Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İzmir'in Narlıdere ilçesinde 13 Mayıs 2018 tarihinde bir inşaat şantiyesinde cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma titizlikle devam ediyor. Ethem Büyükışık’ın oğlu olan maktul Dorukhan Büyükışık'ın sırt bölgesine demir çubukla vurularak darp edilip öldürülmesiyle ilgili olarak dev operasyonun düğmesine basıldı. İzmir merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 26 şüpheli hakkında "Kasten Öldürme", "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" ve "Yalan Tanıklık" işlem yapıldı.

Yaşanan olaya ilişkin tutuklanan isimlerin ifadeleri birçok çelişkiyi ortaya koydu. Hatırlamadıklarını ya da kimseyle telefon görüşmesi yapmadıklarını söyleyen şüphelilerin HTS kayıtları ise tam tersini söyledi. Çıkan HTS kayırlarıyla olay günü tüm şüphelilerin yoğun telefon görüşmeleri yaptığı saptandı.

Usta Başı Aziz Kocataş olayı sabah saatlerinde duvar ustasının aramasıyla olayı öğrendiğini ve patronun oğlu Taylan Tanyer’i aradığını iddia etse de HTS kayıtları Kocataş’ın daha olayı bilmediğini iddia ettiği saat 08.06 ile 08.18 arasında, şantiye saha mühendisi Yiğit Aykurt ile tam 5 kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ortaya koydu.
Proje Müdürü Onur Alp Saraç kimseyle görüşmediğini söylerken HTS kayıtları işçi Aziz Kocataş ile görüştüğünü gün yüzüne çıkardı.
Şirket sahibi Mehmet Münir Tanyer ve şantiye şefi İhsan Gökmen Ellez arasındaki telefon görüşmelerinde ise yapılacak tatbikatın planlanması gibi delil karartma şüphesi uyandıran diyaloglar tespit edildi.
İşçilerden Aziz Kocataş ve teknisyen Murat Köse, Dorukhan'ı ilk gördüklerinde yüzüstü yattığını söylerken, polis Musa Erikçi ve şirket sahipleri ise Büyükışık'ın cesedinin sırtüstü yattığını belirtti. Çelişkili ifadeler genç adamın cesedinin taşındığı ihtimalini akıllara getirdi.

Olay yerine ilk giren sivil polis ekiplerinden Hakkı Uysal, maktulün baş ucunda bir araç anahtarı bulduklarını, olayın şüpheli bir ölüm olabileceğini düşünerek durumu derhal Karakol Amiri Başkomiser İsmail Köksal'a aktardığını belirtti.
Ancak Başkomiser İsmail Köksal'ın, "Olur mu normal bir intihar olayı. Ben daha önce Olay Yeri İncelemede görev yaptım, şüpheli bir durumu yok" diyerek cinayet şüphesinin üstünü kapattığı ve ekiplerin bu emir doğrultusunda hareket ettiği ifadelere yansıdı.
Nitekim İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın da olay yerine geldikten sonra maktule ait cep telefonunun binanın çatı katındaki yan duvarın üzerinde, maktulün bulunduğu hizada olduğunu teyit etti.
21 Ağustos 2025 tarihli SEGBİS kayıt tutanaklarında yer alan ses incelemeleri, olay yeri inceleme ekibindeki amirler arasında geçen diyalogları da gün yüzüne çıkardı.
Kayıtlarda Deniz Komiser ile Atakan Komiser arasında, maktulün cep telefonu ve anahtarının nerede olduğuna dair "Anahtarı da götürebilirsin", "Yalnız telefon da buradaydı", "Neredeydi?", "Arabadaydı", "Emre vermiş" şeklinde konuşmalar geçtiği saptandı.
Ekip üyeleri bu konuşmaların maktulün aracının hemen yanında bulunan ekip aracı içerisinde yapıldığını savundu.
Sulh Ceza Hakimliği, 18 şüphelinin tamamının tutuklanmasına karar verdi. Böylece operasyonun ilk aşamasında gözaltına alınan 23 şüphelinin tamamı tutuklanmış oldu. Olayın ardından yurt dışında oldukları tespit edilen ve haklarında yakalama kararı çıkarılan 3 firari şüpheliden biri olan şirket saha mühendisi Yiğit Aykurt ise yakalandı. Yakalandıktan sonra adliyeye sevk edilen Aykurt tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 firari şüphelinin yakalanması için yürütülen çalışmalar ise titizlikle sürdürülüyor.
