Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Siyasi yasak, bir kişinin belirli siyasi ve kamu haklarını kullanmasını hukuki olarak sınırlandıran yaptırım olarak öne çıkıyor. İmamoğlu hakkında verilen kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle siyasi yasağın sonuçlarının hemen uygulanması söz konusu değil. Sürecin istinaf aşamasında nasıl ilerleyeceği ve kararın kesinleşip kesinleşmeyeceği belirleyici olacak.
Siyasi yasak, hukuki bir mahkumiyet veya kanuni düzenleme sonucunda kişinin bazı siyasi hakları kullanmasının engellenmesi anlamına gelir. Türkiye'de bu konu özellikle Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükümleri ve Anayasa ile seçim kanunlarında yer alan seçilme yeterliliği kuralları çerçevesinde değerlendiriliyor. Bu nedenle kamuoyunda kullanılan "siyasi yasak" ifadesinin kapsamı, verilen kararın hangi hukuki hükme dayandığına göre değişebiliyor.
TCK'nın 53. maddesi kapsamında kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkumiyet halinde bazı haklardan yoksunluk gündeme gelebiliyor. Yüksek Seçim Kurulu kararlarında da mahkumiyetin niteliği, kesinleşme durumu ve ilgili seçim mevzuatındaki şartların birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Dolayısıyla her hapis cezasının aynı kapsamda ve aynı süreyle siyasi yasak doğurduğunu söylemek doğru değil.
Ekrem İmamoğlu'nun eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle yeniden görülen davada mahkeme tarafından 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme ayrıca TCK'nın 53. maddesi kapsamında siyasi yasak olarak kamuoyuna yansıyan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verdi. Kararın istinaf incelemesinden geçmesi gerekiyor.

Buradaki en önemli nokta kararın henüz kesinleşmemiş olmasıdır. İstinaf mahkemesinin hükmü bozması veya değişiklik yapması halinde siyasi yasağın kapsamı ve sonucu da değişebilir. Hükmün kesinleşmesi halinde ise İmamoğlu'nun siyasi görevlerde bulunmasına ilişkin hukuki sonuçlar, kararın kapsamı ve ilgili seçim mevzuatı üzerinden değerlendirilecek.