Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yazılım ve bulut sistemlerine bağımlı hale gelen modern otomobillerde, üretici iflas ettiğinde araç da işlevsiz kalabiliyor. Sorun motor değil, uzaktaki bir sunucu olabilir.
Kontak düğmesine bastınız. Her şey normal görünüyor ama araç çalışmıyor. Akü sağlam, motor yerinde. Yine de hareket yok. Çünkü sorun mekanik değil… Uzaktaki bir sunucu cevap vermiyor.
Yazılım tanımlı otomobiller çağında bu artık ihtimal değil, gerçek bir risk.
Bugünün araçları, özellikle de elektrikliler, yalnızca tekerlek ve bataryadan ibaret değil. Sürekli çevrim içi olan, yazılım güncellemeleri alan, mobil uygulamalarla çalışan birer teknoloji platformu adeta. Kapıyı uzaktan açmak, klimayı çalıştırmak, konumu görmek, hatta bazı modellerde aracı kilidini açmak bile yazılım altyapısına bağlı.
İşin doğrusu şu: Artık otomobilin ömrü sadece mekanik dayanıklılığına değil, arkasındaki yazılım şirketinin ayakta kalmasına da bağlı.
Eskiden araç arızaları çoğunlukla mekanikti. Usta çağırılır, parça değiştirilir, sorun çözülürdü. Şimdi ise yazılımsal bir hata, aracı garajda günlerce bekletebiliyor. Üstelik çözüm için yedek parça değil, yazılım mühendisi gerekiyor. Sorunun kaynağı kod. Ve o kodun kontrolü üreticide.
Bu riskin en çarpıcı örneklerinden biri ABD merkezli elektrikli otomobil üreticisi Fisker oldu. Şirket, Mayıs 2023’te Ocean Sport modeliyle Birleşik Krallık pazarına giriş yaptı. Tesla Model Y’ye rakip olarak konumlandırılan SUV, 35 bin sterlinden başlayan fiyatlarla satılıyordu.
Araçlar 6 yıl ya da yaklaşık 100 bin kilometre garanti kapsamındaydı. Batarya ve güç aktarma organları için ise 10 yıl ya da 160 bin kilometre garanti sunuluyordu.
Ancak 2024’te şirket iflas başvurusunda bulundu.
İngiltere’de yalnızca 419 adet teslim edilmişti. Araç sahiplerinden biri, teslimattan kısa süre sonra ciddi yazılım hataları yaşadı. Mühendisler incelemek üzere aracı almaya hazırlanırken otomobil tamamen çalışmaz hale geldi. Birkaç gün sonra iflas kararı açıklandı.
Sonuç? Yaklaşık 2.500 kilogramlık elektrikli SUV aylarca garajda hareketsiz kaldı. Sorun motor değildi, yazılımdı. Ama o yazılımı düzeltecek şirket artık yoktu.
Benzer bir tablo daha önce de yaşandı. 2007’de kurulan Better Place, batarya değişim istasyonlarıyla menzil kaygısını ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Kendisi araç üretmiyordu; altyapı ve yazılım sağlayıcısıydı.
Tüm sistem merkezi sunucular, abonelik yapısı ve araç doğrulama yazılımları üzerine kuruluydu. Bu yapı için geliştirilen model ise ağırlıklı olarak İsrail ve Danimarka’da satılan Renault Fluence Z.E. idi.
Ancak 2013’te Better Place iflas etti. Sunucular kapatıldı. Batarya değişim istasyonları devre dışı kaldı. Araç kimlik doğrulama ve şarj yönetimini sağlayan arka uç yazılımlar ortadan kayboldu. Birçok araç fiilen kullanılamaz hale geldi. Yani mesele sadece otomobil üreticisi olmak değil. Yazılımı yöneten şirket ortadan kaybolduğunda, sistem de çöküyor.
Modern bir araçta yazılım arızası yaşandığında kullanıcı doğrudan üreticiye başvurmak zorunda. Çünkü kod üzerinde tam kontrol şirketin elinde.
Klasik servis mantığı çoğu zaman yeterli olmuyor. Muhatabınız artık ustadan çok IT departmanı.
Şirket ortadan kalktığında ise araç sahibi ciddi bir belirsizlikle baş başa kalıyor.
Bazı kullanıcı toplulukları resmi destek kesildiğinde yazılımları tersine mühendislik yöntemiyle güncellemeye çalışıyor. Ancak bu da ayrı bir risk. Güvenlik açıkları, garanti dışı kalma ihtimali, teknik hatalar… Liste uzayıp gidiyor.
Yeni araçlar garanti kapsamında olduğu için üreticiler genellikle yazılım sorunlarını güncellemelerle çözmeye çalışıyor. Geri çağırma kampanyaları ya da kablosuz güncellemeler devreye giriyor.
Örneğin 10 yaşındaki bir Tesla Model S cazip bir fiyatla bulunabilir. Fakat yazılım desteğinin ne kadar süreceğine dair net bir güvence yok.
Destek kesildiğinde araç sadece arıza riskiyle karşı karşıya kalmaz. Aynı zamanda siber güvenlik açısından savunmasız hale gelir. Güncelleme almayan bir otomobil, internete açık bırakılmış eski bir modem kadar riskli olabilir.
Üstelik bu durum yalnızca yeni markalara özgü değil. 1990’lı yıllara ait McLaren Formula 1 araçlarını çalıştırmak için dönemin dizüstü bilgisayarları, eski Windows sürümleri ve özel arayüz donanımları gerekiyor.