Gündem

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz

Enver Ören Ağabey basında birçok ilke imza attı. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip etti. Elden dağıtım sistemiyle çığır açtı. “Haber olumsuz olmalıdır” anlayışını kırdı. Yıkmadı, yol gösterdi. Yapıcı eleştiri öğretti. İmkânlarını milleti, Türk ve İslam davası için kullandı. Kavga etmedi. Sansasyon ve teşhircilik olmadan da tiraj rekoru kırılabileceğini gösterdi. Patron değil abi oldu. Güler yüzüyle sevildi. Prensipleri, kanunların fevkindeydi.

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz
KAYNAK:
Türkiye Gazetesi
|
GİRİŞ:
22.02.2026
saat ikonu 00:00
|
GÜNCELLEME:
22.02.2026
saat ikonu 00:04

Vefatının 13. yılında dua ve rahmetle yâd ettiğimiz gazetemizin kurucusu Enver Ören Ağabey insani ve mesleki olarak yeri doldurulamayacak izler bıraktı. Etrafındaki birkaç dava adamıyla birlikte küçük bir oda, bir masa, bir kalemle başladığı gazetecilik serüveninde parmak ısırtan noktalara ulaştı. Dünyadaki gelişmeleri yerinde takip etti. Japonya’da gördüğü elden dağıtım sistemini Türkiye’ye taşıyıp başarıyla tatbik ederek Türk basınında çığır açtı. Dört sayfalık, ancak birkaç bin satan küçücük bir mecmuayı, 20 yılda ülkenin en çok satan gazetesi hâline getirdi. (Türkiye gazetesinin 1990’da imza attığı 1 milyon 400 binlik tiraj rekoru kırılamadı.)

Enver Ağabey’in askerlik, gazetecilik, öğretmenlik, üniversite hocalığı, iş adamlığı gibi birçok vasfı bulunuyordu. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rumca, Arapça ve Farsça biliyordu. Birçok alanda ticari faaliyet yürüttü ama önceliği gazetecilik oldu. Hayatının merkezine Türkiye gazetesini oturttu. “Bu gazete benim hayatımın anlamıdır” dedi. Enver Ağabey’in gazetemizi medyanın en köklü kurumlarından biri hâline getiren kendine has gazetecilik anlayışı vardı. Onun kriterleri, basın ahlak ilkeleri diye okutulan derslerin fevkindeydi.

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz

TAM BİR DAVA ADAMI

Enver Ağabey, samimi bir Müslüman, hasbi bir dava adamıydı. Gazetesini bayrak diye nitelendirdi. Çıktığı günden bu yana Türkiye gazetesinin ilkeleri değişmedi. İlk sayıdan itibaren doğru İslam bilgilerinin aktarılması için mücadele etti. Öyle ki Türkiye dışında yayın hayatı boyunca muntazam şekilde her gün dinî sayfalar yayınlayan başka bir gazete yok. İhlas Holding 28 Şubat döneminde kara listeye alınan şirketlerden biriydi. Dönemin askerleri gazetede çıkan dinî sayfaların kaldırılmasını istedi. Enver Ağabey askerlere “Biz devletimizle ve ordumuzla kavga etmeyiz. Biz o iki sayfayı yayınlamakla dinimizi insanlarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Biz bu gazeteyi bu iki sayfa hatırına çıkarıyoruz. O iki sayfayı kaldırmaktansa gazeteyi kapatmak daha iyi” diye haber gönderdi.

SIRRI: GÜLER YÜZ, TATLI DİL

Enver Ağabey güçlü insani özelliklerinden dolayı çok sevildi. Türk basınında küçük büyük herkesin Enver Abi’si oldu. dünyası onu “kavgadan uzak, örnek bir insan olarak” tanıdı. Koalisyon dönemlerinde gazete ve televizyon sahipleri âdeta birbirini yerken Enver Ağabey kendi yayın organlarını suhuletli bir liman yaptı. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci anlatıyor: Gazetenin bir yemeğindeydik. “Size muvaffakiyetinizin sırrını sorsalar, ne cevap verirdiniz?” diye sordum. “Güler yüz, tatlı dil, kimseyi kendine düşman edinmemek” diye cevap verdi. Gerçekten her hâl ve şartta, yüzü gülerdi. Fikren uyuşmadığı kimselerle bile arası iyiydi. Sosyal pozisyonuna rağmen, aşırılıklardan uzak, sade bir Müslüman yaşantısından hiç vazgeçmedi. Herkes onu iş adamı, gazeteci olarak tanıdı. Ama çok zengin bir manevi dünyası vardı.

DEVLETÇİ VE MİLLİYETÇİ

Enver Ağabey hep sağ iktidarları destekledi. Fakat bunu körü körüne yapmadı. Din, eğitim ve kültür politikalarında gerektiğinde eleştirmekten geri durmadı. “Devlet bir çatıdır, yıkılırsa herkes altında kalır” düsturu ile devlet ve millet birliğine sahip çıktı. Bütün cumhurbaşkanı ve başbakanlarla iyi münasebetler kurdu.

Haber ve yazılarda ordunun hedef alınmasına ve yıpratılmasına rıza göstermedi. Gazetenin 40. yılında prensiplerini şöyle anlatmıştı: Pozitif yayıncılık yapmaya karar verdik. Yani üzücü, ürkütücü değil, ümit ve huzur verici olmasını istedik. Daima müesses nizamdan yana ve demokrasiye bağlı olmaya karar verdik. İnançlarımıza saygılı olmak, milletimize hizmet etmek asıl hedefimizdi. Türkiye gazetesinin, ülkemize ve milletimize çok önemli hizmetleri olduğunu görüyorum. Binlerce kişinin istihdamını sağlamış ve katma değer olarak ekonomiye çok büyük katkılarımız olmuştur. Daima iyiden yana yayın yapmış, sevgi ve barışı şiar edinmişiz.

YAPICI ELEŞTİRİ

Türkiye’de çok partili siyasi hayata geçişten bu yana hep sağ iktidarlar göreve geldiği için Türkiye basınında “iyi haber muhalif haberdir” mantığı hâkim oldu. Enver Ağabey, bardağın dolu tarafından baktı. “Muhafazakâr çizgimizi bozmuyoruz. Politikamız daima devletten yanadır. Elbette gereğinde ve yapıcı tenkide yöneliyor. Bunu, bize hizmet eden basit memurdan cumhurbaşkanına kadar, insanları karalama yerine, gereğinde yol gösterme şeklinde anlıyoruz. Bu sebeple bize hükûmet yanlısı derler. Oysaki iktidar kim olursa olsun bu hareket çizgimiz değişmez. Yapımız kavgacı değildir” dedi. Bekir Hazar anlatıyor: Enver Abi hep beyaz istedi ve bu temiz ekran ve beyaz habercilikle başarılı oldu. Bir vizyon da koydu ortaya. Yani beyazla da başarılı olunabileceği mesajını da çok güzel veren bir insandı. Enver Abi herkesi kucaklayan bir kişiydi. “Herkesi kucaklayın, herkesi kucaklamaya teşvik edin, insanları bölen olmayacağız, insanları birleştiren olacağız” diye altın kuralları vardı. Enver Abi geminin dümenindeydi. Yazının, haberin, yorumun bu yönde olması için her zaman bire bir müdahale ederdi. İşin başındaydı her an her zaman. Olumsuz yayınlara asla müsaade etmedi.

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz

ÇALIŞANIN ABİSİ

Enver Ağabey, klasik bir medya patronu olmadı. Uzun yıllar yazı işlerinin bir elemanı gibi çalıştı. Sahibi ve yayın yönetmeni olarak gazetenin başında yer alıp manşetleri belirledi. Oturup sayfa çizdi. Başyazılar kaleme aldı. Yazılarında ön açıcı ve yol gösterici oldu. Bir zamanlar birleşik olan Kültür ve Turizm Bakanlıkları onun teklifi üzerine ayrıldı. Yıllar öncesinden Dış Türkler Başkanlığı kurulması, başarılı bilim adamlarının ödüllendirilmesi, haccın devlet kanalında naklen yayınlanması, havalimanlarına mescit açılması, hastanelerde ölmek üzere olan hastalara manevi hizmet verilmesi gibi tekliflerde bulundu. Taksim Camii Projesi’ni gündemde tuttu. Emekli maaşının üç ayda bir değil, her ay ödenmesini önerdi. Bazıları yıllar sonra olsa da bunların hepsi bir şekilde hayata geçti.

Çok çalışıyordu. “Gazetecilik heyecan ve hareket mesleğidir. Gazetecilikte mesai mefhumu yoktur. Gazetecilik böyle düşünenleri bünyesinden atar” dedi.

Çalışanlarına personel değil kardeş gözüyle baktı. “Sendikacılar çalışanımı benden fazla düşünemez” dedi. 1994 krizinde birçok şirket olumsuz etkilendi. Enver Ağabey o günlerde yaşadıklarını şöyle anlattı: Çok gözyaşı döktüm. Ben kimseyi atmadım. Ben “Kimsenin çıkışını imzalamam” dedim. Gittim bizim şirketlere, “Arkadaşları diğer iş kollarına transfer edin. İş teklif edin, satıcılık teklif edin, dağıtıcılık teklif edin” dedim. Bir adamı işinden etmek kadar vicdan azabını hiçbir şeyden duyamam. Buna rağmen kabul etmeyenler oldu. “Biz bu işi yapamayız” diyenler oldu. Başka yoldan onlara ulaşmaya çalıştım. Gıda yardımı yaptım. İçim yine rahat etmedi. Emek yoğun kadrolar kurdum, tekrar hepsini işe aldım. Ve işten ayrıldıkları tarihten itibaren maaşlarını ödedim. Çalışan benim gözümde kardeşimdir, benim gözümde işçim değildir.

GAZETECİ BAŞÖĞRETMENİ

“Analara, kadınlara saygılıyım. Onların satış için pazarlama vasıtası olarak kullanılmasını tasvip etmem” diyerek çıplaklıktan tiraj ve reyting devşirilmesine karşı çıktı. Gazetesini her eve rahatlıkla girebilecek şekilde, bir aile gazetesi olarak konumlandırdı. İsmail Kapan anlatıyor: 20’den fazla sene bilfiil, Türkiye gazetesinin başsayfasının önemli haberlerini, haber müdürlüğü yaparak bize öğretti ve yaptırdı. Böyle dolu bir gazetecilik hayatı oldu. Enver Ören dünyevi kalıplara göre, bir patron, bir iş adamıydı ama onu hiçbir zaman patron olarak görmedik. O da bize patron olarak kendini göstermedi. Biz ona hep Enver Abi dedik, o da bir abi, bir hoca, bir başöğretmen gibi hareket etti, insan yetiştirdi.

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz

KANUNA SIRA GELMEZ

Enver Ağabey, çalışanlarına yayınlarında abartıdan uzak durulmasını istedi. “Sansasyonu sevmem. Kimseye yarar getirmez” diye öğüt verdi. Nuh Albayrak anlatıyor: Enver Ağabey, “Bir haberiniz olsa ve bunu yayınlamakla 30-40 bin tiraj alacağımızı bilseniz, ama aynı zamanda bu haber, toplumda kaosa sebep olacak, insanları tedirgin edecekse, bilin ki ben bu haberi de bu tirajı da istemiyorum. Hiçbir şekilde kişileri kurumları muhatap almayacaksınız. Onları rencide edici yayınlar yapmayacaksınız. Buna rağmen tiraj alacak ve büyüyeceksiniz” demişti. Dolayısıyla Türkiye gazetesinin büyük tirajlara ulaşması, diğer yayınlara göre çok zor gelinen bir nokta. Çünkü kırmızı çizgiler aynı değil. Bizde ne çok tekzip ne de dava söz konusu olmuştur. Çünkü Enver Abi’nin bize çizdiği alan o kadar dar ki, kanunun verdiği yetkilerden opsiyonların daha öncesinden başlıyor. Enver Abi’nin ilkelerinden, kolay kolay kanuna sıra gelmiyor.

SINIRLARI AŞAN VİZYON

Enver Ağabey, Türk ve İslam dünyasına ehemmiyet verdi. Türk Cumhuriyetleriyle kardeşlik bağının gelişmesi ve seslerini duyurmak için en ücra köşelere bile muhabir gönderdi. Soydaşların da abisi oldu. Avrupa’nın göbeğinde soykırıma uğrayan Bosnalıların, Kosovalıların; Çin zulmü altındaki Doğu Türkistanlıların dramının dünyaya duyurulmasında öncülük etti. Enver Ağabey, bir ilim âşığıydı. İnsan ve Kâinat dergisiyle Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Prof. Dr. Orhan Karmış, Prof. Dr. Ayhan Songar gibi ilim adamlarına sahip çıktı. Seyyid Ahmed Arvasi, Ahmet Kabaklı, Yılmaz Öztuna, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Yavuz Bahadıroğlu, Yavuz Bülend Bakiler, Ömer Öztürkmen gibi fikir adamlarına gazetesinde sütunlar açtı. Çocuk dergisinde yerli millî kahramanlar çizdirdi. Türkiye Çocuk’un ilk yayın yönetmeni Rahim Er’e “Çocuğun için güzel bir dergi hazırla. 100 bin bas, diğer çocuklar da okusun. Kendi evladını nasıl yetiştiriyorsan, diğerlerini de öyle yetiştireceksin” diye talimat verdi. Düsturu şuydu: Milletin çocukları, kendi evladımız gibidir.
Dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip etti. Zamanın ruhunu iyi okudu. Teknoloji şirketleri kurdu. İnternete ilk geçen gazete Türkiye oldu. Gazeteciliğin şekil değiştireceğini; istikbalin gazeteciliğinde haber ve köşe yazılarından ziyade, siyasi analizlerin değer kazanacağını yıllar öncesinden söyledi. Öyle de oldu.

GAZETECİLİKTEN HİÇ KOPMADI

Enver Ağabey, 1939 yılında Denizli’de doğdu. Kuleli Askerî Lisesini ve İstanbul Üniversitesi Biyoloji bölümünü bitirdi. İtalya’da doktora çalışması yaptı. 1970 yılında Hakikat gazetesini kurarak basın dünyasına girdi. Birçok sektörde faaliyet gösteren başarılı bir iş adamı oldu. Ama hayatının merkezine gazeteciliği oturttu. 22 Şubat 2013 tarihinde aramızdan ayrıldı.

Türk basınının sıra dışı patronu! Enver Ağabey'i dua ve rahmetle yâd ediyoruz

ENVER ABİ PRENSİPLERİ

Bu gazetede;
> Uydurukça kelimelerden uzak durulur.
> Gazeteler, ulu orta yere atıldığı için ayet-i kerime ve hadis-i şerifler Arapça basılmaz.
> Allah’a mahsus olan “mucize”, “yaratmak”, “icat etmek” ifadeleri insan için kullanılmaz. Buluş, keşif gibi başka kelimeler tercih edilir.
> Kötü bir durum için “Azizliğe uğradı” denmez. “Aziz” Allah’ın sıfatlarındandır.
> “Ölüm orucu” ifadesini kullanılmaz. Oruç dinî bir terimdir. Yerine “Açlık grevi” yazılır.
> “Kaderini değiştirdi” denmez. Kader değişmez. Yerine “çehresini değiştirdi” ifadesi kullanılır.
> Uygunsuz kadın fotoğrafları yayınlanmaz.
> Argo ifadeler kullanılmaz.
> “İslamcı” kelimesi kullanılmaz. İslam bir ideoloji değildir.
> “İmam nikâhı” yazılmaz. “Dinî nikâh” denilir.
> “Tasavvuf müziği” ifadesi kullanılmaz.
> “Günah keçisi” yazılmaz, Yahudilere ait bir tabirdir.
> Hayvanlara insan ismi verilen haberler yayınlanmaz.
> Gazilik ve şehitlik kavramı Müslümanlara mahsustur, gayrımüslim için yazılmaz. Mesela bir Amerikalı için “Vietnam gazisi” denmez.

Her gazetenin kendine has prensipleri vardır. Bunlar ve daha birçoğu Enver Ağabey’den miras gazetecilik hassasiyetlerimizdir.

ETİKETLER
#Medya
#vefat
#türkiye gazetesi
#enver ören
#Gazetecilik Prensipleri
#Gündem
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.