Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve dünya gündeminde geniş yer bulan Mekke Savunma Anlaşması'nın detayları ve arka planı belli olmaya başladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AA Editör Masası'na konuk olarak, anlaşma hakkında önemli bilgiler verdi. Anlaşmanın üye ülkeler arasında daha önce konuşulduğunu belirten Fidan, "Savunma anlaşmasına ihtiyaç vardı" dedi.
Fidan ayrıca gündemdeki gelişmelerle ilgili de konuştu. Terörsüz Türkiye sürecinde geçilen yasal düzenleme aşamasıyla ilgili yorumda bulunan Fidan "Çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var." ifadelerini kullandı.
Kıbrıs sorunu hakkında da konuşan Bakan Fidan "Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam." dedi.
Fidan, anlaşmanın geri planında 2 yıllık bir çalışmanın olduğunu belirterek "Bunun fikir düzeyinden, kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi var." şeklinde konuştu.

"NATO'nun 5. maddesine benzediği ifade edilen, üç ülkeden birisine herhangi bir saldırı durumunda bu bütün pakta yapılmış bir saldırı addedilecektir ilkesi var. Bu NATO'nun 5. maddesiyle aynı mı?" sorusuna cevap veren Fidan, şu cümleleri sarf etti:
"Teknik olarak aynı. Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Yani birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için. Burada bir sıkıntı yok. İmzacı ülkelere bir yükümlülük getiriyor."
Açıklamalarında Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin yayılmacı ülkeler olmadığını vurgulayan Bakan Fidan, "Yazıya bağladığımız bir ortak tehdit yok. Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil." ifadelerini kullandı.

Fidan, anlaşmayla ilgili "Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir husus da bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar. Başlangıç noktası bu. Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi." dedi.
Bakan Fidan, anlaşmanın İran'la görüşmeleri etkileyip etkilemeyeceği sorusu üzerine "Rusya'nın NATO'ya karşı bir alerjisi var ve Ukrayna ile savaşıyor. Ama Türkiye arabuluculuk yapabiliyor. İran konusunda da taraflar bir arabulucuya ihtiyaç duyduğunda Türkiye bunu en iyi şekilde yerine getirebilir. Bölgedeki herhangi bir savaş sizi zarar görmekten alıkoymuyor. Suudi Arabistan'la İran problemli olduğu için araları açılmış değil. ABD ve İsrail nedeniyle oldu. İranlılarla da bunları konuştuğumuz dönemler oldu. İranlılar bu konunun yabancısı değiller." dedi.

Katılmak isteyen başka ülkeler olduğunu söyleyen Bakan Fidan "Diğer ortaklarının ağırlıklı tercihi anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu olsun ama bu ülkelerin onayıyla diğer ülkeler buraya katılsınlar. Bu bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım." ifadelerini kullandı. Fidan ayrıca Mekke Anlaşması kapsamında bir Genel Sekreterlik mekanizması kurulacağını da belirtti.
Kahire yönetiminin ittifaka katılma ihtimaline dair konuşan Bakan Fidan, "Mısır, tüm konularda doğal ortağımızdır. İnanıyorum ki bir sonraki aşamada Mısır da ittifakımızın bir parçası olacaktır". dedi.
Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“NATO'daki tecrübelerimizden ders alacağız tabii ki. Sekretaryanın merkezi Suudi Arabistan'da kurulacak. Tatbikatlar olacak, eğitimler olacak. Bunlar zaten ortak askeri ittifakların doğasındaki hususlar. Bunları yapmadan ortak çalışabilirliği, ortak hareket edilebilirliği ortaya koyamazsınız. Mekke İttifakı olarak konuşuluyor ismi şu anda.
Şu anda en önemli öncelik herkesin üzerinde çalıştığı, geçici süre de olsa ki 60 gün olarak nitelendiriliyor boğazın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması. Şu anda bölge ülkeleri, Amerika, Batı, Avrupa, Asya, bu boğazın bir an önce açılmasını talep ediyor, bu konuda büyük bir baskı var.

Hamas’ın Filistin halkını önceleyen yaklaşımı takdire şayan bir yaklaşım; Filistin halkı bunu muhakkak ödüllendirecektir. İsrail ikinci aşama için tereddüt etti. Artık hiç kimsenin İsrail'i destekleyecek tek cümlesi bile kalmadı. İsrail'in temel hedefi Gazze'yi Filistinlileştirmek olduğu sürece bunlar devam edecek. Uluslararası siyasal izolasyonun kesintisiz şekilde devam ettirilmesi gerekiyor. İsrail'in en çok korktuğu şey uluslararası izolasyon.
Kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş kendi taviz alanını kendi oluşturana kadar şiddetini artırarak devam eder. Ne yapıp edip araya girip bu savaşı durdurmamız lazım. Cephedeki yıpratma cephe gerisindeki yıpratmaya döndüğü zaman konu bir muharebeyi kaybedip kaybetmemeye değil millet olarak var olup olmamaya gelir. Her türlü yaygınlaşıyor ve daha üst seviyeye çıkabilir. Taraflar 'ben savaşı bu haliyle bırakırsam savaşın devam etmesinden daha fazla kaybım olacak' endişesi var.
Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısı biraz daha az ama yine de bizi çok fazla endişeye sevk eden bir husus.
Çerçeve yasanın çok iyi yazılmış, garanti altına alıcı hükümleri var. Örgüt kendi silahlarını bırakmadan bu yasanın sağladığı hususlardan yararlanamayacak. Artık bölgesel ve küresel konjonktürün çok fazla lehlerine olmadığını görüyorlar. İnşallah bu uzatılan eli bu sefer tutarlar.

Bizim için çözüm esas iki devletli çözümün hayata geçmesi, ideal çözüm bu. Bizim durduğumuz yer bu. Çözüm teklifleri geldiği zaman kimden geldiğine bakıyoruz. BM'den geldiği zaman bakıyoruz. Kıbrıs Türklerini içine alan diyalogları destekliyoruz. Belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklememize gerek yok. Ada'nın kuzeyinin de güneyinin de suya enerjiye ihtiyacı var. Tarafların coğrafi olarak bulundukları yerler belli artık. Türklerin sahip oldukları imkanları daha kısıtlı.
Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Sen 1960'da kurulan devlet değilsin. O da beraberinde Rum kesimine bir takım dezavantajlar getiriyor. Enerji işbirliği yapılabilir, su işbirliği yapılabilir ve herkes kazanabilir. 50 yıldır statüko aynı, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten oluyor Türk askerinin adada var olmasından dolayı. İki tarafından kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda Türk askerinin değişmesini bekleyemezsiniz. Şu andaki mevcut statüko değişime izin vermez."