Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde konuştu. İş dünyasına önemli mesajlar veren Erdoğan, "Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak, kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik." dedi.

İşte Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları:
Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK’e, hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. Biliyorsunuz, bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlana’nın pergel metaforu vardır. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi dış politikada da korkular, düşmanlıklar ve önyargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve 'kazan-kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk; ihtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak, başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik.

Sadece 2025 yılında şahsen 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdim, 26 zirveye iştirak ettim. Ülkemizde 136 yabancı misafiri ağırladık. Seksen dört yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirirken, 134 kabul yaptık. Bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmemiz dahil değil, onları saymıyorum bile.
Yani bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar ve zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken; diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik.
Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum: Gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık oldum. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye'yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay-yıldızlı al bayrağımızın sadece diplomatik misyonlarımızda değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten inanın çok ama çok kıvanç duydum.
El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki, 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz.
DEİK'imizin kıymetli mensupları, çok değerli kardeşlerim; Türkiye'nin iktidarlarımız döneminde nereden nereye geldiğini sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz. Darbe girişimlerinden ekonomimizi hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar, bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan edecek nice badireyi nasıl alnımızın akıyla atlattığımızın sizler şahidisiniz.
Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da açıkça ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan, geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye; hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı.
Bir diğer başarımız, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payının artmasıdır. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız, 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak, 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz.
Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi de ücret ve taşıma destekleriyle güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız Kabine Toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken, finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak, kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik.
Şu bir gerçek ki, finansmana erişim ne kadar önemliyse, bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılması da o derece önemlidir. Biz ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil; üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz. Ticaret hayatının birinci kuralı, ürünü satacak pazar bulmaktır. İhracatın belirleyicisi ise dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil; yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmasına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız.
Kıymetli misafirler, küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanındadır. Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı asla yalnız bırakmadık, bırakmıyoruz.
Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son bir yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz. İmalat sanayisinde, elektrik ve doğalgaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasındayız. Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık.
İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin ve finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz. Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler, kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz.
Üreticilerimiz için de tarihi bir adım attık. Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık: Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan!
Dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz: Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin; sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. Ülkemize yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, belirli şartları sağlamaları halinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyecek. Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil; inşallah yatırımın yönetildiği, yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline dönüştürmekte kararlıyız