Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayında önemli açıklamalarda bulunuyor. Fidan, Türkiye'nin ABD'den istediği F-35'lerle ilgili satış yasağının ve uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğine dikkat çekerek ABD Başkanı Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın etkili olduğunu söyledi.
Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Sayın Trump NATO zirvesine katılacak. Bu aslında başlı başına NATO topluluğu için önemli ve olumlu bir haber. Arkasına da bir şey eklediler. Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer Sayın Erdoğan davet eden olmasaydı buna katılmayacaktı.
Burada tabii Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde ortaya koyduğu küresel liderlik vizyonu ve geliştirdiği ilişki ağı ve oluşturduğu güven, insanlar nazarındaki prestij Türkiye'nin geldiği noktada fevkalade önemli.
Tabii yıllar içerisinde Amerika ile belli konularda ilişki çıkışlı konularımız var. Aslında ticaret, ekonomi, insandan insana ilişki, eğitim, teknoloji buralarda gerçekten çok iyi yürüyen ve diğer konulardan mümkün olduğunca bağımsız olmaya çalışan alanlar var. Bunları da ilerletmeye çalışıyoruz.
Özellikle jeopolitik konular, biliyorsunuz Obama döneminde başlayan Suriye'deki Amerikan politika değişikliği, Beşar Esad'a ve rejime karşı olan mücadele birden DAEŞ 'a karşı mücadeleye dönmesi, YPG'nin desteklenmesi sürecinde Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı.
Trump'ın ikinci döneminde bu politika terk edildi resmi olarak. Bu bizim aramızdaki en büyük sorun alanının kalkması oldu. Bu fevkalade milli güvenliğimiz açısından önemliydi. Diğer taraftan yine jeopolitik açıdan baktığınız zaman Ukrayna'daki savaşın bitmesi konusunda Trump'ın politikalarıyla Türkiye'nin stratejik hedefleri örtüşüyor. Suriye'deki istikrar konusunda yine örtüşüyoruz.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde bir irade var. Birçok konuda Türkiye’nin ne kadar yapıcı, istikrarlaştırıcı bir rolü olduğunu herkes görüyor. Dolayısıyla bu rol, aslında Amerika Birleşik Devletleri gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin, belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkarıyor.
Şimdi orada bir ayrıma gitmek lazım. F -35 satış yasağının kaldırılmasıyla almış olduklarımızın alınması ve daha sonraki alacaklarımızın istersek tabii alınmasıyla programa üretici ortaklardan bir olarak geri dönmek iki ayrı konu. Tabii satış yasağının kaldırılması meselesi bence daha kolay bir konu pratik açıdan. Bu idari bir karar; CAATSA'dan sonra bu olur diye düşünüyorum.
İsrail şu anda bu yok edici ve uluslararası toplumun lanetlenmesine uğramış imajını değiştirmek için yeni bir düşman arayışı içerisinde. Ben diyorum ki İsrail kendisine bir düşman oluşturmaya çalışıyor. Yani bizim İsrail veya herhangi bir aktörden, korkacak, çekinecek geri adım açacak halimiz yok.
Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil. İsrail dünyanın sorunu. Ve bunu da böyle anlatmak gerekiyor. Yani İsrail sadece Türkiye'nin sorunu değil. Sadece Sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp buna yanlışa yanlıştır diyor, o ayrı bir konu.
Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor.
Avrupa kendisini 2. Dünya Savaşı'ndan beri bu derece büyük bir tehdit altında hissetmemişti. Rusya'nın saldırması bir tehdit alanı oluştururken Ukrayna'ya, Amerika'nın da kendisini yeniden tanımlaması 2. Dünya Savaşı'ndan beri bir alan oluşturuyor. Üçüncü alanları söylemiyorum daha...
Bütün aktörler yani bu güç matriksi değişirken yani insanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi eşikte bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak.
Çünkü bu kadar büyük problemli alanın aynı anda kesiştiği başka bir dönem hiç olmadı. İnşallah bir daha da olmaz yani.
(Özgür Özel'in NATO'ya ilişkin yazısı) Sayın Özel 'in sadece bu yazısında değil, bütün uluslararası çağrılarına baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: Ben burada siyaseten zor durumdayım. Gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?
Yani aslında söylemeye çalıştığı şey bu. Kendi içinde bir takım siyasi açmazlar var, çatışmalar var, sıkıntılar var. Türkiye- NATO ifadeleri kendi içinde ironiye düşüyor.
Şimdi NATO üyesi ülkeler, liderler veya diğer ülkeler, yani Cumhurbaşkanımızla ilişkiye geçtiği zaman Türkiye ile ilişki kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun Cumhurbaşkanı, onun bakanları.
Yani her devlet, her devletle kendi milli çıkarı üzerinden ilişki kurar ve yürütür. Bu son derece uluslararası ilişkilerinin bir numaralı kuralı. Şimdi bunu şöyle ifade ediyor: Siz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile değil AK Parti ile ilişki kuruyorsunuz.
Yani bu bizim açıkçası çok fazla üzerinde durduğumuz, ciddiye aldığımız bir konuda değil. Yani burada bir siyasal, yani kendi içinde bir feryat var."