Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 57 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturmada; tanık olarak ifade veren inşaat firması yöneticisi H. A., 2007’den itibaren Nilüfer merkezli çok sayıda projede belediye ile müteahhitler arasında usulsüz ilişkiler kurulduğunu anlattı. H.A., aile şirketlerinde uzun yıllar ortak ve yönetici olarak görev yaptığını, bu nedenle ruhsat, proje, tadilat ve imar süreçlerinin tam merkezinde yer aldığını belirterek tanıklık yaptı.
Tanığın ifadesine göre sistem; sıradan bir usulsüzlük zincirinden ibaret değil, belediye yönetimi, bazı meclis üyeleri, bürokratlar, aracı isimler ve belirli firmalar üzerinden yürüyen organize bir suç ağı görünümü taşıyor.
H.A., özellikle Nilüfer’de yüksek rant nedeniyle inşaatların bilinçli biçimde bu bölgeye yönlendirildiğini, emsal sınırlarının aşıldığını, kaçak yapılaşmaya göz yumulduğunu ve karşılığında para, çek, taşınmaz ve dükkân devriyle haksız menfaat sağlandığını ifade etti.

H.A.’ın verdiği ifadede aktardıklarına göre, kendi aile şirketleri de diğer firmalar gibi Bursa’da özellikle Nilüfer ve Mudanya hattında faaliyet gösterdi. Nilüfer’de hem yapılaşmanın oldukça kazançlı olduğu hem de belediye nezdinde usulsüzlüklere göz yumulduğunu aktaran H.A., belirli “şartlar” altında kentsel dönüşüm projelerinde emsal aşımıyla daha fazla konut üretilmesine izin verildiğini kaydetti.
H.A. şirket yönetiminde görev yaptığı süre boyunca ruhsat süreçlerinin nasıl işlediğine bizzat tanıklık ettiğini, belediye içindeki bazı isimlerin ve özel firmaların bu yapının bir parçası olarak hareket ettiğini söyledi. Buna göre belediye ile ilişkileri şirket adına M.Z.A. ve S.B.'nin yürrtüğünü, ödemeleri ise farklı kişilerin teslim aldığı aktaran H.A., bu sürece en yakından şahitlik eden isimlerden biri olduğunu belirterek sistemin yıllara yayıldığını dile getirdi.

İfadede en dikkat çeken olay ise Özlüce’deki belediye arazileri oldu. H.A, sosyal donatı ve park alanı olarak görünen bazı taşınmazların belediye uhdesinden çıkarılarak dolaylı şekilde özel kişilere devredildiğini öne sürdü. H.A. dönemin belediye yönetimiyle bağlantılı kişilerin devrede olduğunu, bazı taşınmazların doğrudan görünmemek için akraba ve yakınlar üzerine kaydedildiğini anlattı.
Belediyeye ait çok değerli bir alan, nakit bir bedel karşılığı yerine başka taşınmazlar ve dükkan devirleriyle takasa konu edildiğini aktaran H.A, Mustafa Bozbey’e doğrudan görünmeyecek şekilde dubleks dükkan verildiğini, bu dükkanların da paravan bir şirket üzerine geçirildiğini belirtti.

H. A., 2017-2020 yılları arasında Nilüfer ilçesi 1381 ada 2 parsel üzerinde inşa edilen projede 400 dairenin kaçak olarak yapıldığını söyledi. H.A bununla da sınırlı kalmayarak bu projeye göz yumulduğunu, hatta yapım sürecinde “örtülü ödenek” ve başka taşınmazlar üzerinden maddi menfaat sağlandığını ifade etti.
Projede yalnızca kaçak daireler yapılmadığını, sığınak alanlarının da daireye dönüştürüldüğü öne süren H.A, deprem ve olağanüstü durumlar için ayrılması gereken ortak alanların satılabilir bağımsız bölümlere çevrilerek piyasaya sunulduğunu belirtti.

Görev yaptığı dönemde yaşananları öğrendikçe buna karşı çıktığını, kamu görevlilerine rüşvet verilmesinin suç olduğunu açıkça dile getirdiğini belirten H.A., itirazların ardından şirket içindeki etkisinin azaltıldığını, bağlarının zayıflatıldığını ve zamanla sistem dışına itildiğini söyledi.
Yönetici olduğu firmalardan ayrılmak zorunda kaldığını ifade eden H.A, bu süreçte yasal haklarının da verilmediğini ve bu nedenle savcılığa başvurduğunu anlattı. Başka şikayetlerin de olduğunu öğrendiğini belirten H.A, dosyanın geniş çaplı ve organize bir yapının ortaya çıkarılmasına yönelik olduğunu vurguladı.