Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
AB destekli ODYSSEV projesiyle Almanya merkezli araştırma ekipleri 1000 volt ve üzeri yüksek voltaj sistemlerine odaklandı. Hedef net: Daha kısa şarj süresi, daha yüksek verimlilik ve yeni bir standart.
Elektrikli otomobillerde yarış artık sadece menzil üzerinden yürümüyor. Şarj süresi ve verimlilik en az o kadar belirleyici. Sektör 800 volt mimariye yeni yeni alışırken, Avrupa şimdi çıtayı daha da yukarı taşıma hazırlığında. Hedef: 1000 volt ve üzeri.
2019’da tanıtılan Porsche Taycan, 800 voltluk yerleşik güç sistemiyle seri üretimde önemli bir eşiği aşmıştı. O güne kadar 400 volt mimari standart kabul ediliyordu. Bugün hâlâ 400 volt sistemler yaygınlığını koruyor, ancak 800 volt altyapı giderek daha fazla üretici tarafından benimseniyor. Şimdi ise sıradaki adım konuşuluyor: 1000 volt.
Bu soruya cevap arayan adres, Avrupa Birliği destekli ODYSSEV projesi. Proje, elektrikli araçlarda 1000 voltun üzerindeki yüksek voltaj sistemlerini geliştirmeyi ve bu alanda güvenlik standartlarını belirlemeyi amaçlıyor.
Bu alandaki en dikkat çekici hamle ise Çin’den geldi. BYD, yaklaşık bir yıl önce iki modelinde 1000 voltluk platforma geçiş yaptı. Böylece megawatt seviyesinde şarj kapasitesinin önü açıldı. Bu adım, Avrupa’daki üreticiler üzerindeki rekabet baskısını da artırmış durumda.
Yüksek voltaj yalnızca daha hızlı şarj anlamına gelmiyor. Aynı zamanda sistem verimliliği ve araç mimarisi açısından da önemli avantajlar sağlıyor. Yani mesele sadece birkaç dakika daha az beklemek değil, aracın genel performansını ve maliyet yapısını da etkileyen bir dönüşümden söz ediyoruz.
Toplam 42 ay sürecek çalışma, Avrupa Birliği’nin Horizon Europe programı kapsamında ve 2ZERO Partnership desteğiyle finanse ediliyor. Projenin resmi başlangıcı 2026 yılının başında, İspanya’nın Zaragoza kentindeki CIRCE Institute’ta yapılan toplantıyla duyuruldu.
Sekiz Avrupa ülkesinden 14 araştırma kurumu ve şirket projede yer alıyor. Katılımcılar arasında University College London, Dortmund Teknik Üniversitesi, Bremen Üniversitesi, KTH Royal Institute of Technology ile sanayi ortakları Mitsubishi Electric Europe ve ZF Friedrichshafen bulunuyor.
Projenin akademik liderlerinden Prof. Dr. Markus Thoben’e göre 800 voltun üzerindeki sistemler elektromobilitede “bir sonraki mantıklı adım”. Thoben, daha yüksek voltajın yalnızca şarj süresini kısaltmadığını, aynı zamanda daha ince kablo kullanımı sayesinde araç ağırlığını azalttığını ve enerji kayıplarını düşürdüğünü vurguluyor. Bu da elektrikli otomobilleri günlük kullanımda daha cazip hale getiriyor.
Yüksek voltaj konusunu anlamak için yapılan benzetme oldukça sade. Bir hortumdan su geçtiğini düşünün. Daha fazla su taşımak için ya hortumu kalınlaştırırsınız ya da basıncı artırırsınız. Elektrikli araçlarda da durum benzer. Gücü artırmak için ya akımı yükseltip daha kalın kablolar kullanmanız gerekir ya da voltajı artırırsınız.
Yeni yaklaşım ikinci yolu tercih ediyor. Yani voltaj artırılıyor. Böylece ultra hızlı şarj mümkün olurken daha ince kablolar kullanılabiliyor. Bu da hem ağırlık hem maliyet avantajı demek. Üstelik daha az atık ısı oluştuğu için enerji kaybı da düşüyor.
Ancak işin bir de zor tarafı var. 1000 voltun üzerine çıkıldığında yalıtım malzemelerinin dayanımı ciddi şekilde önem kazanıyor. Geleneksel silikon tabanlı yarı iletkenler sınırlarına dayanıyor. Bataryaların ise hızlı şarj sırasında aşırı ısınmadan yüksek miktarda enerjiyi kabul edebilmesi gerekiyor. Açıkçası, mühendislik açısından kolay bir eşik değil bu.
Projede görev alan araştırmacı Seyed Saeed Mirsafian, tüm bileşenler arasındaki karmaşık etkileşimin dijital yöntemlerle yönetildiğini söylüyor. Bilgisayar tabanlı modelleme ve simülasyon teknikleri sayesinde sistemler henüz prototip üretilmeden sanal ortamda optimize ediliyor.
Bu yöntem hem zaman hem maliyet avantajı sağlıyor. Farklı senaryolar önceden test edilebiliyor. Çalışmanın sonunda geliştirilecek gösteri sistemi ise Almanya’nın Selm kentindeki LaSiSe test pistinde gerçek koşullarda denenecek. Yani laboratuvardan çıkıp asfaltla buluşacak.