Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

Türkiye, Antalya'dan Muğla'ya, Balıkesir'den Mersin ve İzmir'e kadar birçok noktada çıkan orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgarın etkisiyle büyüyen yangınları meteorolojik açıdan değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yangın riski açısından en kritik bölgeleri ve vatandaşların alması gereken önlemleri anlattı.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!
KAYNAK:
Zeynep Gizem Er
|
GİRİŞ:
31.07.2026
saat ikonu 09:00
|
GÜNCELLEME:
31.07.2026
saat ikonu 09:21

Türkiye, yaz mevsiminin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. 'nın , Serik, Kumluca ve Kaş, 'nın Seydikemer ve Fethiye, Balıkesir'in Gömeç, Mersin'in Aydıncık ve İzmir'in Bornova ilçelerinde peş peşe çıkan orman yangınları ekipleri alarma geçirirken, sıcak hava dalgaları ve kuraklık tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

HABERİN ÖZETİ

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'deki orman yangınlarının meteorolojik nedenlerini, iklim değişikliğinin etkilerini ve riskli dönemlere ilişkin uyarılarda bulundu.
Türkiye, özellikle Ege ve Akdeniz kıyı bölgelerinde biriken kuraklık nedeniyle yüksek orman yangını riskiyle karşı karşıya.
Prof. Dr. Kadıoğlu, sıcak hava, düşük nem ve kuvvetli rüzgarın birleştiği "30-30-30 kuralının" yangın riskini artırdığını belirtti.
Orman yangınlarının %96'sının insan kaynaklı olduğu, bunun da %88'inin ihmal ve dikkatsizlik sonucu meydana geldiği vurgulandı.
Sıcak hava dalgaları ve kuraklığın devam etmesiyle Ağustos ve Eylül aylarının yılın en riskli dönemleri olacağı öngörülüyor.
Vatandaşlara, özellikle saat 11.00-17.00 arasında kıvılcım üretebilecek davranışlardan kaçınmaları ve evlerinin çevresinde savunulabilir alan oluşturmaları tavsiye edildi.

Uzmanlar, yaz mevsiminin devam etmesiyle birlikte orman yangını riskinin henüz sona ermediği uyarısında bulundu.

Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı özel değerlendirmede; Türkiye'deki orman yangınlarının meteorolojik nedenlerini, iklim değişikliğinin etkilerini, yangın söndürme çalışmalarını zorlaştıran hava koşullarını, yanan alanların yeniden toparlanma sürecini ve yaz aylarının geri kalanına ilişkin orman yangını riskini kapsamlı şekilde değerlendirdi.

Kadıoğlu ayrıca, özellikle yüksek risk taşıyan bölgeler için dikkat çeken uyarılarda bulunurken, vatandaşların yangın riski yüksek günlerde mutlaka kaçınması gereken davranışları da sıraladı.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''SÖNDÜRÜLMÜŞ YANGIN 24 SAAT SONRA AYNI YERDEN TEKRAR ÇIKABİLİR''

Türkiye'de kısa süre içinde peş peşe yaşanan orman yangınlarını meteorolojik ve iklimsel açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Bu tabloyu anlamak için tek bir güne değil, üç ayrı zaman ölçeğine birden bakmak gerekir: mevsim, gün ve saat.

Mevsim ölçeği: Kuraklık birikmiş durumda. Ege ve Akdeniz kıyı kuşağında yaz zaten kurudur; ancak bu yıl kış ve ilkbahar yağışlarındaki açık, toprağın ve ölü örtünün (yere dökülmüş iğne yaprak, dal, humus) yaz başına çoktan kurumuş girmesine yol açtı. Kuraklığın orman yakıtı üzerindeki birikimli etkisini ölçen Keetch-Byram Kuraklık Endeksi (KBDI) Batı Türkiye'nin büyük bölümünde 800'lük ölçekte 545-560 seviyesinde. Kanada sisteminin Kuraklık Kodu (DC) ise 570'in üzerinde. Bunun sahadaki karşılığı şudur: Yangın artık sadece yüzeydeki otu yakmıyor, toprağın onlarca santim derinliğindeki organik maddeye ve köke tutunuyor. Söndürülmüş sanılan yangın 24 saat sonra aynı yerden yeniden çıkabiliyor.

Gün ölçeği: Bölgeye yerleşen sıcak ve alçalıcı hava kütlesi nemi yerden söküp aldı. Yüksek basıncın alçaltıcı hareketi havayı hem ısıtır hem kurutur. Karar destek panosunda bugün Batı Türkiye'de izlediğimiz 233 ilçenin 232'sinde Kanada Yangın Hava Endeksi (FWI) "aşırı" sınıfta. EFFIS ölçeğinde "aşırı" sınıfın alt sınırı 50 iken, Balıkesir kıyı kesiminde hesaplanan değer 73-74. Ölü ince yakıtın nem içeriği yüzde 6,7 — yani fırında kurutulmuş odun kadar kuru. Yüzde 8'in altı, tutuşan her kıvılcımın yangına dönme olasılığının en yüksek olduğu banttır.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

YANGINLARDA 12.00-18.00 SAAT ARALIĞI ÇOK KRİTİK

Saat ölçeği: Bu yangınların ortak özelliği, öğleden sonra 12.00-18.00 arasında patlamaları. Çünkü sıcaklık tepe yaparken bağıl nem dibe vuruyor ve rüzgâr günün en kuvvetli haline geliyor. Bu yıl ilave bir ayrıntı daha var: Normalde denizden gelen rüzgâr nem taşır ve serinletir; bu kez güney-güneybatı akımı denizden gelmesine rağmen kuru geldi, kimi noktalarda dağ ardı iniş rüzgârı (fön) etkisiyle alçalırken daha da ısınıp kurudu.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''YANGININ SAYISINI İNSAN, BOYUTUNU METEOROLOJİ BELİRLER''

115 yangının kısa sürede peş peşe çıkması bir tesadüf değil; "yangın havası" dediğimiz koşulların bütün bileşenlerinin aynı anda kilitlenmesidir. Şunu net söyleyeyim: Yangının sayısını insan belirler, ama boyutunu meteoroloji belirler. Aynı sigara izmariti mayıs ayında sönüp giderken, bugün 5 metre alev boyuna ulaşan bir yangına dönüşüyor.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

YANGIN METEOROLOJİSİNDE 30-30-30 KURALI

Bugünkü meteorolojik koşullar yangın riskini ne kadar artırıyor? Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr yangınların çıkışı ve büyümesinde nasıl bir rol oynuyor? İklim değişikliği Türkiye'deki orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini nasıl etkiliyor?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Yangın meteorolojisinde herkesin aklında kalması gereken pratik bir eşik vardır: 30-30-30 kuralı. Sıcaklık 30 °C'nin üzerinde, bağıl nem yüzde 30'un altında ve rüzgâr 30 km/s'nin üzerinde ise yangın davranışı öngörülemez hale gelir. Bugün Batı Türkiye kıyılarında bu üç eşiğin üçü birden aşılıyor: En düşük bağıl nem yüzde 36-40, yer yer yüzde 20'nin altında; rüzgâr 24-28 km/s, hamleler 51-59 km/s; nem açığı (sıcaklık ile çiylenme noktası farkı) 15-17 °C.''

Bu üç değişkenin işlevi birbirinden farklıdır:

  • Sıcaklık, yakıtı tutuşma sıcaklığına yaklaştırır. Güneş altında 60 °C'ye ısınmış bir kuru otu tutuşturmak için gereken enerji, serin bir otu tutuşturmak için gerekenin çok altındadır.
  • Nem, asıl belirleyicidir. Havanın kuruluğunu "buhar basıncı açığı" (VPD) ile ölçüyoruz; bu, havanın bitkiden ve ölü örtüden nem çekme gücüdür. Bugünkü nem açığında atmosfer, yakıtı adeta emiyor. İnce yakıtın nemi birkaç saat içinde havanın nemiyle dengeye gelir — yani sabah tutuşmayan ot, öğleden sonra üçte kolayca tutuşur.
  • Rüzgar, çarpandır. Yayılma hızı rüzgârla doğrusal değil, üstel biçimde artar; kabaca rüzgâr iki katına çıktığında yayılma hızı dört katına çıkar. Ayrıca rüzgâr alevi öndeki yakıtın üzerine yatırarak ön ısıtma yapar ve kor parçalarını yüzlerce metre, uygun koşulda kilometrelerce öteye taşır. Buna sıçrama (spotting) diyoruz; yangın hattının çok ilerisinde yeni yangınların çıkması bu yüzdendir ve söndürme hattını anlamsız kılan da budur.

    Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YANGINI ÇIKARMAZ''

İklim değişikliği orman yangınlarını doğrudan mı başlatıyor, yoksa yangınların daha kolay çıkmasına, daha hızlı yayılmasına zemin mi hazırlıyor?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Az konuşulan iki gösterge daha var. Haines Endeksi, alt atmosferin kararsızlığını ve kuruluğunu birlikte ölçer; bugün 6 üzerinden 5, yani "yüksek". Bu, duman sütununun dikey gelişerek kendi rüzgârını üretmesi ve ani çöküşlerle alevleri her yöne savurması demektir. Hot-Dry-Windy (HDW) endeksi bölgede 322-367 aralığında, yani "çok yüksek". Bunlar tecrübeli bir yangın amirinin "bugün olağan bir gün değil" dediği anlardır. Akdeniz havzası, küresel ortalamanın yaklaşık 1,5 katı hızla ısınıyor ve bölge iklim modellerinde yaz yağışlarının azaldığı, kuraklık süresinin uzadığı en belirgin sıcak noktalardan biri. Şu ayrımı özellikle vurgulamak isterim: İklim değişikliği yangını çıkarmaz. İklim değişikliği, yangının çıkabileceği gün sayısını, o günlerin şiddetini ve yangın mevsiminin uzunluğunu artırır. Kibriti insan çakar; ama kibritin ne bulacağını iklim belirler. Bilimsel dürüstlük şunu gerektirir: Tek bir yangını iklim değişikliğinin kanıtı olarak sunmak doğru değildir. Ancak eğilime bakarsak tablo açıktır. Türkiye'de yangın mevsimi eskiden haziran-eylül aralığıydı; bugün nisanda başlayıp kasıma sarkan yangınlar görüyoruz. "Aşırı" FWI sınıfındaki gün sayısı artıyor. Yanan alan istatistikleri 2021'de yaklaşık 140 bin hektara, 2025'te 80 bin hektarın üzerine çıktı. Bugün 233 ilçenin 232'sinin aynı anda "aşırı" tehlike sınıfında olması, otuz yıl önce yılda birkaç gün görülen bir durumdu. Bunlar tek tek olay değil, kayan bir zemindir.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''ORMAN YANGINLARININ ASIL SEBEBİ DİKKATSİZLİK''

Bu meteorolojik koşullar, en küçük ihmal ve dikkatsizliği nasıl büyük orman felaketlerine dönüştürüyor? Türkiye'de orman yangınlarının çıkış nedenlerine baktığımızda insan faktörü ne kadar belirleyici?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre; yangınların yüzde 96'sı insan kaynaklı ve bunun yüzde 88'i ihmal ile dikkatsizlik sonucu. Yani kasıt bile ana sebep değil; asıl sebep dikkatsizlik. Yıldırım gibi doğa kaynaklı tutuşmaların payı çok küçük bir dilimde kalıyor. "En küçük ihmal" ifadesi bir mecaz değil, ölçülebilir bir fiziksel gerçek. Nem içeriği yüzde 15 olan kuru otta sönmemiş bir izmaritin yangın başlatma olasılığı ihmal edilebilir düzeydedir; aynı izmarit, nem içeriği yüzde 6-7'ye düşmüş otta laboratuvar denemelerinde çok yüksek oranda tutuşma üretir. Aynı hata, aynı yerde, aynı kişi tarafından yapılıyor — değişen tek şey havanın kuruluğu. Bugün Batı Türkiye'de o kuruluk tam da en tehlikeli bantta.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

YANGINDA İLK 15 DAKİKA ÇOK KRİTİK

Sahada karşılaşılan en sık karşılaşılan hatalar neler?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Araç camından atılan sigara. Otoyol ve orman yolu kenarındaki kuru ot şeridi, Türkiye'deki en verimli tutuşma hattıdır; üstelik rüzgârın en rahat estiği koridordur. Anız, bahçe ve tarla atığı yakma. Yasak olmasına rağmen sürüyor. Sabah kontrollü sanılan ateş, öğleden sonra rüzgârıyla on dakikada kontrolden çıkar. İzinsiz alanda mangal ve piknik ateşi, söndürülmeden bırakılan kor. Kül altında kalan kor, saatler sonra rüzgârla canlanabilir. Kıvılcım üreten işler: kaynak, taşlama, motorlu tırpan, biçerdöver çakması, ağaç kesim makineleri. Hasat döneminde biçerdöver kıvılcımı Ege ve Trakya'da her yıl yangın çıkarır. Elektrik dağıtım hatları. Kuvvetli rüzgârda birbirine çarpan iletkenler ve dallarla temas, bölgesel felaketlerin klasik nedenidir. Aracı kuru ot üzerine park etmek. Egzoz ve katalitik konvertör yüzeyi birkaç yüz dereceye ulaşır; altındaki otu doğrudan tutuşturur. Çöp ve moloz döküm alanlarında yakma, kaçak atık yakımı. Havai fişek ve dilek balonu. Düğün ve kutlamalarda hâlâ kullanılıyor; balon nerede düşeceği bilinmeyen açık bir alevdir. Buna bir de "ihmalden sonraki ihmal"i eklemek gerekir: geç ihbar. Yangının ilk 10-15 dakikası bütün sezonun en değerli zaman dilimidir. Bir yangın ilk çeyrek saatte tek bir arazöze teslim olurken, yarım saat sonra otuz aracı ve helikopteri meşgul eder. "Nasılsa biri haber vermiştir" cümlesi, Türkiye'de yanan alanın en büyük gizli nedenlerinden biridir.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

Meteorolojik açıdan hangi hava koşulları hava araçlarının ve kara ekiplerinin işini zorlaştırıyor? Söndürme ekiplerinin karşılaştığı en büyük meteorolojik riskler neler?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Aynı hava koşulları hem yangını büyütür hem de söndürme kabiliyetini düşürür. Yani en çok müdahaleye ihtiyaç duyduğumuz saatler, müdahalenin en az işe yaradığı saatlerdir. Bu, yangın yönetiminin en acımasız denklemidir.

HAVA ARAÇLARI İÇİN RİSKLER:

Rüzgâr ve türbülans: Sürekli rüzgâr 40-50 km/s'yi, hamleler 60 km/s'yi aştığında bırakılan suyun büyük bölümü hedefe varmadan sürüklenir; isabet oranı çöker. Dahası, alçak irtifada yamaç türbülansı doğrudan can güvenliği sınırıdır. Yoğunluk yüksekliği: Hava ısındıkça seyrelir; motor gücü, pervane ve rotor verimi düşer. 40 °C'de bir helikopterin kaldırabileceği su miktarı, aynı helikopterin 20 °C'de kaldırdığından belirgin biçimde azdır. Cümleyi tersten kurayım: en çok suya ihtiyaç duyduğumuz gün, uçağın en az su taşıyabildiği gündür. Buharlaşma kaybı: Sıcak ve kuru havada bırakılan suyun bir bölümü daha yere ulaşmadan buharlaşır; damla, yakıta ıslaklık olarak değil buhar olarak varır. Görüş: Yoğun duman ve is, görüşü birkaç yüz metreye indirir. Yangının kendi ürettiği bulut (pirokümülüs) ve ani duman çöküşleri uçuşu tümüyle durdurabilir. Gündüz sınırı: Hava filosunun büyük bölümü gün ışığında çalışır. Gece rüzgârın dinmesi ve nemin yükselmesiyle yangın yavaşlarken, tam o sırada hava desteğinin kesilmesi klasik açmazdır.

KARA EKİPLERİ İÇİN RİSKLER:

Ani rüzgâr dönüşü. Bu, listenin başındaki ölümcül risktir. Soğuk cephe geçişi ya da deniz meltemi cephesinin içeri girmesi rüzgârı 90-180 derece döndürür. O ana kadar dar ve yönetilebilir olan yangının yan cephesi, birkaç dakika içinde geniş bir baş cepheye dönüşür ve ekibin arkasında kalır. Dünyada yangın söndürme personeli kayıplarının en yaygın nedeni budur. Panoda meltem cephesinin geçiş saatini ayrıca işaretlememizin sebebi de tam olarak bu. Alev boyu ve yangın hattı şiddeti. El aletiyle (kürek, tırmık) doğrudan müdahale ancak alev boyu 1,5 metrenin altındayken mümkündür; 2,5 metreyi aşınca ağır iş makinesi gerekir, 3,5 metreyi aşınca doğrudan müdahale imkânsızdır. Bugün bölge için hesapladığımız değerler 3,7-5,2 metre alev boyu ve 4.500-9.400 kW/m hat şiddeti. Bu, kitabında "doğrudan müdahale etme; geri çekil, dolaylı hat kur, havadan destek iste" yazan banttır. Yamaç ve baca etkisi. Yangın yokuş yukarı, eğimin her 10 derecesinde hızını kabaca ikiye katlar. Dar vadiler ve boğazlar baca gibi çalışır; içeride kalan ekibin kaçış zamanı kalmaz. Sıcak stresi. 40 °C hava, koruyucu kıyafet ve ağır fiziksel yük altında personelin vücut sıcaklığı hızla yükselir. Sıcak çarpması, dehidrasyon ve karbon monoksit maruziyeti birleştiğinde karar verme yetisi bozulur — bu da yukarıdaki risklerin hepsini büyütür.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''YENİDEN ORMAN OLUŞABİLMESİ İÇİN 40-60 YIL GEREKİR''

Yangınların kontrol altına alınmasının ardından ekosistemin toparlanma süreci nasıl başlıyor? Yanan alanların kendini yenilemesi ne kadar sürüyor?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Türkiye'nin yangına en çok maruz kalan ormanı kızılçamdır ve kızılçam ateşle birlikte evrimleşmiş bir türdür. Kozalaklarının bir bölümü reçineyle mühürlüdür; ancak yangının sıcaklığıyla açılır ve tohumlarını küle döker. Bu nedenle yanan saf kızılçam alanlarında ilk fidecikler bir-iki yıl içinde kendiliğinden çıkar, dört-beş yılda alan yeşile döner, 15-20 yılda kapalılık oluşur; olgun orman görüntüsü içinse 40-60 yıl gerekir. Maki ve garig örtüsü (kermes meşesi, sandal, funda, laden) daha da hızlıdır: kök boğazından sürgün verir, iki-üç yılda örtüyü kapatır. Ancak her orman böyle değildir. Sedir, göknar, ladin, ardıç ve kayın ateşe uyumlu türler değildir. Yandıklarında tohum bankası da yok olur; kendiliğinden geri gelmezler. Bu alanlarda dikimle yardım şarttır ve eski yapının kurulması yüzyıl ölçeğine yayılır. Bir sedir ormanını kaybetmek, pratikte kalıcı bir kayıptır. Asıl tehlike ardışık yangınlardır. Kızılçam tohum verecek olgunluğa 15-20 yılda ulaşır. Aynı alan 10 yıl içinde ikinci kez yanarsa tohum bankası tükenir; orman geri gelmez, alan kalıcı olarak maki ve ot topluluğuna dönüşür. Bu, Akdeniz havzasında sayısız yerde ölçülmüş bir çölleşme yoludur. İklim değişikliğinin yangın sıklığını artırması tam da bu noktada tehlikelidir. Sorun bir yangının kendisi değil, ikinci yangının ilkinden önce gelmesidir.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

Her yanan alan ağaçlandırılabilir mi?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Her yanan alan ağaçlandırılamaz. Çoğu yerde buna gerek de yoktur. Doğru sıralama şudur:

  1. Önce yangın sonrası acil müdahale — erozyon ve sel kontrolü. Yanan toprak geçici olarak su itici hale gelir; ilk sonbahar sağanağı sel ve çamur akıntısı üretir, üstelik en verimli üst toprağı denize taşır. Dik yamaçlarda ölü gövdelerle eşyükselti çizgisi boyunca set kurulması, ilk aylardaki en kritik iştir.
  2. Sonra bir-iki yıl doğal gençleşmeyi izlemek. Doğal gençleşme hem daha ucuz hem de yöreye genetik olarak uyumludur; dikim onun yerine değil, ancak eksiğini tamamlamak için yapılmalıdır.
  3. Doğal gençleşmenin yetersiz kaldığı yerlerde, yöreye ait türlerle ve tek tür yerine karışık yapıda dikim. Tek türlü, sık ve düzenli dikilmiş genç çam ormanı, on yıl sonra bir sonraki yangının en hızlı yayılan yakıtıdır.

Yanık alanın hemen sürülüp fidan dikilmesi çoğu zaman doğanın kendi işini bozar; kamuoyuna hızlı görünen bu uygulama ekolojik olarak çoğu kez geri adımdır. Bir de hukuki-ekolojik bir hatırlatma: yanan alan orman vasfını kaybetmez. Yanık alanların imara açılmaması yalnızca bir mevzuat meselesi değil, bir sonraki neslin su, toprak ve iklim güvenliğinin şartıdır.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

''11.00-17.00 ARASINDA KIVILCIM ÜRETEBİLECEK HER İŞİ ERTELEYİN''

Vatandaşlar yangın riski yüksek dönemlerde nelere dikkat etmeli? Özellikle sıcak hava dalgalarının etkili olduğu günlerde hangi davranışlardan kesinlikle kaçınılmalı? Bireysel olarak alınabilecek en etkili önlemler neler?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Sıcak hava dalgası günlerinde, saat 11.00 ile 17.00 arasında, kıvılcım üretebilecek her iş ertelenmelidir. Bu saat aralığı, sıcaklığın tepe, nemin dip, rüzgârın en kuvvetli olduğu penceredir. Yangın riski, sıcak hava dalgası uyarısıyla birlikte okunmalıdır. MGM turuncu ya da kırmızı uyarı verdiğinde bunu yalnızca "bunaltıcı sıcak" olarak değil, "bugün bir kıvılcım felaket olur" olarak okumak gerekir.''

KESİNLİKLE KAÇINILMASI GEREKENLER:

  • Ormanda ve orman kenarında sigara içmek; izmariti araçtan atmak.
  • Anız, bahçe atığı, budama artığı ve çöp yakmak. Rüzgârlı ve kuru bir günde "kontrollü ateş" diye bir şey yoktur.
  • İzin verilen alanlar dışında ateş yakmak ve mangal kurmak. Mangal su ile söndürülmeli, kül karıştırılarak soğuduğundan emin olunmalıdır.
  • Kaynak, taşlama, motorlu tırpan, ot biçme gibi kıvılcım çıkaran işleri günün sıcak saatlerinde yapmak. Bu işler sabahın erken saatlerine alınmalıdır.
  • Aracı kuru ot üzerine park etmek.
  • Havai fişek ve dilek balonu kullanmak.
  • Yangın bölgesine "izlemeye" gitmek. Yolları tıkar, tahliyeyi ve arazöz sevkiyatını geciktirirsiniz.
  • Yangın bölgesinde drone uçurmak. Tek bir drone, bütün hava filosunu saatlerce yere indirir. Bu, farkında olmadan yapılan en pahalı ihmaldir.

EN ETKİLİ BİREYSEL ÖNLEMLER:

  • Evinizin çevresinde 30 metrelik "savunulabilir alan" oluşturun: kuru otları biçin, ölü dalları toplayın, odun ve tüp yığınını binadan uzaklaştırın, ağaç dallarını çatıdan ve bacadan uzak tutun.
  • Çatı oluklarındaki kuru yaprakları temizleyin. Evlerin çoğu alev cephesiyle temas ederek değil, uçan korların oluğa, çatı arasına ya da havalandırma menfezine düşmesiyle tutuşur. Menfezlere ince tel elek taktırın.
  • Bahçenizde bina yakınına reçineli ve uçucu yağlı türler (servi, ardıç, okaliptüs) dikmeyin; sulanan, etli yapraklı ve az yanıcı bitkileri tercih edin.
  • Hazır bir tahliye çantası bulundurun: ilaçlar, kimlik-tapu-sigorta belgeleri, su, N95 maske, el feneri, powerbank, yedek araç anahtarı. Riskli dönemde aracınızın deposunu yarıdan aşağı düşürmeyin.
  • Mahalleniz için bir buluşma noktası ve birbirinden bağımsız iki kaçış güzergâhı belirleyin. Tek yolu olan yerleşimlerde erken çıkmak hayat kurtarır.
  • Duman varken pencereleri kapatın, klimayı iç dolaşıma alın; astım ve KOAH hastaları ilaçlarını yanlarında bulundursun.
  • Yangını gördüğünüz anda 112'yi ya da orman yangını ihbar hattı 177'yi arayın ve yerinizi tarif edin.
  • Tahliye çağrısı geldiğinde tartışmayın, eşya toplamayın. Yangında ölümlerin başlıca sebebi, son anda kaçmaya çalışan araçlardır.

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

AĞUSTOS VE EYLÜL AYLARINA DİKKAT: ''YANGINDA YILIN EN RİSKLİ HAFTALARA YENİ GİRİYORUZ''

Yaz mevsiminin geri kalanında Türkiye için orman yangını riski beklentiniz nedir? En kritik dönemi geride bıraktık mı, yoksa asıl risk sürüyor mu?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Yangında kritik dönemi geride bırakmadık. Yılın en riskli haftalarına daha yeni giriyoruz. Bunun sebebi fizikseldir. Yangın tehlikesi tek bir günün sıcaklığıyla değil, kuraklığın birikimiyle belirlenir. KBDI ve DC gibi kuraklık endeksleri mayıstan itibaren tırmanır ve genellikle ağustos sonu ile eylül başında zirve yapar. Bugün Batı Türkiye'de KBDI 545-560 bandında; ağustos boyunca kayda değer yağış olmazsa 650-700 bandına çıkacaktır. Yani bugün "aşırı" olan tehlike sınıfı, ağustosta aynı hava koşullarında daha derin, daha inatçı ve söndürmesi daha zor yangınlar üretecek.

Önümüzdeki beş gün: panodaki tahminler, bugün 74 olan FWI değerinin cumartesi 62'ye, pazartesi 52'ye gerilediğini, ancak salı günü yeniden 61'e tırmandığını gösteriyor. Buradaki asıl mesaja dikkat: gerileyen değerlerin hepsi hâlâ "aşırı" sınıfın (50 üzeri) içinde. Bu bir rahatlama değil, yalnızca derece farkıdır.

Mevsimin geri kalanı: Ağustos, Türkiye'de tarihsel olarak yanan alanın en büyük payının gerçekleştiği aydır ve eylül de ihmal edilmemelidir. Gerçek rahatlama, ekim ortasından itibaren ilk ciddi sonbahar yağışlarıyla gelir. Bu tarihe kadar önümüzde 10-11 haftalık riskli bir dönem duruyor.''

Orman yangınlarında asıl tehlike yeni başlıyor! Mikdat Kadıoğlu tarih ve saat verdi: İşte riskli dönem!

BU İLLERDE YAŞAYANLAR DİKKAT: İŞTE YANGINDA EN RİSKİ İLLER

Yangın çıkabilecek riskli bölgeler ve iller nereler?

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''En dikkatli olması gereken yerler: Birinci derece kuşak (en yüksek risk): Muğla, Antalya, İzmir, Aydın ve Mersin'in kıyı ve yamaç kesimleri; ardından Balıkesir (Edremit körfezi, Ayvalık-Gömeç), Çanakkale (Ayvacık-Küçükkuyu hattı), Manisa, Denizli, Adana, Hatay ve Osmaniye. İkinci derece iç geçiş kuşağı: Kütahya, Uşak, Bilecik, Bursa'nın iç kesimleri, Isparta, Burdur, Karaman ve Kahramanmaraş. Haritanın kuzeye ve doğuya kaydığını da görüyoruz. Trakya, Batı Karadeniz'in kızılçam ve meşe alanları ile İç Anadolu'nun ardıç-meşe örtüsü artık "risksiz" kabul edilemez. Özellikle üç durumu takip etmenizi öneririm: (1) poyrazın kuvvetlendiği, hamlelerin 60 km/s'yi aştığı günler; (2) rüzgârın güney-güneybatıya döndüğü ve dağ ardı iniş etkisiyle nemin yüzde 20'nin altına düştüğü günler; (3) yağış getirmeyen kuru gök gürültülü fırtına ihtimalinin bulunduğu günler — bunlar yıldırım kaynaklı, çoğu zaman aynı anda birçok noktada başlayan yangınların kaynağıdır.''

ETİKETLER
#muğla
#Antalya
#Alanya
#istanbul teknik üniversitesi
#Meteoroloji Mühendisliği Bölümü
#Gündem
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.