlerimizi geliştirmek zorundayız. Karşılıklı güveni, etkili adlî yardımlaşmayı, hızlı bilgi ve deneyim paylaşımını hep birlikte güçlendirdiğimizde adaletteki iş birliğimiz büyüyecek; hepimiz daha güvende ve daha huzurlu olacağız. Bu amaçla uluslararası mekanizmaların işlerliği artırılmalı, aralarındaki uyum ve bütünleşme daha da güçlendirilmelidir.

Her hukuk sistemi kendi ülkesini reform yolculuğunda gelişmeye davet eder. Bu yolculuk, yol arkadaşlığıyla güzelleşir ve karşılıklı gelişmeye öncülük eder. Bu yol arkadaşlığı, başkalarının karşılaştığı tehditlere kayıtsız kalmamayı gerektirir. Tehlikeler karşısındaki duruş bakımından üzerinde önemle durduğumuz bir atasözümüzü sizlerle paylaşmak isterim: "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." İşte bu anlayışla hareket eden toplumlar ve milletler, sorunlarla birlikte mücadele etmedikleri takdirde bir gün kendilerini de zehirleyecek bir yılanla karşılaşacaklarını iyi bilmelidir.

Bu ortak sorumluluk anlayışıyla bugün İstanbul'dan uluslararası kamuoyuna ortak bir çağrıda bulunmak istiyorum: Adaleti yalnızca kendimiz için değil, herkes için isteyelim! Çünkü adalet paylaşıldıkça barış da çoğalır. Hukuk herkes için eşit gözetildiğinde güven de büyür. Adalet evrenselleştiğinde insanlığın ortak geleceği de güçlenir. Tüm dünyaya haykırdığımız bu sözler, çağımızın özünü anlatmaktadır.

 

ETİKETLER
#Gündem
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.