Tgrt Haber

Matrix efsanesine “romantik” ilave: Matrix Resurrections

24 Aralık 2021 06:08
Matrix efsanesine “romantik” ilave: Matrix Resurrections
matrix,,Matrix Resurrections,

Bir zamanların efsane filmi yeniden çekildi. Yıllar evvel işlediği temalar şimdilerde gerçek olmaya başlayan Matrix efsanesi, yeniden doğdu. Lana Wachowski’nin tek başına çektiği film, uyandırdığı heyecana rağmen nostalji ile romantizm arasında sıkışıyor.

Beyazperdenin bilim kurgu klasiği Matrix, ilk defa 1999 yılında seyircilerle buluştuğunda, yapay zekâ henüz bizi şaşırtacak raddeye gelmemiş, Mark Zuckerberg Metaverse’ü kuracağını açıklamamış, filmin yönetmenleri Wachowski Kardeşler, “queer” olmamıştı! Son 22 senede dünya çok değişti! İnsan ırkı da bu değişimden nasibini fazlasıyla aldı. Artık bir sanal platformun içerisine hapsolacağımız günler hiç de uzak görünmüyor. Ve işte böyle bir zamanda Matrix yeniden sinemaya geliyor. İnsanlığının makineler tarafından kurgulanan bir simülasyonun içerisinde hapsedilmesini merkezine alan “Matrix” bundan kurtulmaya çalışan adamın hikâyesine seyirciyi ortak ediyordu. Eser, hem görüntü teknikleri hem de felsefesiyle sinemada yeni kapıları araladı. Peş peşe çekilen filmlerle üçlemeye dönüşen seri; bugüne kadar üzerinde en fazla kafa patlatılan filmlerden biri oldu. Dahası repliklerinden deri kostümlerine kadar popüler kültürde derin izler bıraktı.

ROMANTİK HİKÂYE

Bugünlerde seyirciyle buluşan ve yönetmenliğini iki kardeşten Lana’nın tek başına üstlendiği “Matrix Resurrections” ise bu mirası romantik bir hikâyeyle harmanlayarak seyirciye sunuyor. İlk filmlerin yıldızları Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss’u Neo ve Trinity rollerinde yeniden bir araya getiren eserde; Yahya Abdul-Mateen, Jessica Henwick, Jonathan Groff, Neil Patrick Harris, Priyanka Chopra Jonas ve Jada Pinkett Smith de rol alıyor.

BU DEFA OYUN TASARIMCISI

Spolier vererek anlatacak olursak: Serinin üçüncü bölümünde öldüğünü düşündüğümüz Neo veya Thomas Anderson, (Keanu Reeves) hayatta kalmıştır. (Kapitalizmin gözü kör olsun!) Ancak Neo, artık kendisini psikolojisi bozuk meşhur bir oyun tasarımcısı olarak bilmekte, Matrix’de yaşadıklarını da hastalığından kaynaklanan hayaller zannetmektedir. Terapisti (Neil Patrick Harris) onu eski “hayal” dünyasından uzak tutmak için elinden geleni yapar; bol bol mavi haplardan verir. Ancak iş ortağı (Jonathan Groff) yeni bir Matrix tasarlaması gerektiğini söylediğinde gerçekliği kaymaya başlar. Terapistin telkinlerinden sıyrılıp hapisten bir defa daha kurtulan Neo, kendisinin ve Trinity’nin (Carrie-Anne Moss) hayatlarını feda etmesinin üzerinden 20 yıl geçtiğini öğrenir. Peki Matrix’te iki çocuklu bir anne olan Trinity’yi de özgür bırakabilecek midir?

DÜNYA DEĞİŞİRKEN…

“Matrix” yıllar sonra yeniden sinemaya misafir olurken, bir heyecanı da beraberinde getiriyor. Wachowski, yeni karakterler ve isimlerle yoğurduğu eserde, yapay zekânın bir kısmını “iyi adam” olarak ekibe dâhil ediyor. Ancak yönetmen, hem Matrix’in mirasından ilham almaya hem de romantik bir hikâye anlatmaya çalışırken zorlanıyor. Şüphesiz 1999’daki ilk film kadar çığır açıcı olmayan eserde, değişen dünyanın beklentilerini karşılayacak fikrî derinliğin yakaladığını söylemek de zor. Ancak Wachowski kendi şahsi hikâyesi üzerinden propagandist mesajları eksik etmiyor! Buna rağmen ikinci ve üçüncü filmlerde olduğu gibi tesirli aksiyon sahneleri oluşuyor. Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss ise aradan geçen 20 sene sonra yine heyecan verici ikili oyunculuk performansı yakalıyor. Eseri bir seriden bağımsız düşündüğümüzde vereceğimiz not ile bir halkanın parçası olarak vereceğimiz kıymet farklı... Ancak filmin başında nostaljinin sömürülmesine dair göndermeler yapılıyor olsa da, Wachowski, eleştirdiği kapitalizmin “yeniden üretim” baskısına karşı koyamamışa benziyor!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...