Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Soğuk kış sabahlarında kontağı çevirdikten sonra aracın içinde oturup motorun ısınmasını beklemek, babadan oğula geçen bir şoförlük geleneğidir. Birçok sürücü, bu işlemin motor yağının ısınmasını sağladığını ve motoru koruduğunu düşünür. Ancak otomotiv mühendisleri, yeni nesil araçlarda bu alışkanlığın tamamen gereksiz olduğunu, hatta motora faydadan çok zarar verdiğini belirtiyor. Rölantide beklemek, "silindir yıkama" denilen kimyasal bir süreci tetikleyerek motorun ömrünü kısaltıyor. İşte motoru ısıtma efsanesinin ardındaki gerçekler ve aracınızı kışın korumanın doğru yolu.
Kış mevsiminin dondurucu soğuklarında, sabah işe gitmek için araca bindiğimizde yaptığımız ilk iş kontağı çevirmek ve kalorifer ısınana kadar, bazen 5, bazen 10 dakika boyunca aracı olduğu yerde (rölantide) çalıştırmaktır. Bu ritüel, sürücüler arasında o kadar kökleşmiştir ki, yapmadığımızda sanki motora büyük bir kötülük yapıyormuşuz gibi hissederiz. Bu inanışın temeli, 1980'li ve 90'lı yılların başındaki karbüratörlü araçlara dayanır. O dönemdeki araçlarda, yakıt-hava karışımını ayarlayan mekanik sistemler soğukta verimli çalışamazdı ve aracın stop etmemesi için gerçekten de ısınması gerekirdi. Ancak son 30 yılda üretilen neredeyse tüm araçlar, elektronik yakıt enjeksiyon (EFI) sistemine sahiptir. Bu sistem, dış hava sıcaklığı eksi 20 derece bile olsa, motorun ihtiyaç duyduğu yakıt karışımını milisaniyeler içinde ayarlar. Yani modern bir aracın "ısınmak" için beklemeye ihtiyacı yoktur. Aksine, olduğu yerde çalışmak, motorun iç parçalarında sinsi bir aşınma sürecini başlatır.
Aracınızı soğuk havada ilk çalıştırdığınızda, motor beyni (ECU), motorun soğuk olduğunu algılar ve yanma odasına normalden çok daha zengin bir yakıt karışımı gönderir. Yani silindirlere daha fazla benzin veya dizel püskürtülür. Eğer hemen yola çıkarsanız, motor yük altında olduğu için bu yakıt hızla yanar ve enerjiye dönüşür. Ancak aracı rölantide bekletirseniz, motor çok yavaş ısınır. Bu yavaş ısınma sürecinde, yanma odasına gönderilen fazladan yakıtın tamamı yanmaz. Yanmayan bu çiğ yakıt, silindir duvarlarında yoğunlaşır. Benzin ve dizel, kimyasal olarak çok güçlü çözücülerdir. Silindir duvarlarında biriken bu yakıt, pistonların rahat hareket etmesini sağlayan o hayati "koruyucu yağ filmini" çözer ve yıkayıp aşağı indirir. Mühendislik dilinde buna "Silindir Yıkama" (Cylinder Wash) denir. Yağ filmi ortadan kalktığında, piston segmanları ve silindir duvarları arasında metal metale sürtünme başlar. Bu durum, motorun en çok aşındığı andır ve motor ömründen çalan en büyük etkendir.
Silindir duvarlarından süzülen bu yanmamış yakıtın gideceği tek bir yer vardır: Karter, yani motor yağının depolandığı hazne. Rölantide uzun süre bekleyen araçlarda, yakıt yağa karışarak yağın kimyasal yapısını bozar ve viskozitesini (akışkanlığını) düşürür. Seyrelen ve incelen motor yağı, motorun hareketli parçalarını koruma görevini yeterince yerine getiremez hale gelir. Bu durum, sadece silindirlerde değil, krank milinde ve yataklarda da aşınmayı hızlandırır. Sık sık rölantide ısıtma yapan araçların yağ değişimlerinde, çıkan yağın yoğun bir benzin kokması bu yüzdendir. Ayrıca, rölantide çalışma sırasında yakıt tam yanmadığı için egzoz gazlarındaki kurum miktarı artar. Bu kurum, egzoz valflerinde, bujilerde ve özellikle dizel araçlarda partikül filtresinde (DPF) ve EGR valfinde tıkanıklıklara yol açar. Yani motoru korumak isterken, aslında egzoz sisteminizi tıkamış olursunuz.
Sürücülerin gözden kaçırdığı bir diğer nokta da aracın sadece motordan ibaret olmadığıdır. Siz aracı rölantide 10 dakika çalıştırdığınızda, motor suyu ve motor yağı bir miktar ısınabilir. Ancak aracın hareket etmesini sağlayan şanzıman yağı, diferansiyel dişlileri, tekerlek bilyaları ve süspansiyon sistemi hala buz gibidir. Rölantide bekledikten sonra "aracım ısındı" güveniyle yola çıkıp gaza aniden basmak, hala soğuk ve katı olan şanzıman yağına ve yürüyen aksama büyük zarar verir. Çünkü bu parçalar sadece tekerlekler döndüğünde ısınır. Rölantide beklemek, size yalancı bir güven hissi vererek mekanik parçaları riske atmanıza neden olabilir.
Peki, soğuk bir kış sabahında ne yapmalıyız? Otomobil üreticilerinin kullanım kitapçıklarında yazdığı ve mühendislerin önerdiği yöntem şudur: Aracınızı çalıştırın, emniyet kemerinizi takın, aynalarınızı kontrol edin (bu süreç yaklaşık 30 saniye ila 1 dakika sürer) ve hemen yola çıkın. Ancak "hemen yola çıkmak", gaza sonuna kadar basmak demek değildir. İlk 5-10 dakika boyunca, motor sıcaklığı normal seviyeye gelene kadar aracı "nazik" kullanın. Yüksek devirlere çıkmayın, ani hızlanmalardan kaçının. Hareket halindeki bir araç, rölantide bekleyen bir araca göre çok daha hızlı ısınır. Motor yük altında çalıştığı için, yanma odasındaki sıcaklık hızla ideal seviyeye ulaşır, katalitik konvertör çabuk devreye girer ve "silindir yıkama" riski ortadan kalkar. Ayrıca hareket ettiğiniz için şanzıman ve diğer yürüyen aksam da motorla eş zamanlı olarak ısınır. Bu yöntem, hem motorunuzun ömrünü uzatır, hem yakıt tasarrufu sağlar hem de havayı gereksiz yere kirletmenizi engeller. Unutmayın, modern arabalar beklemeyi değil, gitmeyi sever.