Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

İstanbul Kapalıçarşı merkezli olduğu öne sürülen "Çalışkurlar" suç örgütüne yönelik soruşturma, son yılların en büyük dolandırıcılık ve kara para aklama iddialarından birini ortaya çıkardı. Emniyet birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında hazırlanan dosyada, örgütün 200'den fazla kişiyi mağdur ettiği ve yaklaşık 50 milyon dolarlık zarara neden olduğu değerlendirildi.
Soruşturma dosyasının ayrıntılarına ulaşıldı. Dosyada yer alan bilgilere göre, örgütün liderleri olduğu iddia edilen Ömer Faruk ve Mehmet Tarık Çalışkur kardeşler, köklü bir esnaf görünümü oluşturarak kurdukları "fon sistemi" aracılığıyla çok sayıda kişiyi mağdur etti. Dosyada öne çıkan en dikkat çekici iddialardan biri ise şikayetçiler Hasan Gültekin ve Uğur Altun'un yaklaşık 25 milyon dolar zarara uğratılması oldu.
Hasan Gültekin ve Uğur Altun'un ifadelerine göre şüpheliler, babalarından miras kalan 45 yıllık "İstanbul Sarrafiye" markasını kullanarak mağdurların güvenini kazandı. Kurdukları sistemin faiz değil, helal kazanç esasına dayandığını öne süren şüphelilerin; yatırımcılara paralarının altın ve döviz alım-satımıyla değerlendirileceğini, yüksek kâr payı elde edeceklerini ve ana paralarının hiçbir şekilde zarar görmeyeceğini vaat ettikleri belirtildi.

2021 yılından Mart 2024'e kadar sistemin sorunsuz işlediği, mağdurların kâr paylarını düzenli olarak elden aldığı ve bu nedenle sisteme daha fazla yatırım yapmaya yönlendirildiği ifade edildi. Hasan Gültekin'in de duyduğu güven nedeniyle arkadaşı Uğur Altun'u sisteme dahil ettiği aktarıldı.
Soruşturma dosyasına göre, 25-27 Mart 2024 tarihleri arasında İstanbul Sarrafiye iş yerindeki güvenlik kameraları üç gün boyunca devre dışı bırakıldı. Bu süreçte paraların yurt dışına çıkarılması ve kaçış planlarının hayata geçirildiği öne sürüldü. İddialara göre örgüt liderlerinden Ömer Faruk Çalışkur 28 Mart'ta İngiltere'ye gitti. Bir gün sonra ise mağdurlara, sistemin çöktüğünü ve paraların tükendiğini belirten bir ses kaydı gönderildi.

Dosyada, örgütün topladığı paraların aklanmasına yönelik çeşitli yöntemler kullandığı iddialarına da yer verildi. Buna göre, fonların bir bölümünün Ziraat Bankası üzerinden ABD'ye transfer edildiği, yaklaşık 50 milyon dolarlık kısmın ise New York'ta altın endeksli hesaplara yatırıldığı öne sürüldü. Ayrıca örgüt yöneticilerinden birinin Belçika'ya 30 milyon euro taşıdığı iddia edildi.
Soruşturma kapsamında elde edilen bulgulara göre, paraların bir kısmı Türkiye'ye geri getirilerek borsa işlemlerinde kullanıldı; lüks araçlar satın alındı ve FSA Gayrimenkul başta olmak üzere çeşitli şirketler üzerinden çok sayıda taşınmaz edinildi. Yetkililer, bu işlemlerin kara para aklama amacı taşıdığı şüphesi üzerinde duruyor.

Dosyada ayrıca, İstanbul Sarrafiye'nin faaliyetlerini sonlandırmasının ardından eski çalışanlar ve bazı akrabalar üzerinden "Uygur" ve "Pera Sarrafiye" gibi farklı isimlerle faaliyetlerin sürdürüldüğü yönünde tespitlere de yer verildi.
Mağdurlardan Hasan Gültekin, "Tek istediğim şeyin vereceğim paraların kaldıraçlı sistem, coin, forex, hisse senedi vb. gibi yollarda paranın değerlendirilmeyeceğini sadece merkez bankasından veya piyasadan alınacak altınların ve ya döviz alım satım işleriyle değerlendirilmesini istediğimi söyledim. 29 Mart günü Ömer Faruk Çalışkur Whatsapp üzerinden bir ses kaydı atarak yanlış işler yaptığını, kimseye söyleyemediğini, hacminden fazla para aldığını, insanlara ödeyemediğini, piyasada para batırdığını, parayı bitirdiğini söyledi" diye konuştu.

Uğur Altun ise, "Altığım döviz veya altınları kendilerinden teslim almamamı, parasını ödedikten sonra kendilerinde kalmasını her ay sonunda benim döviz veya altınımı işlettikten sonra bana kar payı vereceklerini söylediler. Genellikle elden ödeme yaptım. Kar ödemeleri istisnasız bir şekilde elden oluyordu. Sistemin çöktüğünü söylediklerinde inanamadık" dedi.
Ömer Faruk Çalışkur'un yurt dışına gidip video ses kaydı ile mağdurlara ulaşması sonrasında tekrar ülkeye gelerek kendisine ulaşan mağdurlardan bir hafta süre isteyerek, tüm yatırımlarını vereceğini beyan ettiği öğrenildi. Ancak ani bir şekilde iş yerinde bulunan tüm varlıkları alarak iş yerini kapattığı ve mağdurların bir daha Ömer Faruk Çalışkur'a ulaşamadığı öğrenildi.

Hemen harekete geçen soruşturma birimleri düğmeye bastı. 2 yıl önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" ve "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlarından düzenlenen operasyonda, aralarında Ömer Faruk ve Mehmet Tarık Çalışkur'un da bulunduğu 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı. Örgüt lideri Ömer Faruk Çalışkur, ifadesinde susma hakkını kullanması dikkat çekti.